ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2016 Cuma

Video metni: Söyle neden?


Beşikten mezara kadar, programlanmamıza ve üzerimize atılan her şeye rağmen insan bilincinin gücü kendini gösteriyor ve insanlar gittikçe artan sayılarla uyanıyorlar.

Baskı, baskı, baskı... Hayatlarımıza neler oldu? 

“-Öğretmenim, mutluluğu nasıl yazıyorduk?”... 


Neler oluyor? Mutlu musunuz? Sizi mutlu edecek bir şeyler yapabildiniz mi? Biliyorsunuz, hep bize satılmış olan şu başarı ölçülerine göre yaşıyoruz. Hepsi de hep daha fazlasına göre ölçülüyor. Hep daha fazla, hep daha fazla...


Bundan kaç kişi, şundan kaç, kaç kişi şunu yaptı, kaç kişi bunu yaptı? Kaç kişi ipotek yaptırdı? Hepsi ölçülüyor... 


20 Nisan 2015 Pazartesi

Gerçeğin Titreşimleri - 49 - Böl ve yönet


Yaşamak için sadece 10 dakikalık bir süreniz kaldığını, hayatınızı gözden geçirmekte olduğunuzu düşünün. ‘Sorun’ yapmış olduğunuz olayları bir düşünün. Değer miydi? Hayır. Trafik ışıklarında birisi önünüze geçti ve eve herzamankinden bir iki dakika daha geç gittiniz, sinirlendiğinize değdi mi? Hayır. Yıllar önce, hatta diyelim ki geçtiğimiz hafta birisi sizin için ‘şunu’ demiş, ‘bunu’ demiş, alındığınıza değdi mi? Hayır. Tuttuğunuz takım çok önemli bir maçı kaybetti veya kazandı, ne oldu?

Değen nedir biliyor musunuz? Ne kadar sevdiğiniz veya sevildiğiniz... Ne kadar mutlu olduğunuz veya başkalarını ne kadar mutlu ettiğiniz... Şimdi yaşamak için önünüzde 10 dakikalık bir süreniz değil, uzun bir hayat var. Eğer bundan sonra hep bu ölüm döşeğinde olabilecek algılama ile düşünecek olursanız, hayatınızı, gönül ferahlığı içersinde, sevgi ile mutlu bir şekilde sürdürürsünüz.

David Icke




David Icke’ın 1996’da Liverpool’da yapmış olduğu konferanstan...

Çağlar boyunca toplumlarda sahte savaşlar yaratılmış. Sağ ile sol, muhafazakar ile liberal, cumhuriyetçi ile demokrat, patronlarla işçiler, totalist ile sosyalist, patron ile sendikacı arasındaki savaşlar hala sürüyor. Ana fikir, böl ve yönet. İşte bu sahte savaşlar da bölüp yönetmek için kullanılmış. Hiç geriye dönüp, bizleri oynatmak için bu ipleri kimler kullanmış bakmamışız. Manipülatörler, bir siyah bir beyaz, katı bir dogmatik inanç sistemini karşıtına vurdurup savaşlar, anlaşmazlıklar çıkarmışlar. Savaş korkusu başka savaşları getirmiş. Siyah ve beyazı bırakıp, ardında gerçeğin yattığı griyi göremezsek aldatılmayı hak ederiz.

Irkçılık, cinsiyet ayırımı ve herşey, birbirimize neler yapıyoruz böyle? Kendilerini ırk ve cinsiyet olarak üstün görenler aslında ne yapıyorlar? “Benim genetik uzay giysim seninkinden farklı renkte, o zaman ben daha üstünüm” demiş oluyorlar. Bu bilgi baskılanmış olduğu için, dünyanın heryerinde savaşlar var, çünkü bu fiziksel bedenin içinde bu bilinci kendimiz sanıyoruz. Böylece belirli bir nesil, geçmişine bakıyor, belki de yüzyıl önce olmuş bir olay için intikam alıyor. Bu böylece nesiller boyunca sürüp gidiyor. Bu açıdan bakacak olursak, birbirimize yaptıklarımızı gören ‘Yaratıcı’ üzüntüyle başını sallıyordur. A.B.D.’nde doğmuş olan birisi, Meksika’da doğmuş olan birinden farklı değil. Londra’da doğmuş olan biri Liverpool’da doğmuş olan birinden farklı değil. Hepsinin bedeni de, deneyim yaşamak için kullandıkları birer araç!

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Gerçeğin Titreşimleri - 40 - Paranızı çalan küresel oyun

(David Icke’ın 27 Ekim 2013 tarihli makalesi)

Zengin adam, fakir adam… Paranızı çalmak için global kandırmaca…

Benim makalelerimi okuyanlar bilirler, yıllardan beri sistemin, global bir ‘Açlık Oyunları’ toplumu yaratma planlarını elimden geldiğince anlatmaya ve açıklamaya çalışıyorum. Sistem, toplumu servetinden tamamen koparma yolunda ve bu artık, kendilerini varlıklı sayanlar için bile söz konusu olacak boyutlarda…

Bunun en kötü örneği Kıbrıs’ta gerçekleşti. 2008’de banka sistemini kurtarmak için bankada hesabı olanların paralarına el kondu. Şimdi ise başka bir banka soygunculuğu ve sermayeye el konması planı tetiklenmek üzere beklemede…

Uluslararası Para Fonu (IMF) ‘Vergi Zamanları’ başlığı ile bir ‘Mali Gözlem Raporu’ çıkardı. Aslında bu, global ekonominin çok kötü durumda olduğunu, dolayısıyla vergilerin arttığını, sermayeye de ‘el konma’ ihtimali olduğunu belirtiyor.

31 Temmuz 2014 Perşembe

Gerçeğin Titreşimleri - 39 - Tıp, doktorlar, ilaçlar, aşılar ve sağlık sektörü

David Icke’ın Şubat 2013 tarihli makalesi

Doktorlar yüzünden ölüm... Şok edici rakamlar...

Üzerinde düşünülmesi gereken bir gerçek de, ‘komplo’nun kuruluşundaki önemli ayaklardan birisinin ‘tıp’ biliminin olmasıdır . Bunun birçok nedeni var... Sistem; keskin zekalı, enerjik, sağlıklı ve canlı bir insan nüfusu istemiyor, çünkü o zaman manipüle etmek ve kontrol altında tutmak çok zor olur. İnsanları böyle tutmak için de ilaç şirketlerinin temsilcilerinden daha nitelikli ve sanki şehrin ana caddesinde ilaç dükkanları varmışçasına ilaç yazan doktorlar, çeşitli ilaçlarla insanları kitleler halinde yok ediyorlar.

Aslında ‘Taş Devri Tıbbı’ dememiz gereken ‘modern çağ tıbbı’, insanların kendi gerçek benliğini ve asıl realiteyi farketmesini engelleme açısından oldukça önemli bir rol oynuyor. Eğer doktorlara aslında bedenin nasıl çalıştığı anlatılsa ve hastalarını o temele göre tedavi etmeleri söylense, ilaç karteli ve eczacılık tamamen işsiz kalır, deyim yerinde ise; realite açısından kedi torbadan kaçar, sistem de çökerdi.

Bedeni, aslında ne ise ona göre, yani bir ‘dalga formu enerji alanı’ olduğunu göz önüne alarak tedavi etseler, asıl ‘realite’nin anlaşılması için bütün kapılar açılmış olurdu. Bütün domino taşlarının yerde düzgün bir şekilde dizilmiş olduğunu düşünürsek, benim sözünü ettiğim; ilk domino taşının savunulması olayıdır. Bütün dominolar dizilmişken ilk domino taşının devrilmesiyle sıradaki yüzlercesi devrilecektir.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Gerçeğin Titreşimleri - 38 - Şirketler tarafından yönetilmek

TPP/Trans Pacific Partnership/Pasifik Ortaklığı...
Ve şirketler tarafından yönetilmek...

Tiranlık, birçok isim altında beliriyor ve çoğu kişi de bu isimlerin altındaki küçük yazıyı okuyuncaya ve uygulamada ne demek istediklerini anlayıncaya kadar pek masum görünüyor. Tabii ki, çünkü ‘tiran’lığı, hedef kitleye ‘tiranlık’ adı altında satamazsınız.

Yine George Orwell’in meşhur ‘Bakanlık’larına dönüyoruz. ‘Barış Bakanlığı’(sürekli olarak savaşları yönetir ; ‘Bereket Bakanlığı’(gıdayı vesika ile dağıtır, üretimi ve parayı kontrolü altında tutar; ‘Gerçek’ Bakanlığı; (istihbaratı kontrolü altında tutar; ‘Sevgi Bakanlığı’ (muhalifleri gözetler, tutuklar ve işkence eder).

İşte aynı dalavere Trans-Pacific Partnership/TPP, yani ‘Pasifik Ortaklığı’nda mevcut...Bunun bir serbest ticaret anlaşması olduğu iddia ediliyor, oysa tam anlamıyla özgürlükleri yok ediyor ve şirketler tarafından yönetiliyor. Bu; patentler, telifler, markalar ve endüstriyel tasarım konusunda yıllardır yapılan gizli entrikaların ve görüşmelerin bir sonucu... Aslında kollektif olarak istenen tek şey de insanların ifade özgürlüklerinin çökertilmesini sağlamak.

15 Haziran 2014 Pazar

Gerçeğin Titreşimleri - 37 - Halkın soyulması ve kölelik

(David Icke’ın 11 Ağustos 2013 tarihli makalesi)
HALKIN SOYULMASI... KÖLELİĞE DOĞRU...

Bugünlerde İngiltere’de, genel olarak dünya için yapılmış olan planı ifşa edici birçok örnek yer alıyor. Orwell tarzı birçok olaydan oluşan uzun listenin en sonuncusunun adı da, ‘sıfır saat sözleşmeleri’. Bu, epeydir ortalarda olan bir konu ve tahminlere göre milyonlarca insan, köleliğin bu modern şekline yakalanacak. Bu örneklerin sayıları çok çok yüksek ve eğer biz öyle olmasına izin verirsek bu sözleşmeler, ‘delilerin’ küresel olarak iş yerlerini yeniden yapılandırma planlarının bir bölümü haline gelecek. Aynı tekniği Kraliçe Victoria zamanında ve 1930’ların ‘Büyük Bunalım’ından önce de görmüştük. O zamanlar, umutsuz durumdaki insan kitleleri, her gün iş bulma umuduyla saatlerce kuyruklarda beklerler, işverenler ise işe sadece işlerine gelenleri alır ve canları ne kadar isterse o kadar para verirlerdi ve tabii ki bu genellikle de en düşük ücret olurdu.

Uzak Doğu’da ve çok kötü çalışma koşullarında işçi çalıştıran kültürlerde on milyonlaca insan şimdiden köle edilmiş durumda, ama artık özgür ve liberal Batı da, insan kitlelerini dizlerinin üzerine çökertmek üzere, sistematik bir şekilde ve büyük bir hızla ekonomik bunalım yoluna sokuluyor.
Bu ‘sıfır saat sözleşme’leri, insanları hiçbir garantileri olmadan çalışmaya zorluyor. İnsanlar sürekli olarak bu ödeme yapılmayan işlerde çalışırlarken onlara başka teklifler de yapılamayacak, başkası için de çalışamayacaklar. Tatil yok, sağlık ödemeleri yok, ev kiralamak veya satın almak yok, düzenli bir gelirleri yok ve şikayet edecek olan olursa, şikayet etmeyenlerin lehine, çalışma saatleri reddedilmek suretiyle cezalandırılacaklar. Bu resmen kölelik, başka hiçbirşey değil!

Paylaşım