bilinç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilinç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2020 Pazar

David Icke'dan saptamalar

Gerçek'in Titreşimleri - 95

David Icke’dan saptamalar
  • İnsanlar kendilerine o kadar güven duymuyorlar ki, ne düşüneceklerini bile kendilerine hep başkalarının söylemesini bekliyorlar. Oysa zihinlerini kuşku ve sınırlamalardan kurtarabilseler, ‘bil’ecekler.  Düşünüp durma, bil. Sorup durma, bil...                          
  • ‘Şimdi’yi  yaşayıp keyfini çıkaramıyoruz, çünkü ‘şimdi’mize hep, geçmişin yükü ve geleceğin endişeleri hakim…                 
  • Hayat, çoğunlukla en büyük armağanlarımızı en kötü kabusların arkasına o kadar güzel saklar ki...
  • Fiziksel veya holografik dünya, ‘metafizik evren’in, yani ‘bilgi yapısı’nın şifrelenmiş bir versiyonudur.
  • Ne düşünüyorsak onu yaratıyoruz, ama düşündüğümüz, ne hissettiğimize ve ne bildiğimize bağlı..
  • Sadece materyalistik ve fiziksel olanı algılayarak, her şeyi beş duyu ile süzüyoruz.
  • Ne ile savaşırsan, o savaş sen olursun…          
  • Önemli olan ne başardığın değil, başardığın koşullardır...
  • Ne kadar çok ‘bil’irsem o kadar daha kolaylaşıyor, karmaşıklık perdesi kalktığı zaman, ortaya temeldeki bilginin ne kadar basit olduğu çıkıyor.
  • İnsanlar inanılmaz bir ölçekte uyanıyorlar, bunu benim çalışmalarıma gösterilen ilgiden anlıyorum. 1990’da bana söylenilen ilk şeylerden birisi, yani ‘Gerçek’in titreşimleri’nin konusu, insanlığın uyanışı idi. Şimdi bunun her geçen gün daha arttığını görüyorum. Aslında hepimizin bildiği, ama unutmamız için manipüle edilmiş olduğumuz ‘gerçek’e uyanıyoruz. Umarım benim geçirdiğim deneyim, insanların kendilerini bulmalarına yardımcı olur. Bunu herkes yapabilir. Bunun için ‘özel’ olmamız gerekmiyor, çünkü zaten özeliz, sadece bunu anlamamız gerekiyor. Bilinç'imiz ‘akıl’ın egemenliğinde...Yüksek ‘bilinç’inize bağlanmak için alay edilmekten, lanetlenmekten korkmayın. İçgüdünüz ne diyorsa onu dinleyin, çünkü artık ‘bilinç’iniz konuşacaktır, yani ‘Sessiz Ses’. Onu izleyin ve macera başlasın...
  • Eğer bir hortum geliyorsa en etkili hareket ne olur? Başınızı kuma gömüp, kendinizi onun gelmediğine inandırmaya çalışırsınız değil mi? Bu geçici bir çözüm olabilir, ama hortum hala geliyor ve kafanız kumda da olsa, bacaklarınız hala açıkta. Bilmemek iyi bir çare gibi görünebilir, ama sonuç? En iyisi hortumun geldiği gerçeğini kabullenip ayağa kalkmak ve göğüslemek. Bunu yaparak durumu kontrol altına alıyor, felaketten korunmak için kendinize güç veriyorsunuz.  Bugün insanoğlunun seçimi bu olacak. Unutmayın, bilmemek geçici bir çözüm olabilir, ama sadece geçici bir çözüm...
  • Nerede başladığın veya nerede bitirdiğin değil, önemli olan ikisinin arasındaki mesafedir.
  • Dünya asla göründüğü gibi değil ve bu yolculukta benimle birlikte buraya kadar gelmiş olanlar için bile daha karşılaşılacak büyük sürprizler var.   
  • Form=Şekil Information=Bilgi
    Hepimizin bulunduğu asıl hal “farkındalık”tır. “Farkındalık”ın şekli yoktur, ama şekil alemine gelmiş olduğumuz için bir şekle bürünüyoruz. Form=Şekil, Information=Bilgi’den gelir.
  • 5 duyu, bir deşifre sistemidir. Bu sistem, dalga formundaki bilgiyi elektriksel bilgiye çevirir, yani bilgi beyine iletilir, elektriksel bilgi bütün genetik yapı ile birlikte dijital ve holografik bilgiye dönüşür. Beyin, gelen düşünceleri elektrik akımına çevirip harmanlar, yorum katarak merkezi sinir sistemi vasıtasıyla bedenin her noktasına yayar. Deneyimler, travmalar ve anılar da devreye girince beynin veya bilinçaltının da kattığı yorumla, ilk saf ve temiz düşünce bambaşka hallere girebilir.
  • “Uyanmak” insanların 5 duyu bilincinin çok ötesine geçmeleri demektir. Yani sonsuz bilinçlerinin çok daha derinliklerine ulaşabildikleri ve dünyayı algılama noktalarının çok daha geliştiği, “çok boyutlu bilinç”e ulaşmalarıdır. 



30 Aralık 2019 Pazartesi

Yedi yaşına kadar programlanıyoruz

“Gerçek”in Titreşimleri - 94

Hayatımızın ilk 7 yılında nasıl programlanıyoruz?

 




David Icke:
Olduğunuzu zannettiğiniz şey değilsiniz!

Dr.Bruce Lipton:
“Matrix filmi bir bilim kurgu filmi değil, o bir belgesel!

David Icke:
“Normal” in bir şekilde yüklenmesi.

Dr.Bruce Lipton:
Beyin bir Ipad gibi, bilinç, içinde yaratabileceğim bir ekran gibi, ama sabit sürücüde bir şey yoksa, o zaman yaratamam.

David Icke:
İnsan hayatına baktığınız zaman görüyorsunuz, bu tam bir algılama programlaması ve beşikten mezara kadar yükleniyor. Doğuyorsunuz ve algılama açısından derhal anne-babalarınız tarafından etkilenmeye başlıyorsunuz. Tabii ki onlar kötü değil, ama şimdi sizin geçeceğiniz sistemden onlar da geçmişler. Sistemi de, delileri de “normal” olarak kabul etmişler, bu durumda sizin için doğru olanı yapmak istedikleri için de o algılamaları size geçirecekler.

Dr.Bruce Lipton:
Doğarken nasıl programlanıyoruz. Hayatımızın % 95’i hayat programlanmasından kaynaklanıyor. Hayatımızın ilk yedi yılını nasıl yaşıyoruz?

4 Aralık 2018 Salı

Çözüm mü istiyorsunuz?

“Gerçek’in Titreşimleri” - 90

Çözüm mü istiyorsunuz? Buyrun, size çözüm...

0:05:
Merhaba, Davidicke.com videosuna hoşgeldiniz. 
 
0:12:
Pekala, bu hafta bazı sorulara cevap vereceğim, çok sayıda var, çoğu da farklı konularda, ancak 3-4 kişiden gelmiş olan bir iki tanesine değinmek istiyorum. “Neden bize çözüm önermiyorsun?” ve “Neden hep yolunda gitmeyen konulardan söz ediyorsun ve biize bunun için ne yapılması gerektiğini söylemiyorsun?”
0:42:
Onlarca yıldır bununla karşılaştığım için yaptığım için ilginç geliyor, oysa dedikleri gibi çözümden hep bahsediyorum, ama insanlar da hep by pass ediyorlar, çünkü onların duymak istedikleri bu değil. Çözüm istedikleri zaman mutlaka, A, B, C ve D şeklinde yapmalıyız, toplantı yapılmalı, tutanak tutulmalı v.s. Ama şimdi açıklayacağım üzere, bunlar hiçbir çözüme ulaştırmıyor. Değiştirmemiz gereken şey davranışlarımız, algılamalarımız ve sadece başkalarına aktarmak yerine, dünyada neler olduğuna dair ne kadar kişisel sorumluluk almaya hazırız, bunu bilmemiz gerekir.

16 Eylül 2018 Pazar

Biz okyanusuz; uyanın!

 Gerçek’in Titreşimleri - 87

Biz “Okyanus”uz – “Uyanın” adlı Dünya Turu’ndan...
(Maastrich-Hollanda) Ocak, 2018



0:01:

Şekil olarak, okyanustaki bir dalganın sırtı gibiyiz. Bir dalganın sırtı farklı görünür. Dalganın köpüğü gibi görünür, ama aynı okyanustur, sadece okyanusun farklı bir ifadesidir. Biz “o” yuz. Aynı “Sonsuz Farkındalık” halinin farklı ifadeleri... 
 

0:25:

Biliyorsunuz çocukken öğretirler; burası Atlantik Okyanusu, burası Pasifik Okyanusu, şurası Hint Okyanusu diye. “İyi ama, hepsi de aynı su!” diye düşünürdüm. Hepsi aynı su bile olsa, tek yaptıkları farklı isimler vermekti! Şimdi biliyoruz ki, suyun hangi bölümünden söz ediyorsak ona göre söylüyoruz.

0:47:

Ama aynı şekilde hepimizin bir odaklanma olduğu aynı “Farkındalık”ı da bölünüyor ve ona farklı isimler veriliyor; Fred Jones, Bill Smith... Tabii o kadarcık bir odaklanma da, kendisini minicik önemsiz bir parça sayıyor!

1:06:

Okyanus damladan, damla da okyanustan oluşur. Elinizde okyanustan bir damla tutuuğunuz zaman belki soyutlanmış, herşeyden kopmuş gibi görünür, ama onu okyanusa geri koyduğunuz zaman damla nerede biter, okyanus nerede başlar? Hepsi aynı sudur. İşte insanoğlunun bütün algılamasını köle eden komplonun özü budur! Damlayı/5 duyu zihnini okyanustan/Sonsuz Farkındalık’tan koparmak... Bunu bir kez başarırlarsa başımız dertte demektir. 
 

1:45:

Leonard Cohen’in dediği gibi; “Eğer okyanusun kendisi olmazsan, hayatın boyunca deniz tutar!” Ve insanların çoğu bu yuvadan kopukluk, soyutlanmışlık duygusu çekiyor. Sanıyorum sorunlar hep bu realitedeki kopuklukluktan kaynaklanıyor. Gerçek benliklerinden, sonsuz benliklerinden kopuklar, zaten programın dayattığı da bu!

2:10:

Sistem; “Sen önemsizsin, hiçbir gücün yok!” diyor. Oysa gerçek şu ki; Sen her şeysin. Sistemin bizi sokmak istediği boşluk bu. Dolayısıyla kendimizi böyle değil, böyle görüyoruz. Zaten o zaman da mesele kalmıyor.

2:32:

Böylece evet, aciz ben! “Oh, ben sadece küçücük benim!” Oysa öyle bir şey yok! O sadece algılamamızda var ve kendi “aciz ben” algılamamız bazı nedenlerle böyle dışavurup, bizde “aciz ben” deneyimi yaratıyor! İnanmazsak “aciz ben” diye birşey yok. Hepimiz kendini sonsuz şekilde deneyimleyen “Sonsuz Benlik”iz. O deneyimleri yaşayan hep aynı bilinciz!

3:03:

Dünyanın farklı yerlerinde bütün antik ve yerli kültürlerde bu güce farklı isimler verilmiş. Kuzey Amerika Lakota yerlileri ona “Wacken Tanka” demişler. Her şeyi hareket ettiren büyük güç. Bilinç dediğimiz güç, her yerde ve her şeyde. O bilinci ne kadar içimize alırsak, o kadar realitemiz de deneyimleyeceğimiz şeyi yaratır.

3:42:

Bu, Yeni Bilim ifşaatları. Ağaçlar birbirleriyle iletişim içerisindeymiş ve sosyal çevreleri varmış! Her şey bilinç!

3:52:

Bilim adamları keşfedince şaşırmışlar, bitkiler insanlar gibi öğrenebiliyor ve çevrelerine uyum sağlayabiliyorlarmış! Yani bitkiler bilinçli mi? Cevap; Her şey bilinç! Gözden kaçırdığımız birşey daha var. Cansız cisimleri de bir bilinç şekli. Çağlardan beri bu bilinen bir tema. “Her şey canlı, her şey birbirine bağlı!” – Çiçero

4:18:

Leonardo da Vinci; “Görmeyi öğrenin. Her şeyin her şeyle bağlantılı olduğunu farkedin!” demiş, çünkü bilinç seviyesinde her şey; her şey!

4:28:

Ezoterik filozof, ressam ve şair William Blake; “Eğer algılama kapıları temizlenmiş olsaydı, insanoğluna herşey gerçekte olduğu gibi görünürdü, yani “Sonsuz”. Ve tabii program/sistem orada ve algılama kapılarının hiç temizlenmemesi için nöbet bekliyor!

4:50:

Nikola Tesla; “Beynim sadece bir alıcı. Evrende bilgi, güç ve ilham sağladığımız bir çekirdek var. Onun sırlarına vakıf değilim, ama var olduğunu biliyorum!” demiş...



20 Şubat 2018 Salı

Dünya bir bilgisayar oyunu olabilir mi?

Gerçek’in Titreşimleri – 79

David Icke Türkçe Video
Dünya, gerçeklik ve simulasyon üzerine

Hem Türkçe altyazılı video olarak, hem de aşağıda düz yazı olarak sunulmuştur.


Merhaba. Davidicke.com üyeleri için sunulan video cast'ımıza hoşgeldiniz. Bu hafta yine pek çok mesaj aldık.

Kevin Black'in sorusuyla devam edeceğiz. Kevin soruyor ki "Dünya Düz mü?" Düz Dünya sorusunu neden sorduğunu bilemiyorum ama... cevabım şu olurdu: Nereden bilebiliriz ki? Gerçekten dünya var mı bilebilir miyiz? Evet dünyada yaşıyoruz, öyle değil mi? Çevremizdeki bunca şey, uzaydan görülenler. Evet... Ama ne görüyoruz? Yani gördüğümüz şey... araştırılmakta olan bir saha. İnsanoğlunun burada bulunduğu durumu araştırıyoruz. Ki bu da çoğu insan tarafından gözardı ediliyor. Siz araştırmayı incelersiniz, ben ise kendim bakarım. Ne olduğunu görmem lazım. Finansal ya da politik bir manipulasyon var mı bakmam lazım. Savaş la ilgili bir manipulasyon var mı, tezgahlanmış bir terör saldırısı mı var... Bunun yapılması lazım. Ama olayın zemininde aslında realitenin anlaşılması yatıyor. 

2 Şubat 2018 Cuma

Gerçeğin Titreşimleri nedir?

Gerçek’in Titreşimleri – 78


(LookHereAndWakeUp - Mayıs 2011)


“Gerçek’in Titreşimleri” Nedir?


0:11:
En başında, ortaya çıkıp şimdi yapmakta olduğum işi yapacağım söylenmişti. Şimdi kelimeyi en geniş bağlamda kullanıyorum, “spiritüel bir devrim” geliyordu. Titreşimsel bir değişim gelecek, insanoğlunu hipnotik halden uyandıracaktı. Diyorum ki, hipnotik hal oradan geliyor, havada görüyoruz ve 1990-1991’lerde bu konunun içine girdiğim zaman ilk yazdığım kitaba bu titreşimsel değişimin adı olan “Gerçek’in Titreşimleri” adını verdim.

0:52:
Çünkü bana söylenenlere göre, bunun iki ana etkisi olacaktı. Birincisi, insanlar komadan uyanacaklar, yani önce uyanacaklar, sonra bu gittikçe daha hızlı bir şekilde gerçekleşecekti. Robert, şimdi bunu görüyoruz, bütün dünyada oluyor!...

1:12:
Ama aynı zamanda insanlıktan gizlenmiş olan her şey ortaya çıkacaktı. 20 yıl önce buna ait en küçük bir işaret bile yoktu. Oysa şimdi şu hale bak! Geçen yıl, 5 yıl önce, 10 yıl önce, şimdi bildiklerimizin hiçbirini bilmiyorduk! Gerçekten geliyor!

1:29:
Benim açımdan bu “Gerçek’in Titreşimleri”- bu arada bu da noktaları birleştirdiğim uzun bir hikaye, zaten çoğu da öyle, çünkü çoğu farklı kaynaklardan geliyor ve parçaları bir araya getiriyorsun, ama hepsi aynı yönü gösteriyor.

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Realite’nin Holografik İllüzyonu

Gerçek'in Titreşimleri - 68

Realite’nin Holografik İllüzyonu/Algı Yanılması
Gerçeğin Titreşimleri (62) ‘Holografik Evren’ devamı


Bazı bilim adamları fiziksel dünyanın sadece gözlemlendiği takdirde var olduğunu savunuyor. Kabul ediyorum. Neden, çünkü; bir bilgisayara bir disk koyduğunuz zaman diskin üzerindeki bilgiyi aynı anda okumaz. Lazer hangi bölümünü gözlemliyorsa onu okur. Diğer öğeler bilgi formuna konur, ekrana resim v.s. olarak geçirilmez. Biz de aynı şeyi yapıyoruz.

Gözlemlediğimiz veya deşifre ettiğimiz zaman onu bu realiteye getiririz, ama bu olmayınca   sadece temel titreşimsel metafizik evrendir... Herşeyin temeli. O zaman beyine hiç ışık gitmez. Peki ışığı nasıl görürüz? Beyin o ışığın bilgisini deşifre eder, beyine hiçbir ışık girmez, o zaman ışığa nasıl bakar da görürüm? Dolayısıyla Matrix filmindeki bir sahnede, “Kaşık yok, o eğilen kaşık değil, hepsi sadece senin zihninde!” dediği çok doğru, çünkü kaşığın fiziksel formda var olduğu tek yer zihnimiz! Realiteyi deşifre ettiğiniz yöntemle kaşığı da bükersiniz...

Mucizeler, mümkün olan ve olmayan neyse o programı altetmek suretiyle oluşur. Örneğin, ateşin üzerinde yürürsek ayağımızın yanacağına inanırız, çünkü ona programlanmışız. Kızgın kömürün üzerinde yürürseniz, deşifre etme haliniz, yani inancınız yanacağı doğrultusundaysa ayağınız tabii ki yanar. Ama birçok kişide görmüşsünüzdür. Bilinçliliğin farklı bir seviyesinden geçer, o inancı altederseniz , kızgın kömürün üzerinde yürüyüp hiçbirşey hissetmezsiniz.  Neden? Çünkü eğer öyle olacağına inanmıyorsanız, bir illüzyon başka bir illüzyonu yakamaz. Bu bir mucize değildir. Hepsi sadece “mümkün olan herşey”i nasıl dışavurduğu anlayışını anlamamıza bağlı. O anlayış da, kendimizin birer “bilinç”olduğumuz anlayışıdır. Hepimiz, birer deneyim yaşamakta olan bedensiz, şekilsiz “farkındalık”larız.

20 Mart 2017 Pazartesi

Sonsuz Potansiyelsiniz

Gerçek'in Titreşimleri - 66

Sonsuz Potansiyel / Sonsuz Kapasitesiniz

23 Ocak, 2017


0:17 Şimdi size bu alemdeki farkındalığımla bakıyorum. Farkındalığım, görünen ışığın minik frekans bandına odaklanmış durumda. Dolayısıyla sizi görüyorum, ama ötesini göremiyorum. Bedenim görev yapamaz hale gelince, yani bedenim öldüğü zaman bedenin algılaması bitiyor.

0:35 Artık realiteyi bu beden yoluyla, bu durumda bedenin sınırlı frekans menziliyle algılayamam. Oysa bilincim çok daha gelişmiş bir halde algılama yapıyor. Bütün olan bu.

0:47 Malum, şu müthiş ölüm korkumuz var, ama bu, hayatı bilmemekten kaynaklanıyor. Hayat nedir? Kendimizin; farkındalık, yok edilemez, sonsuz farkındalık/bilinç, farkında olma hali olduğumuzu anladığımız zaman ölüm falan olmaz.

1:10 Beden görev yapamaz hale geliyor, buna ölüm diyoruz, tabii ki öyle, peki sonsuza kadar kalabilir miyiz? Sonsuzluğu keşfetmek ister miydiniz? “Ne? Yo, yo, sonsuzluğu keşfetmek istemiyorum, aşağıdaki süpermarkette çalışmak istiyorum.” Yani, hadi yapmayın..

2 Mart 2017 Perşembe

Hayalet Benliğiniz Nedir?

Gerçek'in Titreşimleri - 65

Video metni: Hayalet Benliğiniz Nedir?
18 Ocak, 2017




Şu anda İtalya’da olmaktan çok mutluyum, çünkü her yere gitmek beni çok mutlu ediyor. Şöyle geriye bir baktığımda, 26 yıl önce bu yola çıktığım zaman hiç kimsenin umurunda bile olmadığı bir konuydu, dolayısıyla dalga geçilir, istismar edilir, ciddiye alınmazdım. Oysa şimdi, (2016) Haziran’da İngiltere’de başlamış olduğum dünya çapındaki ‘Uyanın’ turu ile Avustralya’da 4 şehre, sonra Yeni Zelanda’ya, New York’a, San Fransisco ve Los Angeles’a gittim, birkaç hafta önce Çek Cumhuriyeti’nde Prag’daydım, şimdi ise İtalya’dayım. 

1:12: Rüyada gibiyim, çünkü çalışmalarıma müthiş bir ilgi var. Hani sizi sokakta durdurur konuşmak isterler, bu çok hoş bir duygudur. Nereye gitsem, sokakta durduruluyor ve çalışmalarımla ilgili son derece akıllıca sorularla karşılaşıyorum veya insanlar; “Biliyor musun, kitaplarını okuyorum ve yaptığın müthiş birşey!” diyorlar. Bütün bunları 26 yıl öncesiyle veya 25, 24, 23, hatta 22 yıl öncesiyle kıyasladığım zaman sokakta karşılaştığım tek şey alay edilmek, gülüşmeler ve tacizdi. Dolayısıyla şimdi müthiş bir değişim var...

7 Şubat 2017 Salı

Zaman Döngüsü

Gerçeğin Titreşimleri - 64

Zaman Döngüsü (8 Ağustos 2001 tarihli videodan)



0:01: Bilinç, ‘zaman’ın olmadığı yerde faaliyet gösterir. Eğer hep ‘zaman’a bağlı olarak faaliyet gösterirsek, tamamen bunun doğasına bağlı olarak, başka bir algılama seviyesi olan ‘bilinç’ten koparız. 

0:22: Sadece ‘şimdi’ var. Hepsi o! Diyebilirsiniz ki; “Hayır! Hayır! Şu geçmiş, şu da gelecek!”. Pekala, geleceği düşünün bir bakalım, neredesiniz? ‘Şu anda buradasınız öyle değil mi? Peki geçmiş anılarınızı düşündüğünüz zaman neredesiniz? Yine şimdide, yani şu anda buradasınız! 

16 Ocak 2017 Pazartesi

Yeni Şafak Dergisi Söyleşisi

New Dawn Dergisi Ağustos 2016 ─ Marc Star

Gerçeğin Titreşimleri - 63

David Icke, global komplo konusunda ana akım inanç sistemlerini sorgulayanların arasında, bir çalar saat gibi en çok sayıda insanı uyandırmış olan bir ikon... Yazma konusunda çok güçlü ve etkili bir kalemi var.  Olağanüstü doğal konuşma yeteneğinden başka kendisinden öncekilerde hiç olmayan bir başka becerisi de birbiriyle hiç bağlantısı yokmuş gibi görünen noktaları birleştirip, ortaya büyük bir tablo çıkarabilmesi. Bu tabloyu açık zihinlere açıkladığı zaman o kişilerin, piksellerden oluşmuş sis perdesinin arasındaki görüntüleri görebilmesini sağlıyor. Bu alandaki araştırmacılar arasında belki de insanların “Vay be! Şimdi anladım!” demesini en çok o sağlamıştır. 

2009’da Melbourne’deki konuşmasını dinledikten sonra David Icke’ın şimdi okumakta olduğunuz bu yazıyı yazan kişinin, yani benim üzerinde de büyük bir etkisinin olduğu kesin. En sonunda, 11 Eylül saldırısının çok daha önemli bir dönüm noktası olduğunu ve çok daha kapsamlı bir hikayeye nasıl oturduğunu anladım. Bu, David Icke ‘ın, 26 yıldır araştırıp izini sürdüğü ve gittikçe güçlenen küresel gücün hikayesi. Ancak  küresel komplo konusunda, David Icke’ın pek çok araştırmacıdan farklı olan yönü, noktaları birleştirmenin ötesinde, planın nerelere ulaşacağını da görüyor olabilmesi. Kitaplarında ve konuşmalarında verdiği bilgilerin çoğu doğru çıkıyor. Terör savaşı, küresel ekonomik çöküş, elit tabakanın pedofili halkaları, nakitsiz toplum, implant edilen mikroçipler, batının Rusya ve Çin’e karşı gerilimi tırmandırma politikası v.s.

9 Kasım 2016 Çarşamba

Gerçeğin Titreşimleri - 61 - Özgürlüğe Giden Yol

Yazımız üstteki videonun metnidir.
Müzik: Christopher Lloyd Clark. Dinlemek için tıklayın


David Icke ~ Özgürlüğe Giden Yol!

4 Haziran 2016

Eğer evrene yeniden bağlanacaksak, eğer “Gerçek kendim olmak ve varolan herşeye yeniden bağlanmak istiyorum” dersek, o niyetimiz daima, bize bunun için gerekli olan deneyimleri çekecektir. Her zaman... Ve o bağlantıyı kurabilmek için ihtiyacımız olan tek şey de o düşük titreşimli olumsuz duyguların ‘foseptik’ seviyesinden temizlenmektir. Oysa bütün yaptığımız şu; içimizdeki bütün o şeyleri inkar ediyor, “Boşver, gel konuyu değiştirelim arkadaş, bu konuya girmek istemiyorum!” diyor, sonra da bu işi başarmamıza engel olacak ne kadar deneyim ve kişi varsa, kendimize hep onları çekiyoruz.
Gerçekte olduğumuz varlığımız neyse, bizi ondan koparan bütün o düşük titreşimli duygusal molozları temizlememiz lazım. Eğer bu yolculuğa çıkmak üzere hazırsak ve mücadeleler başladığı zaman “Valla, spiritüelliği seviyorum, ama o kadar da çok değil, teşekkür ederim, ben almayayım” dersek, olmaz. Aslında bizi özgür kılacak olan bu mücadeleler...
Bir adım geriye çekilip, bizi asıl özgür kılacak olan şeyin bu deneyim olduğunu farketmemiz lazım. Bunlar, sanki bizler iyi insanlar değilmişiz de kötü olaylar geçiriyormuşuz gibi algılanıyor. Hep duyuyorum, bazıları; “Önceki hayatımda çok kötü birşey yapmış olmalıyım!”diyorlar.

21 Ekim 2016 Cuma

Gerçeğin Titreşimleri - 60 - Güneş



Öyle bir süreçteyiz ki, insan bilinci ve farkındalığının şekillenmesi işleminde büyük bir aşama görülüyor. Bazıları buna ‘Gelişme/Değişme’, bazıları da ‘Titreşimsel Hızlanma’ diyor. Ben ise 20 yıl önce bir medyumla ilk görüşmemden sonraki günlerde, buna “Gerçek’in Titreşimleri” demiştim. O uyanışın başlamasını takiben yazdığım ilk kitabın adı da “Gerçek’in Titreşimleri” idi. Bu hala da sürüyor. Benim ‘Farkındalık’ım başladığı zaman ortada bu konuda hiçbir bilgi yoktu, ama gelmekte olan titreşimsel bir değişiklik vardı. O zamanlar bu konuda hiçbir fikrim yoktu, ama gelen mesajlara göre, spiritüel bir çalar saat gibi insanları bir koma halinde oldukları derin uykularından uyandıracaktım. Yani çok uzun zamandır bu konunun içindeyim. 

Aman Tanrım, yirmi yıl sonra bunun doğru olduğu kanıtlanıyor. Saklı tutulmuş olan ne varsa hepsi ortaya çıkacak ve gerçek ortaya çıktığı gibi, çıkışı da durdurulamayacaktı, çünkü bu titreşimsel değişim onu yüzeye çıkarıyordu. Dediğim gibi yirmi yıl önce... Uyanmak mı? Yeni bilinç mi? Ne? Gerçek ortaya mı çıkacak? Şaka mı yapıyorsunuz? Aradan yirmi yıl geçti, ama şimdi görüyorsunuz işte...

27 Eylül 2016 Salı

Gerçeğin Titreşimleri - 59 - Asıl biz buyuz

5 Kasım 2012 tarihli videosundan...

‘Asıl biz’ buyuz:
Dünya dışımızda değil, sadece öyle görünüyor, sizi temin ederim. Oysa öyle değil! Bu bir illüzyon. Herşey içimizde, realiteyi içimizde deşifre ediyoruz. Anahtarı da kalbimiz!... Çıkış kapısı, hapishaneden çıkış bu! Gün boyunca bunu ayrıntılı bir şekilde anlatacağım.
Kalbin müthiş bir gücü var! Hep akılı, beyini düşünüyoruz, oysa bunlar çok düşük seviyede bir farkındalık... Aslında bizi illüzyon dünyasının çok ötesindeki daha yüce farkındalık okyanusuna, daha yüce sevgiye, önseziye bağlayan kalbimiz! Peki bu önsezi nereden geliyor? Hiçbirzaman “Önsezim öyle söylüyor” diyerek beynimizi işaret etmeyiz, değil mi? Hep “Önsezim böyle söylüyor” diyerek elimizle kalbimizi gösteririz! Vücut dili neyin nereden geldiğini bilir. Bu da bir çeşit içsel bir akıl... “Üniversiteye gittim de bütün bunları hatırlıyorum da, dogma öyle söyledi da, sınavlarımı geçtim de”, v.s... Hayır, akıl bu değil, bu ağırlıklı olarak sadece hafıza. Oysa gerçek içsel akıl; kalp...
Tabii ki, kan pompalayan kalbi kastetmiyorum. Spiritüel kalp olan kalp çakrasından söz ediyorum. Bizi yüce okyanusa açan kalp. Eğer açarsak tabii...Eğer açmazsak  yüce okyanustan kopuk oluruz.

8 Eylül 2016 Perşembe

Video metni: 5 duyunun ötesi


5 Duyu Bilinci’nin Ötesine Geçiş


Ruhsal yolculuk gittikçe daha derin bir şekilde önümüze serilirken, kendi realitemizi kendi yarattığımızı anlamadan, dünyada olanları ve bunu değiştirmenin mümkün olduğunun farkındalığına varmak çok zor. Gerçek olduğunu düşündüğümüz şey, bizim deneyimlediğimiz realite oluyor, örneğin; kendinizi güçsüz hisseder ve “Ben halktan güçsüz ve aciz Joe, benim ne gücüm olabilir ki” diye düşündüğünüz zaman nasıl bir hayatınız olur? Zavallı aciz siz olan güçsüz bir hayatınız olur. Oysa ‘zavallı, aciz ben” diye birşey yok! Bu sadece, sizin realiteyi algılayış şekliniz... 

Zaten kontrol sisteminin bütün amacı da, beşikten mezara bütün insanları, hiç güçlerinin olmadığına, hayatlarının iyi veya kötü şans ve de tesadüflerden ibaret olduğuna, dolayısıyla güçlerini, her şeyi daha iyi bildikleri için güçlü olanlara vermeleri gerektiğine inandırmak.

Dünyadaki ─saymadım bilmiyorum, duyduğum bu─ altı yedi milyar insanın büyük bir çoğunluğu bu konuda bilinçli değil. Ben onlara “beden bilinçli” veya “5 duyu bilinci’ olanlar diyorum. Yani bu, bilinçliliğin daha yüksek bilgi seviyelerine sahip, daha derin ve daha bilge olan bir bilinçlilik değil. Oysa aslında aynen öyleler! Neyse ki, yine de artık insanlar bilinçlerine uyanıyorlar. Bazı kişilerden duyuyorum; “Birdenbire uyandım ve görmeye başladım!”...

Peki bu “Uyanmak da nedir?” diye sorulacak olursa cevabı şu:

19 Ağustos 2016 Cuma

Video metni: Hepimiz Dahiyiz



Hepimiz Dahiyiz! (Aralık 2014)

Eğer içinizde öfke tutarsanız tahmin edin ne olur? Üzerinize bir sürü öfke dolu kişi gelir. Bunun doğru olduğunu çok iyi biliyorum, kendi hayatımda da deneyimledim, başkalarının hayatlarında da olduğunu gördüm. Kişinin ‘var olma hal’i ne ise , fiziksel hayatını da o yaratır. Mağdur/kurban zihniyetinden daha kısıtlayıcı, daha zayıf düşüren hiçbirşey yoktur! Kendimizi birer kurban veya mağdur görmemiz için, hayatlarımız boyunca hep bu manipülasyona teşvik edilmişiz. Hep başkalarını suçlayarak, “Zaten ben hep bir kurbanım/talihsizim/mağdurum, şimdi bu durumda olmamın nedeni de A,B,C,D kişisi!” deriz ve bu böyle sürüp gider....

Bu ruh halinde olursak, hep o hayatı yaşarız, çünkü eğer bir kurban veya mağdur olduğunuzu düşünürseniz hep kurban/mağdur titreşimi veya enerjisi gönderirsiniz, o enerji de geriye ‘mağduriyet’ koşulları olarak döner.
Ama “Hey, ben bir kurban veya mağdur değilim! Hayatım kendi kontrolümde, hoşlanmadığım bu koşulları kendim yarattım, o halde hoşlanacağım koşullar da yaratabilirim!” diye düşündüğümüz anda kurban zihniyeti yok olur, o koşulları içeren enerjiyi kendimize çekmeyiz ve birdenbire hayatımıza, hoşumuza gitmeyen mağduriyet koşullarından kurtulmamızı sağlayacak olan kişiler girmeye başlar.

O anda neler olduğunu kavrayamazsınız, zaten çoğumuz da aynı şekilde o anda anlayamayız ve deriz ki; “Aman Tanrım, ne kadar da şanslıyım. Bu ya da şu kişi, hayatıma tam da zamanında girdi yahu! İnanamıyorum!”

15 Haziran 2016 Çarşamba

Video metni: Karanlık uyanmak için mi?

Dünyadaki karanlık bizi “uyanmaya mı” sevkediyor?

Ağustos, 2014 http://www.inlightTV.com


Bir şeyler öğrenmek için dehşet, korku, terör ve çocukların toplu olarak katledilmesine gerek yok, aslında bütün bunların gerçekleşmesini durdurmak için bir seçim yapabiliriz. Aslında tasarlanmış olduğu gibi olan bir dünyada değil, tamamen ‘bozulmuş’ bir dünyada yaşıyoruz. Bir bilgisayar virüsü gibi çalışan, tam bir ‘enerji’ ve bir ‘farkındalık’ formunda olan bir güç var. Bu, farkındalığı olan enerjetik bir bozulma, çünkü herşey enerji, bir çeşit farkındalık, dolayısıyla da herşeyin kendisi farkındalık.

İnternet gibi kollektif bir realite sağlayan bir bilgisayar sistemi düşünün, buna bir virüs giriyor. Virüs hiçbir şey yaratamıyor, sadece önceden düzgün yaratılmış olanı veya olanları bozuyor, yani sistemi... Dolayısıyla sistem, gittikçe daha dengesiz bir şekilde çalışmaya başlıyor. İşte, insan realitesine olan da bu!

Temas ettiği herşeyi bozan, enerjisel bir kanser gibi bir ‘bozulma’ ile karşı karşıyayız. Mesela, şimdi dengeli ve uyumlu bir durumda olsak, İsrail ve Filistin birbirleriyle uyum içinde yaşayabilirlerdi, oysa ‘bozulma’, beraberinde ‘bozulmuş’ davranışları getirdi. Dünyada buna daha binlerce örnek verebilirim. Bu bilgisayar virüsü gibi ‘bozulma’nın bir ifadesi olarak, Filistinliler sürekli olarak katlediliyorlar. Davranışlar son derece aşırı, son derece kötü.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Video metni: Dünyadışı varlıklar toplumumuza nasıl sızdı?





İnsanlar, insan olmayan varlıklardan bahsettikleri zaman, hala onları dünyadaki inanılmaz derecede küçük olan frekans bandı ile algılamayı bekliyorlar. Fiziksel bir varlık düşünüyorlar, oysa fiziksel varlıklar yok. Herşey holografik, herşey bir fiziksellik illüzyonu veya sanal fiziksellik. Bunu kuantum fizikçiler gayet iyi biliyorlar, üstelik birçok alanda yapılan araştırmalar da var.

“Size söylenenlerin aksine... Sınırlanmış bir maddesel varlık değilsiniz”... 
Amid Goswami, PH D 
Teorik/Kuramsal Kuantum Fizikçi
Dünyanın insan olmayan varlıklar tarafından manipüle edilmesinden söz edildiği zaman, bu realitede görebileceğiniz varlıklar kastedilmiyor. Görünen ışık menzilinin dışındaki realitelerde var olan varlıklar; dünyamızı ve realitemizi, yarı insan, yarısı bu varlıklardan olan ‘hibrid/melez/kırma soy’ şebekesi aracılığı ile manipüle ediyolar.

Eğer dünyayı ve herşeyin nasıl çalıştığını anlamak istiyorsanız, herşeyi frekans veya ‘enerji’olarak düşünüp, herşeyin de frekanslar ve ‘enerji’ yoluyla oluştuğunu anlamanız lazım. Bu dünyadaki insanların algılamalarını, düşüncelerini ve davranışlarını kontrol altına almak istiyorsanız, prize fişi soktuğumuz zaman olduğu gibi bir enerji/frekans bağlantısı kurmanız lazım, çünkü ancak bu yolla bağlantı kurabilir, onların davranışlarını etkileyebilirsiniz. 

11 Mart 2016 Cuma

Video metni: Deneyim


Birçok ‘Yeni Çağ’cı yıllar boyunca bana kendimi karanlık güçlerden korumam gerektiğini söylediler. Onlara göre, bunun için de bazı ritüeller yapmam ve ‘Işık’tan yardım istemem gerekiyordu. Neden kendimi bir illüzyondan korumam gereksin ki? Karanlıktan gelecek saldırılara karşı savunma yapmam gerektiğine inanarak sanal realitemde ‘Karanlık’ı yaratıp, kendi gücümden vaz mı geçeceğim? – David Icke

(David Icke - An Experience) 
jay4louise2 2 Kasım 2014 

İnsan hayatı bir ‘deneyim’dir. Bu, ‘Sonsuz Olasılık’ın bünyesinde, sonsuz sayıda olan potansiyel deneyimlerden sadece birisidir. Hepimiz ‘Sonsuz Olasılık’ın ‘en içi’ndeyiz. Herşeyin temeli budur. Bazıları buna ‘Sonsuz Sevgi’, bazıları ‘Sonsuz Olasılık’, bazıları da ‘Sonsuz Güç’ veya ‘ Sonsuz Potansiyel’ derler. Bu ‘Sonsuz Potansiyel’in içerisinde ise oluşabilecek farklı güçler, farklı deneyimler vardır... Bu, içlerinden sadece bir tanesidir. Buna, bilince belirli bir deneyim sağlayan büyük bir ‘kozmik bilgisayar oyunu’ da denilebilir. Ne var ki, sonsuzlukta, sonsuz sayıda başka sanal gerçek evrenler de vardır ve bunlar çok farklı deneyimler sunarlar. Çeşitli nedenlerle bazen; “Aslında bu kararı asla vermezdim, bu seçimi asla yapmazdım, ama...” falan deriz. Burada olmayı seçtik, çünkü başka bir boyutta elinde bir silahla bize “Çabuk şu bedenin içine gir, yoksa seni vururum!” diyerek bizi zorlayan birisi yok!

11 Ocak 2016 Pazartesi

Gerçeğin Titreşimleri - 58 - Sürüngen Beynimiz II


İnsanlar ‘Bilinç’lerine açılmadığı sürece program, onların bütün algılama ve tepkilerini kontrol altında tutmayı sürdürecektir. 
David Icke

Büyük resim için tıklayın
Büyük resim için tıklayın
Bilim adamlarına göre beyinin en eski bölümü R-Kompleks, yani ‘Sürüngen Beyin’... Hala kuyruk sokumunda kuyrukla doğan insanlar olduğu gibi, tarihimizin en belirgin kalıntılarından birisi sürüngen beyindir. İnsan düşünce ve algılamasının nasıl manipüle edildiğini anlamak için sürüngen beyinin nasıl çalıştığını bilmek gerekir. Çoğu kişinin, insan bedenindeki sürüngen mirastan ve bunun insan davranışını ne kadar etkilediğinden haberi bile yoktur.

Bilim adamları R-Kompleks’in sinir sisteminin çekirdeğini temsil ettiğini ve 205-240 milyon yıl önceki Triassic döneminde bütün dünyada yaşamış olan “memeli benzeri sürüngen”den geldiğini söylerler. Bunun, dinozorlar ve memeliler arasındaki bir gelişme bağlantısı olduğuna inanılır. Mutlaka başka açıklamalar da olmalı.

Bütün memelilerin beyninde, sürüngen özellikler taşıyan bu kısım var. Şimdi bilim adamlarının sürüngen beyinde var olduğunu kabul ettiği özelliklere bir bakalım.

Paylaşım