illüzyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
illüzyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2019 Perşembe

Hayalet Benlik ve Süper İnsan - New Dawn Söyleşisi

New Dawn Dergisi Ağustos 2016 ─ Marc Star

“Gerçek’in Titreşimleri” - 92


(David Icke, global komplo konusunda ana akım inanç sistemlerini sorgulayanların arasında, bir çalar saat gibi en çok sayıda insanı uyandırmış olan bir ikon... Yazma konusunda çok güçlü ve etkili bir kalemi var. Olağanüstü doğal konuşma yeteneğinden başka kendisinden öncekilerde hiç olmayan bir başka becerisi de birbiriyle hiç bağlantısı yokmuş gibi görünen noktaları birleştirip, ortaya büyük bir tablo çıkarabilmesi. Bu tabloyu açık zihinlere açıkladığı zaman o kişilerin, piksellerden oluşmuş sis perdesinin arasındaki görüntüleri görebilmesini sağlıyor. Ve, bu alandaki araştırmacılar arasında belki de insanların “Vay be! Şimdi anladım!” demesini en çok O sağlamıştır). 

(Avustralya’da yerleşik, New Dawn Magazine’den (Yeni Tan Dergisi) Marc Star’ın David Icke ile Ağustos 2016’da yapmış olduğu söyleşinin 1. Bölümü, “David Icke Türkçe Blogda”, 16 Ocak 2017 Pazartesi tarihinde “Gerçek”in Titreşimleri – 63 sayısı olarak yer almıştı. Söyleşinin 2. Bölümü, okuyucuya kolaylık sağlaması açısından aşağıda tekrarı verilen 1. Bölüm ile birlikte sunulmaktadır). Bölüm 2'ye atlamak için tıklayın.

BÖLÜM 1 :

Marc Star:
2009’da Melbourne’deki konuşmasını dinledikten sonra David Icke’ın şimdi okumakta olduğunuz bu yazıyı yazan kişinin üzerinde de büyük bir etkisinin olduğu kesin. En sonunda, 11 Eylül saldırısının çok daha önemli bir dönüm noktası olduğunu ve çok daha kapsamlı bir hikayeye nasıl oturduğunu anladım. Bu, David Icke ‘ın, 26 yıldır araştırıp izini sürdüğü ve gittikçe güçlenen küresel gücün hikayesi. Ancak küresel komplo konusunda, David Icke’ın pek çok araştırmacıdan farklı olan yönü, noktaları birleştirmenin ötesinde, planın nerelere ulaşacağını da görüyor olabilmesi. Kitaplarında ve konuşmalarında verdiği bilgilerin çoğu doğru çıkıyor. Terör savaşı, küresel ekonomik çöküş, elit tabakanın pedofili halkaları, nakitsiz toplum, implant edilen mikroçipler, batının Rusya ve Çin’e karşı gerilimi tırmandırma politikası v.s.

David Icke yaklaşık 30 yıldır, eşzamanlı dışavurumları izleyerek bugün bulunduğu dünya sahnesine ulaştı. O zamanlar dünya bu gerçekleri hazmetmeye hazır olmadığı için, David kendisini müthiş bir alay bombardımanı ve gözden düşürme kampanyasıyla karşı karşıya buldu. Ancak ayakta kalmayı başardı. Araştırmaya, yazmaya ve konuşmaya devam etti.
New Dawn dergisi uzun bir süredir, David Icke’ın çalışmalarına destek vermektedir. Yeni çıkmış olan en son kitabı “Phantom Self” (Hayalet Benlik) ile ona - en son Dünya Turu Konferansları çerçevesinde - Avustralya’ya ‘Hoşgeldin’ diyoruz. Dergimiz 26 yıllık geçmişiyle, bir bakıma David’inki ile benzer bir yolculuğu geçirmiş olup, konuların kalbine girme bakımından gerçeğin güvenilir kalelerinden birisidir. Duruşu itibariyle dergimiz de ana akım medyanın eleştirilerinden nasibini almaktadır. Ancak David Icke’ın da vurguladığı gibi, bu, doğru yolda olduğumuzun bir teyididir... 

25 Haziran 2018 Pazartesi

Hiç yorulmuyor musun?

Gerçek’in Titreşimleri – 84
 

(Brian):
Son 3 yıldır şu 10 saat süren sunumlarını yapmak üzere dünyayı dolaşıyorsun. David, bu enerjiyi nereden buluyorsun? Bunu nasıl yapıyorsun?

0:12:
Bize dayatılmış olan kimliğimize karşın, gerçekte kim olduğumuz algılamasından çıkarak hareket edersen bilirsin, enerji nedir? Enerjisizlik nedir? Bu bir algılamadır!

0:32:
Bilirsin, hani birisini hipnotik bir transa sokup, yorgun olmadığını söylersin, sonra uykuya dalarlar, bu bir algılamadır. Şuradan yola çıktım; ben sonsuz farkındalığın özgün bir odaklanma noktasıyım. Yani sonsuz farkındalığın enerji bulmakta bir problemi olabilir mi? Hayır, enerji sonsuzdur. Sonsuz berekettir. İçine çekilebilirsin, çünkü biz sonsuzuz.

1:10:
Şimdi bunu benimsersen, yani doğarsın, büyürsün, okula gidersin, temel olarak hayatını o program yönetmeye başlar. Bedenin bir “program”ı, bir deviri vardır, devir, diyorum ki; bu oraya kasıtlı olarak koyulmuştur. Ama bu deviri/programı kırabiliriz.

1:30:
Dünya'da var olan her şeye bir bak. Doğar, büyür ve ölür. Bu bir yazılım programı ve tekrarlanan bir devir. Daha ziyade sahte bir “rastgelelik”, ama bunu kırabilirsin, çünkü bu bir illüzyon, sadece bir algılama programı. İçsel kimliğinize dönerseniz, bunu aşabilirsiniz.

1:48:
Dolayısıyla, hiç yorulmuyorum demiyorum, tabii ki zaman zaman yoruluyorum, ama ne zaman enerjiye ihtiyacım olsa, oradadır. Bugün buraya geldiğimde, son günlerde bir sürü şey yapıyordum, sonra buraya geldim. Yorgun muyum? Sen başlar başlamaz bum, yorgunluk nereye gitti? Artık burada değil. Çünkü o bir illüzyon.

2:12:
Bir illüzyon. Bizim realiteyi algılamamızın bir dışavurumu. Biliyor musun, bazen bayağı duygusallaşıyorum. Dünyaya bakıyorum, çekilen acıları görüyorum, hasta insanlara bakıyorum, hiç hasta olmaları gerekmiyor, insanlar duygusallık içindeler, hiç gerekmiyor, ırk, cins, kültür veya ülke için savaşıyorlar.Oysa hepimiz biriz. Gerçekten çok çok üzücü...

2:46:
Ama işte beni ilerleten de bu, çünkü neticede bunu değiştirecek olan bilgi. Çünkü bilginin bu şekilde baskılanmış olması buna neden olmuş...


 

20 Şubat 2018 Salı

Dünya bir bilgisayar oyunu olabilir mi?

Gerçek’in Titreşimleri – 79

David Icke Türkçe Video
Dünya, gerçeklik ve simulasyon üzerine

Hem Türkçe altyazılı video olarak, hem de aşağıda düz yazı olarak sunulmuştur.


Merhaba. Davidicke.com üyeleri için sunulan video cast'ımıza hoşgeldiniz. Bu hafta yine pek çok mesaj aldık.

Kevin Black'in sorusuyla devam edeceğiz. Kevin soruyor ki "Dünya Düz mü?" Düz Dünya sorusunu neden sorduğunu bilemiyorum ama... cevabım şu olurdu: Nereden bilebiliriz ki? Gerçekten dünya var mı bilebilir miyiz? Evet dünyada yaşıyoruz, öyle değil mi? Çevremizdeki bunca şey, uzaydan görülenler. Evet... Ama ne görüyoruz? Yani gördüğümüz şey... araştırılmakta olan bir saha. İnsanoğlunun burada bulunduğu durumu araştırıyoruz. Ki bu da çoğu insan tarafından gözardı ediliyor. Siz araştırmayı incelersiniz, ben ise kendim bakarım. Ne olduğunu görmem lazım. Finansal ya da politik bir manipulasyon var mı bakmam lazım. Savaş la ilgili bir manipulasyon var mı, tezgahlanmış bir terör saldırısı mı var... Bunun yapılması lazım. Ama olayın zemininde aslında realitenin anlaşılması yatıyor. 

11 Ekim 2017 Çarşamba

Zaman bir illüzyondur

Gerçek’in Titreşimleri - 74


“Zaman” bir illüzyondur




...O halde bu realite sadece bir frekans menzili. Ona başka frekans menzilleri de karışıyor. Bazıları karışıyor, çok uzakta olan bazıları hiç karışamıyor bile. Biz ise kendi küçük dünyamızda yaşıyoruz, ama onu bu dünyadan farklı olan birçok başka dünyalarla iç içe geçiriyoruz.

0:17:
Bizim frekans menzilimiz – ki bunu kavramak çok önemli, bugün daha bir sürü bilgi var - çok küçük... Kara madde, kara enerji konularına girmiyorum, sadece görünen ve görünmeyen evren hakkında konuşuyorum, ama ana akım bilim de şöyle diyor; evrende var olan ne ise, yani bizim algıladığımız; belirli bir noktaya kadar elektromanyetik alan ve görünen ışık. Görünen ışık, bilinçli zihinin algılayabildiği dünyaya çekebildiğimiz tek frekans menzili.

0:53
Hepsi onun ötesinde. Ana akım bilimin evrende var olduğunu söylediği elektromanyetik spektrum yüzde 0.0005. Bazıları biraz daha fazla olduğunu söylüyor, ama çok değil.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Video metni: Dünyadışı varlıklar toplumumuza nasıl sızdı?





İnsanlar, insan olmayan varlıklardan bahsettikleri zaman, hala onları dünyadaki inanılmaz derecede küçük olan frekans bandı ile algılamayı bekliyorlar. Fiziksel bir varlık düşünüyorlar, oysa fiziksel varlıklar yok. Herşey holografik, herşey bir fiziksellik illüzyonu veya sanal fiziksellik. Bunu kuantum fizikçiler gayet iyi biliyorlar, üstelik birçok alanda yapılan araştırmalar da var.

“Size söylenenlerin aksine... Sınırlanmış bir maddesel varlık değilsiniz”... 
Amid Goswami, PH D 
Teorik/Kuramsal Kuantum Fizikçi
Dünyanın insan olmayan varlıklar tarafından manipüle edilmesinden söz edildiği zaman, bu realitede görebileceğiniz varlıklar kastedilmiyor. Görünen ışık menzilinin dışındaki realitelerde var olan varlıklar; dünyamızı ve realitemizi, yarı insan, yarısı bu varlıklardan olan ‘hibrid/melez/kırma soy’ şebekesi aracılığı ile manipüle ediyolar.

Eğer dünyayı ve herşeyin nasıl çalıştığını anlamak istiyorsanız, herşeyi frekans veya ‘enerji’olarak düşünüp, herşeyin de frekanslar ve ‘enerji’ yoluyla oluştuğunu anlamanız lazım. Bu dünyadaki insanların algılamalarını, düşüncelerini ve davranışlarını kontrol altına almak istiyorsanız, prize fişi soktuğumuz zaman olduğu gibi bir enerji/frekans bağlantısı kurmanız lazım, çünkü ancak bu yolla bağlantı kurabilir, onların davranışlarını etkileyebilirsiniz. 

20 Aralık 2015 Pazar

Gerçeğin Titreşimleri - 57 - Algıladığımız dünya radyo istasyonuna benzer

Algıladığımız fiziksel dünya bir radyo istasyonuna benzer...
(David Icke)

Artık cisimlerin arasında boşluk olduğu bilimsel bir gerçek. Bazıları buna ‘Kuantum Hologram’ diyorlar. Apollo-14 Astronotu Edgar Mitchell, buna “Doğa’nın Zekası” demiş, Stephen Hawking ona “Tanrı’nın Zekası” adını vermiş, bazısı ise sadece “Alan” diyor. 1944’te, ‘Kuantum Fizik’in babası olan Max Plank, bu alanın varlığını “Matriks” olarak tanımlamış ve “Bilinçli olağanüstü bir zekanın var olduğu kesin” demiş.
Gregg Braden


Matriks filminden, Morpheus:
“Matriks her yerde. Bütün çevremizde. Hatta şu anda, bu odada. Pencereden baktığın zaman, televizyonu açtığın zaman. İşe gittiğin zaman, vergilerini ödediğin zaman. Gerçeği görmemen için gözlerinin önüne konmuş olan bir dünya var”...

“Bir dünyada yaşadığımızı düşünüyoruz. Oysa aslında bir frekans menzilinde yaşıyoruz. Hepsi bu. Bir frekans menziline yakalanmışız, dolayısıyla bir illüzyona”... Ünlü film “Matrix” te böyle diyor...

Çevremizde gördüğümüz ‘dünya’, fiziksel duyularımız olan görme, işitme, dokunma, koklama ve tatma ile ulaşabildiğimiz çok boyutlu sonsuzluğun pek küçük bir parçasıdır. Algıladığımız fiziksel dünya bir radyo istasyonuna benzer, fiziksel duyularımız da onun frekansına ayarlıdır. Dolayısıyla bütün gördüğümüz budur. Ancak çevremizde başka frekanslar ve ‘bilim’in varlığını reddettiği, sonsuz yaradılışın yoğunlukları da vardır. Hepsi bizim fiziksel duyu menzilimizin ötesinde olup, bazen boş görünen bir şeye tepki gösteren kediler veya bizim duyamadığımız sesleri duyan köpekler gibi hayvanların gördüğü ve duyduğu frekanslardır. Şartlanma yoluyla kısıtlanıncaya kadar yeni doğan bebekler de boşluğa tepki gösterirler. Bu frekanslar, eski dünyanın kahinleri, gerçek medyumlar tarafından ulaşılabilen titreşimlerdir. Onlar bu görünmeyen alemlere uyumlanabilmek için frekanslarını yükseltebilirler. Klasik ve kuantum mekaniği dersleri veren ‘Astro Fizikçi’ Giuliana Conforto, (gök fiziği veya yıldız fiziği olarak bilinen, gök cisimlerinin ve olaylarının fiziksel ve kimyasal özelliklerini, yapılarını inceleyen astronomi dalı) “LUH, İnsanoğlunun Kozmik Oyunu”(Edizioni Noesis, 1998) adlı kitabında şöyle yazmış:

17 Eylül 2015 Perşembe

Gerçeğin Titreşimleri - 53 - Ne görüyorsanız, onu ediniyorsunuz





‘Gerçek’in Titreşimleri – 53 – Ne görüyorsanız, onu ediniyorsunuz
Albert Einstein, eski dostu Besso’nun ölümünden sonra şöyle demiş: “Şimdi Besso bu tuhaf dünyadan, benden biraz daha önce gitti. Bu önemli birşey değil. Bizim gibi kişiler, geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki farkın çok ısrarlı bir illüzyon olduğunu bilirler.” (Yapılan araştırmalar Einstein’ın haklı olduğunu gösteriyor: Ölüm bir illüzyon.)

(David Icke’ın Temmuz 2015 tarihli videosunun metni)

Ne görüyorsanız, onu ediniyorsunuz...
Kitaplarımı okumuş olanlar bilirler, yıllardır hep bu dünyanın bir illüzyon olduğu gerçeğini anlatmaya çalışırım. ‘Realite’ olarak bir illüzyonu algılıyoruz. Dünya tabii ki var, ama gerçek dünya dediğimiz hergün deneyimlediğimiz formda değil. Asıl bu dünya ‘gerçek değil’ durumunda... Fizikalite konusunda vurguladığım gerçek itibariyle, bu ‘katı’ dünya bir illüzyon, temel olarak holografik ve fizikselliği de sanal!... Şimdi bazıları verdiğim bu bilgilere bakıp destekleyecek, kimileri de her zamanki programlanmış refleks hareketleriyle “Bu David Icke kaçık!” diyecektir.

Çok ilginç, bu hafta “Kuantum Fizik” alanında çalışan bilim adamlarının medyaya verdikleri bir rapor itibariyle bu dünya, onu gördüğümüz için varmış, çünkü onu baktığımız için görüyormuşuz! Rapor şöyle diyor; başlık da şu: “Hayatınızın tamamı bir illüzyon! Yeni yapılan testlere göre dünya biz baktığımız sürece var!” Hey, sanki böyle birşeyi önceden duymuş gibiyim, öyle değil mi?

Bu rapor, “Kuantum Mekaniği, realitenin ölçülmeden var olmadığını söylüyor” diyor. Aslında ben olsam, “ölçme” kelimesi yerine başka bir kelime kullanırdım. Mesela deşifre veya yansıma gibi. Yani rapor; “Kuantum Mekaniği realitenin deşifre edilmeden var olmadığını söylüyor” diyebilirdi. Yine ben olsam; “Arkamda duran şu bilgisayarın görsel olmayan haldeki bilgiyi deşifre ettiği gibi aynı şekilde deşifre ettiği sürece” şeklinde açıklardım... Kısaca resimler, kelimeler ve grafikler halinde değil, sadece şifre ve bilgi halinde. Bilgisayar bütün bunları ekrana yanıtıyor. Peki o zaman hepsi nerede mevcut? Ekranda?

19 Kasım 2012 Pazartesi

Gerçek’in Titreşimleri - VI

David Icke’tan ‘Gerçek’in Titreşimleri - VI


‘Gerçek’ nedir? Çok boyutlu realite aleminin içine bir kez girdikten sonra, hepimizin kendisini sonsuz şekillerde ifade eden aynı enerji olduğumuz gerçeğinden başka, nihai bir realite olmadığını anlıyorsunuz. Sadece gördüğümüzü sandığımız bir gerçek var. ‘Eğer birşey gerçekse, aksi gerçek olamaz’ düşüncesi içersine hapsedilmişiz. Oysa var. Aynı olayın farklı açılarından geliyor. Örneğin dünya mükemmel değilse, aynı zamanda mükemmel olabilir mi? Evet olabilir. Dünyaya ‘Matriks’ açısından bakarsanız mükemmel olmaktan çok uzak, tabii mükemmellik her ne ise. Üzüntü, istismar, savaş ve acılar var. O halde dünyanın mükemmel olmadığı ‘gerçek’i geçerli ve desteklenebilir, ama eylemlerimizin sonuçları ile yüzleşmezsek, daha üstün bir bilgiye, bilgeliğe ve anlayışa nasıl ulaşırız? Eğer bir çocuk, eylemlerinin sonuçları ile yüzleşmezse, davranışlarını hiç değiştirmez ve hiç farklı seçimler yapmaz, öyle değil mi? ‘Yaratılış’, bizim seçimlerimizin sonuçlarını, daha doğrusu o seçimlerin ardındaki niyetlerimizi önümüze koyuyor. Kısaca bu mükemmel olmayan dünya biz insanların seçimi, yani yönetip yok etmeyi seçenlerin veya oturup onların yönetip kontrol etmesine izin verenlerin, daha kolay bir yol olduğu için olanlara zihnini ve gözünü kapatanların seçimi. ‘Gelişim yolculuğu’ açısından bakılacak olursa, ‘Yaratılış’ bize eylemlerimizin ve eylemsiziliklerimizin sonuçlarını sunuyor, böylece deneyimlememiz gereken her ne ise onu seçerek onu deneyimliyoruz. İki büyük tezat, ama her ikisi de ‘gerçek’. Hayat bir ‘paradoks’tur. İki zıt özelliği vardır, ama değildir de, çünkü bunlar zıtlıklar değil, farklı açılardır. Bunlar çelişki değil, farklı anlayışlardır. 

Paylaşım