cep telefonları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cep telefonları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2018 Cuma

Mobil Kıyamet: 5G

“Gerçek’in Titreşimleri” - 89


5G ile; tablet, laptop ve mobil telefonlar, saniyede 700 ila 5.8 milyar mikrodalgadan, saniyede 24 ila 90 milyon mikrodalgaya ulaşıyor. Buna “Frekans Armageddon”u diyebiliriz ve bu bir abartı değil! 



5G: Beden ve Zihin için “Frekans Armageddon”u demektir...

Başlıkta sözü geçen “Armageddon” belki biraz İncil’si kaçacak, pekala, ama sözlükte Armageddon’un anlamına bakacak olursanız , o zaman bu video başlığının muazzam güçlü ve yıkıcı 5G iletişim sistemi için uygun bir kelime olduğunu görebilirsiniz. Armageddon’un ilk tarifi “Yargılanma gününden önce iyi ve kötü arasındaki son savaş”. Eh, bu belki biraz uymadı, ama diğer tanım şöyle; “Nükleer bir Armageddon gibi, özellikle dünyayı veya insan ırkını yok edecek gibi görünen dramatik ve felaket getirecek çatışma.”

Tabii bu terimle 5G’nin ne kadar ultra güçlü, ultra yüksek frekanslı bir iletişim sistemi getireceğini anlatmaya çalışıyorum. Zaten hali hazırdaki radyasyonun insanları ruhsal ve duygusal olarak olumsuz etkilediği birbiri ardından yapılan çalışmalarla belgeleniyor. 5G’de iletişim frekanslarının gücündeki artış, dolayısıyla da insan sağlığı üzerindeki bedensel ve ruhsal etkileri soluk kesici. İnsanların şimdi deneyimlemekte oldukları global Wi-Fi radyasyon denizi ile arasında müthiş farklar var. Fark inanılmaz. Sadece bir fikir vermek için, hatta sayısız insan üzerindeki etkileri bu 5G sistemi ile garantileniyor!

3:19:
Tabii, bütün bu baz istasyonları ve cep telefonları ve radyasyon üreten teknolojinin insan bedeni, insan zihni ve duyguları üzerindeki etkisini görüyoruz. Sağda solda okuduğumuz makalelerden başka binlerce bilimsel belge mikrodalga radyasyonunun biyolojk etkilerini anlatıyor. Sadece kansere, DNA tahribatı, kalp problemleri, stres hormonlarında artış, uyku bozuklukları, depresyon, baş ağrıları ve tedirginliğe sebep olmuyor, üremeyi de olumsuz etkiliyor. Sperm sayılarında büyük düşüş görülüyormuş.

4:15:
Kanser ile özellikle kablosuz radyasyon bağlantısı son derece rahatsız edici. 2011’de Dünya Ticaret Örgütü Uluslararası Ajansı’nın kanser araştırma bölümü, bütün kablosuz cihazlardan yayılan mikrodalga radyasyonun kanserin insan unsuru nedeniyle oluştuğunu göstermiş.


19 Ağustos 2018 Pazar

Beyin ve Akıllı Teknoloji

“Gerçek’in Titreşimleri - 86

Beyin ve “Akıllı” Teknolojiye dair...




İngiliz Nörolog Profesör Susan Greenfield İngiltere’de Lordlar Kamarası’nın bir üyesi. 2014’te basılan “Zihin Değişimi” adlı kitabında insan beyninin sosyal medya/akıllı telefon çağından nasıl etkilendiğini anlatıyor. Beyin çevreye adapte oluyor; ama bu çevre sürekli olarak değiştiği için beyin de aynı şekilde kayıtsız şartsız değişiyor. Bilim adamları; “Beyin oluşmuşsa değişmez” derler, ama şimdi öyle olmadığını biliyorlar. Şimdi onlar da biliyorlar ki, beyinin bir çeşit özelliği var ve aldığı bilgiye göre değişir. 
 
George Mason Üniversitesi’nden bir nörolog olan James Olds; “Beynin, birden doğaçlama olarak kendisini yeniden programlama yeteneği var. Çalışma şeklini değiştirebiliyor.” diyor. Canlı türleri, değişen çevreye beyinleri vasıtasıyla adapte oluyorlar ve bu genetik uyumluluk hayatta kalmak için onlara yeni yetenekler sağlıyor. Bu işlem yeterince hızlı gelişirse buna “mutasyon/dönüşüm/değişim” deniyor, ama bu gerçekleşmezse o zaman “tükenme/yok olma” şeklinde ifade ediliyor. 
 
Akıllı telefonlar, Internet ve sosyal medya, çok kısa bir sürede beyinde inanılmaz etkiler yaptı. Japonya’daki Tohoku Ünversitesi’ndeki araştırmacılar, uzun süre ile televizyon izlemenin çocukların beyin yapısına zarar verdiğini saptamışlar. Zaten uzun zamandır bilinen bir gerçek şu ki, televizyon bağımlılık yaratıyor ve insan beynini, hipnoza benzer bir zihin hali olan alfa dalga haline taşıyor ve bilinçaltının sınırsız bir şekilde programlanmasını sağlıyor. 
 
Amerikalı psikofizyolog Dr.Thomas Mulhooland, televizyonun zihin kontrolü potansiyeli üzerinde araştırma ve çalışmalar yapmış. Dediğine göre alfa dalgaları sadece 30 saniye sonra beliriyor ve ardından izleyiciler sanal bir transa giriyorlarmış.

27 Kasım 2014 Perşembe

Gerçeğin Titreşimleri - 44 - Bilgisizlik duvarı çatlamaya başladı

Başlangıç yakın…

‘Bilgisizlik duvarı’ çatlamaya başladı…
(David Icke’ın Haziran 2013 tarihli makalesi)

Olayların gidişatı değişmeye başladı gibi görünüyor. Nehirin akışı tam olarak gereken tarafa yönelmiş sayılmaz, ama insan zihni üzerinde kurulmuş olan kontrol sisteminin dayalı olduğu gizliliklerin açığa çıkması açısından, tünelin ucundaki ışık biraz görünmeye başladı.

Geçtiğimiz hafta (Haziran 2013) Londra’nın kuzeyinde Watford’daki Grove Oteli’nde, akademik, politik, istihbarat, bankacılık, askeri, politik ve iş dünyasından ‘elit’ kişilerin dünya meselelerini görüştüğü Bilderberg toplantısına karşı halkın göstermiş olduğu farkındalık ve çeşitli ifşaatlarla, artık bilgisizlik ve kandırılma duvarında hiç olmazsa çatlaklar oluşmaya başladı.

1990 yılındaki ilk ‘uyanış’ım ardından, hayatımda sürekli olarak birbirini takip eden rastlantılar meydana gelmiş ve bu rastlantılar beni, gözlerimi iyice açmamı sağlayan bilgilere, kişilere ve kişisel deneyimlere taşımıştı.
1995 yılında da, bazı dostlarımın daveti üzerinde bir haftalığına İsviçre’ye gitmiş, tam o sıralarda da Amerikalı gazeteci Jim Tucker’den bir e-mail almıştım. Tucker onlarca yıldır, hiçkimsenin öğrenme zahmetine bile girmediği Bilderberg toplantıları hakkında bilgiler ifşa ediyordu. E-mail’inde bana o yılki Bilderberg toplantısının İsviçre’de Bürgenstock Otellerinde yapılacağını öğrenmiş olduğunu yazmıştı. İşte sözünü ettiğim garip rastlantılardan birisi de, tam da oralara arabayla birkaç saatlik mesafedeki bir yerde kalıyor olmamdı.


13 Şubat 2013 Çarşamba

Gerçek'in Titreşimleri - XIV - Teknolojik zararlar


2013 için ufak bir tavsiye...

Şu lanet olası cep telefonundan biraz uzak durun!




Eğer yukarıdaki görüntüyü korkunç buluyorsanız çok iyi, çünkü bu, çok ciddi bir durum. Şimdi çocuklarının ve kendilerinin sağlığını düşünenler için çok önemli bir zaman. Burada, benim ‘sessiz soykırım’ adını verdiğim birşeyden söz ediyoruz. Eğer insanlar bunun farkına varmazlarsa sonuçlar felaket olabilir...

Yıllardan beri milyonlarca insanın maruz olduğu elektromanyetik kirlilik ve bozulmaya dikkat çekmeye çalışıyorum. Şimdi İngiliz TV sunucusu James Russell’ın bu konuyu mercek altına alan nefis bir belgeseli var. Şimdi burada, insanların nasıl bir baskı ve kontrol altında olduklarını kapsamlı bir şekilde ele alacağım. Bu aptallıktan veya sorumsuzluktan oluyorsa tabii ki daha da kötü, ama derinlerde, gölgelerin arasında, insan bedenine, zihinsel ve duygusal sağlığına karşı açılmış olan elektromanyetik savaş son derece soğukkanlı, acımasız ve kasıtlı eller tarafından yürütülüyor...

Paylaşım