toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2017 Perşembe

Yenilikçiler, grup düşüncesi ve politik doğruluk

Gerçek'in Titreşimleri - 75

Yenilikçiler/İlericiler, Grup Düşüncesi ve Politik Doğruluk


0:05:

Bu kitabımda, bir çok konudan söz ediyorum, ama tabii bu da var. Batılıların bakış açısından, herhalde bu konuda kimse benim kadar dehşete kapılmamıştır. Daha çocukken, İngiliz İmparatorluğunun tarihini okurken böyle hissetmiştim. İngiliz İmparatorluğunun yaptıkları benim için utanç vericiydi. Tabii ki bütün diğer imparatorlukların yaptıkları da...

0:36:

Afrika, Asya, Güney Amerika ve Avustralya’da, başkalarının ülkelerine giriyor, kendi iradelerini dayatıyor, topraklarını, kültürlerini ele geçiriyor, insanların önceki hayatlarını mahvediyor, onları ikinci sınıf addediyor ve bu ülkelere Batı’nın iradesini empoze ediyorlardı.

1:19:

Bu dehşet verici, utanç verici birşey. Çocukken okulda düşünürdüm, yani hep böyle mi olmuştu? Evet... Peki buna nasıl karşılık verilir? Tersi yapılır değil mi?

30 Haziran 2016 Perşembe

Video metni: İnsanlık deneyimi





Sorumluluğu almak ve insanlık deneyiminden birşeyler öğrenmek...

İnsanlar deneyimlerinden ne öğrendilerse öğrenmişlerdir, dolayısıyla dünyada yaşanan deneyimler açısından yaşadıkları da tamamen kendi seçimleri... Her bir deneyim, bir bilgelik yaratılması açısından potansiyel bir adım olur, ama bu sadece o deneyimi edinip onu, birşeyler öğrenilecek bir bilgelik haline sokarsanız gerçekleşebilir.

İnsanlık tarihi, sürekli olarak aynı hataları yapıp hep aynı sonuçlara ulaşıyor. Sonra tarihi bir değişim oluyor, durum değişmiş gibi görünüyor, oysa hep aynı hatalar iyice ebedileşiyor o kadar. Bütün mesele bu işlemin sona ermesi, insanların dünyada neler olduğunu gerçekten görmeleri ve kendi hayatlarına bakıp şöyle diyebilmeleri: “Aslında dünyanın böyle bir çıkmazda olmasının nedeni bir bakıma kendi kabahatimiz, hepsi yaptığımız veya deyim yerindeyse yapmadığımız seçimlerden kaynaklanıyor. Sanırım şimdi olanlardan öğrenilecek ders şu ki; eğer gücümüzü ve sorumluluğumuzu kendimiz almazsak, birileri çıkıp bunu bizden alır ve zaman gelir, onu bize karşı kullanmaya başlar...”

7 Ekim 2015 Çarşamba

Gerçeğin Titreşimleri - 54 - Tekrarlayıcılarla dolu dünya

(David Icke’ın, 29 Haziran 2015’te yayınlanmış olan videosundan).

Tekrarlayıcılar ile dolu dünyadaki akıl oyunları!

Olumsuzluklarla nasıl mı baş ediyorum? Etmiyorum ki! Umurumda bile değil. Başkalarının benimle ilgili düşüncelerine kesinlikle aldırmıyorum. Benimle hiç alakası yok. Hani bilirsiniz, birisi hakkında birşey söylediğimiz zaman aslında o birisi hakkında değil, ağzımızı her açışımızda kendi hakkımızda birşeyler beyan ediyor oluruz. Dolayısıyla kitaplarımı okumadıkları halde benimle alay eden veya kınayan kişiler neden bahsettiğimi bile anlamadıkları halde konuşunca, beyan ettikleri de benimle ilgili değil, tamamen kendileriyle ilgili birşeyler oluyor. Çoğu kişinin görüşü, bilgiye veya araştırma sonuçlarına dayanmıyor, kişilerin söyledikleri sadece kendilerini ifşa ediyor. Mesele burada.

İşte insanlar inandıkları şeyler konusunda kitlesel olarak bu şekilde manipüle ediliyorlar, çünkü malum, az sayıdaki bir grup, çok sayıdaki bir grubu fiziksel olarak kontrolü altında tutamaz. Bunu, askeri sokaklara salarak küçük bir bölgede yapabilirler, ama milyonluk, hatta küresel olarak düşünecek olursak milyarlık bir nüfusu kontrol altında tutmak isterseniz, önce onların kendilerini ve dünyayı sizin istediğiniz şekilde algılamalarını sağlamanız gerekir. İşte bu bir akıl oyunudur!

28 Ekim 2014 Salı

Gerçeğin Titreşimleri - 43 - Başarı üzerine

(David Icke’ın 28 Kasım 2010 tarihli makalesi)

Dünyanın değerleri o kadar yanlış yönlendiriliyor, o kadar yozlaştırılıyor ki, başkalarının hayatlarına en büyük katkıda bulunanlar görmezden gelinip, ‘sıradan’ veya ‘başarısı düşük’ sayılırken, çok daha az, hatta bazen hiçbir katkısı bile olmayanlar üne kavuşuyor, yüceltiliyor.

Tabii ki bu yozlaşma, tamamen ‘para ve ün = başarı’ illüzyonuna dayalı diyecektim, ama artık sadece ‘para = ün’ haline dönüştü. Büyük bir eviniz mi var? Ya büyük bir arabanız? Banka hesabınız kabarık mı? Peki hep ‘birinci sınıf’ta mı yolculuk yaparsınız? Ünlü müsünüz? Gazete ve dergilerde adınız çıkar mı? Sokağa çıkınca herkes sizi tanır mı? Hayır mı? Vah, vah, demek başarısızsınız! Peki acaba ne zaman başaracaksınız?

Bütün bunları kızım Kerry’nin düğününde harika bir gün geçirirken düşündüm. Öyle gösterişli bir düğün falan değildi, son derece sade, ama şen bir düğün oldu. En güzel tarafı insanların birbiriyle olan sımsıcak iletişimiydi.

Eskiden insanlar arasında ahbaplıklar olur, sokakta karşılaşınca kısa sohbetler yapılırdı. Şimdi belirli büyüklükteki şirketler veya resmi devlet dairelerinde bile karşımıza ‘bilgisayar teyp kaydı’ çıkıyor!

Geçenlerde bir otelde rezervasyon yaptıracaktım, karşıma ‘Tina’ adlı bir bayan çıktı! Tabii ki bir bilgisayar programıydı ve telefonda rezervasyon numaramı istiyordu. Söyledim, “Üzgünüm algılayamadım” dedi. Tekrarladım. Yine “Üzgünüm, algılayamadım” dedi. Nedense birden tepem attı ve “Tabii algılayamıyorsun, çünkü kahrolası bir bilgisayar programısın, bırak algılamayı, düşünemezsin bile! Orada yardım edecek bir insan yok mu?” diye bağırdım. Cevap tabii ki yine “Üzgünüm, algılayamadım”... oldu.

30 Temmuz 2013 Salı

Gerçek’in Titreşimleri - XXI

Hapishanemizin gardiyanları kendimiziz...


Global komplo hakkında bütün okuduklarımızdan sonra, özgürlüğü yakalamak çok uzak bir olasılık gibi görünüyor olabilir, oysa aslında sadece bir düşünce ötemizde...

Özgürlüğümüz düşüncemiz, düşüncemiz de özgürlüğümüz. Özgürlük istiyorsak, bu sadece düşünce şeklimizi ve kendi hakkımızdaki düşüncelerimizi değiştirdiğimiz takdirde gerçekleşecektir. Kendi gerçek ve sonsuz potansiyelimizden sistematik olarak bizi kopartan kimdir? Kendimiz… Siz, ben, hepimiz.

Paylaşım