korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
korku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2018 Salı

Korku hapishanedir

David Icke, insanları kontrolü altında tutan “korku”yu anlatıyor...




0:01: (Brian)
David, seni ne korkutur?

0:02:
Hiçbir şey. Hiçbir şey, çünkü korku – eğer anlamını açacak olursak – hapishanedir. Bizi kısıtlayan korku içinde olmaktır, çünkü sonuçlarından korkarız. Malum, sonuçlarından korkarsak, doğru bile olsa, o sonuçları getirecek olan şeyleri yapmayız.

0:35:
Mesela, başkalarının senin için ne düşüneceği korkusu ile düşündüğünü söyleyemezsin. Dolayısıyla korku bir tuzaktır.

0:50:
Bilirsin işte, korku antik zamanlardan gelir, korkunun dünyaya geldiği zamanlar o zamanlardır, oysa önceden yoktu.

0:58:
Sanırım, insan algılamasının gaspedilmesiyle dünyaya korku doldu. Dolayısıyla korkuya kapıldığın zaman tuzağa düşüyorsun. Peki korkacak ne var?

1:08:
Hepimiz “Sonsuz Bilinç”iz. Ölüm diye birşey yok, sadece bir odaklanma noktasından diğerine geçiş var. Bunda korkacak ne var? Hiçbirşey...

1:19:
Ve eğer korkmazsak oyun biter. Bizi kontrolü altında tutan “korku”!



14 Haziran 2017 Çarşamba

Korku ve realite üzerine söyleşi


Gerçek'in Titreşimleri - 69

Haziran 2011, David Icke’ın “Scandinavian Media” söyleşisi


Scandinavian Media’nın, dünyanın gerçekleri ve içinde yaşadığımız realite ile ilgili olarak sayısız kitap yazmış olan David Icke ile 15 Ekim, 2011’de yapmış olduğu 35 dakikalık röportaj. http://www.youtube.com/user/scandinav...

Bu röportajda, araştırma ve keşiflerini, noktaları birleştirme özelliği ile sunan David Icke’ın çalışmaları ve kişisel geçmişi yer almaktadır.

David Icke’a aşina değilseniz, çalışmaları ile ilk defa karşılaşıyorsanız, sözleri ve kavramları gözlerinizi açacak ve hayatınızı değiştirecektir.

“Gerçek nedir? Söyleyin, yaşayın, çünkü gerçeği ancak böyle değiştirebilirsiniz, başınızı öne eğerek değil. Bu hiçbir şeyi değiştirmez!” ─ David Icke

ScandinavianMedia adına David Icke ile yaptığımız bu söyleşiyi mümkün olduğu kadar çok kitleye ulaştırmanın gerekli olduğunu düşündük.

Video kayıt: Scandinavian Media Association
Röportaj: Robert Lebon et l heureux

─ Video ─


0:10: (Soru)

Medyumun aktarmasıyla, ifşaatları almaya başlayınca araştırmalar yapmaya ve bu konuda konuşmaya başladınız. Nasıldı? Yüzleşme faslında çevrenizdekilerle ve arkadaşlarınızla neler oldu? Ben de benzer bir deneyim geçirdim, çünkü farklı duygular oluşuyor. Nasıl gelişti, anlatır mısınız?

0:36:

Birdenbire olaylar bir gecede dev bir dalga gibi üzerinize çarpınca neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Tabii bununla baş etmek gerekiyor. Bu bir, “Ben bunu söyleyeceğim, sonuçları de ne olacaksa olur” meselesi değil. 1991’de bir prime time sohbet programı olan “Wogan Show”a çıktım. Ve 15-16 dakika sonra cenabet İngiltere tarihinde belki de en çok alay konusu olan kişi oldum. Gittiğim her yerde bana gülüyorlardı, bara falan gitmek ne mümkün, girdiğim anda kahkaha kopuyordu. Komedyenin sadece adımı söylemesi bile herkesin gülmesine neden oluyordu, hiç espri falan yapmasına gerek kalmıyordu.

13 Nisan 2017 Perşembe

Çekim Yasası

Gerçeğin Titreşimleri - 67 - Çekim Yasası Video Metni




0:11: Artık ürettiğimiz enerjinin fotoğrafı çekilebiliyor. Birisiyle karşılaştığınız zaman, tamamen o kişilerin ‘varlık hali”ne bağlı olarak, “ o adamdan kötü titreşimler aldım” veya “ondan iyi titreşimler aldım” diyerek, bu enerjiyi kesinlikle hissedebiliyorsunuz. Duygularımızı, spiritüel, içsel ve zihinsel ‘hal’imizi yansıttığı için realitemizi bu enerji yaratıyor...

0:34: Bu durumda korku hissettiğimiz zaman, kendimize en çok korktuğumuz neyse onu çekeriz. Bu, en güçlü evrimsel dehadır, ben buna “tasarımcı evrim” diyorum, çünkü ne verirsek onu alırız sistemine göre günlük hayatımızda içsel dünyamızın bir yansımasını görüyoruz, o halde içimizi fiziksel bir şekilde görüyor, deneyimlerden dersler alıyor ve gelişiyoruz.

1:01: “Korku”, gelişimi engelleyen en büyük engeldir. Hangi konuda korkumuz varsa gelişmemize engel olan bir “girilmez” bölgesi yaratır, çünkü hiçbirimiz “Şundan ya da bundan korkuyorum, onunla yüzleşmem lazım” diyemeyiz. Bunun yerine, “Hayır çok teşekkür ederim, haydi konuyu değiştirelim, o konuya girmeyelim” deriz. Aslında, “Dışarı ne veriyorsak onu kendimize çekme” işlemi, “Dışarı ne veriyorsak onunla yüzleşme” işlemidir. Ancak onunla yüzleşirsek tekamül ederiz. Sözün kısası, eğer birşeyden korkarsak, korktuğumuz şeyi kendimize çekeriz.

26 Kasım 2015 Perşembe

Gerçeğin Titreşimleri - 56 - Mücadelede farklı bir yöntem: Kalp insanı olmak

(David Icke’ın 2012’de çıkan ‘Kim Olduğunuzu Hatırlayın’ adlı kitabından...)

Ben kimim?

Bizi sadece ‘zavallı aciz ben’ inancı ile besleyen Matriks programından kendimizi kurtarabilmemiz için, ‘kendi’mizi algılama konusunda toptan bir değişime ihtiyacımız var. Matriks programı, kendimizi sadece bedenimiz, adımız, işimiz ve hayat hikayemiz sanmamızı istiyor. Artık Matriks’e ne istediğini değil, hiç istemediğini vermenin zamanın geldi. Bu da şu demektir: Artık kendimizi; bedenimiz ve birer Matriks sembolü olan isim, iş ve gelir düzeyi olarak tanımlamaya son vermeliyiz. Biz adımız, işimiz ve gelir düzeyimiz değiliz! Onlar sadece deneyimlemekte olduğumuz şeyler. Biz o beden, o isim, o gelir düzeyini deneyimlemekte olan Sonsuz Bilinç veya ‘Farkındalık’ız. Kendi benliğimizi ‘beden aklı’ndan ‘bilinç’e döndürdüğümüz zaman gözlemleme noktamız ve farkındalığımız da ‘beden aklı’ndan ‘bilinç’e geçer. O zaman fiziksel olarak bu dünyada oluruz, ama vasıtasıyla gözlemlediğimiz farkındalığımız açısından bu dünyaya ait olmayız. Daha önce hiç göremediğimiz şeyleri görmeye başlarız. Buna, “insanların özgürlüğü için en iyi nasıl katkıda bulunabiliriz” düşüncesi de dahildir. ‘Sonsuz Bilinç’imiz bizimle en iyi, özsezi ve bilişimiz bünyesindeki kalp farkındalığı yoluyla konuşur. Akıl hapishanesi ve aklın yanıltmalarını yenmek istiyorsak rehberimiz bu olmalıdır. 

20 Ekim 2014 Pazartesi

3 Eylül 2014 Çarşamba

Gerçeğin Titreşimleri - 41 - Korku

(David Icke’ın 21 Nisan 2013 tarihli makalesi)

“ KORKU ”

Korku’nun tanımı: ‘Birisinin veya bir şeyin tehlike, ağrı veya bir tehdit oluşturacağı inancından kaynaklanan hoş olmayan duygu’. Veya ‘Bir tehlike nedeniyle gerginlik ve tedirginlik hissi’.

Bu kriter çerçevesinde herkes farklı seviyelerde bir korku hissediyor. “İşimi kaybeder miyim? İlişkim sona mı erer? Kirayı ödeyebilecek miyim? Çocuklarıma ne olacak?” ... gibi insanların korktuğu veya kendini tedirgin ve tehlikede hissettiği bir sürü sebep oluşabilir. İşler yolunda gitmediği zaman insanlar ne yapacaklarını düşünürler, yolunda gittiği zamanlarda ise ‘acaba işler neden yolunda?’ diye şüpheye düşerler.

Ne var ki, insanların çoğunun bu sonsuz korkuları, gerçekleşenlerden değil, gerçekleşme ihtimali olan sebeplerden kaynaklanır! İnsan ‘beden aklı’nın ‘korku’ işlemi, bu ikisini ayırdedemez. Bir deneyin, sizi korkutan birşey düşünün, bedeniniz ve duygularınız sanki gerçekmiş gibi tepki verir.

Paylaşım