eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2019 Pazartesi

Yedi yaşına kadar programlanıyoruz

“Gerçek”in Titreşimleri - 94

Hayatımızın ilk 7 yılında nasıl programlanıyoruz?

 




David Icke:
Olduğunuzu zannettiğiniz şey değilsiniz!

Dr.Bruce Lipton:
“Matrix filmi bir bilim kurgu filmi değil, o bir belgesel!

David Icke:
“Normal” in bir şekilde yüklenmesi.

Dr.Bruce Lipton:
Beyin bir Ipad gibi, bilinç, içinde yaratabileceğim bir ekran gibi, ama sabit sürücüde bir şey yoksa, o zaman yaratamam.

David Icke:
İnsan hayatına baktığınız zaman görüyorsunuz, bu tam bir algılama programlaması ve beşikten mezara kadar yükleniyor. Doğuyorsunuz ve algılama açısından derhal anne-babalarınız tarafından etkilenmeye başlıyorsunuz. Tabii ki onlar kötü değil, ama şimdi sizin geçeceğiniz sistemden onlar da geçmişler. Sistemi de, delileri de “normal” olarak kabul etmişler, bu durumda sizin için doğru olanı yapmak istedikleri için de o algılamaları size geçirecekler.

Dr.Bruce Lipton:
Doğarken nasıl programlanıyoruz. Hayatımızın % 95’i hayat programlanmasından kaynaklanıyor. Hayatımızın ilk yedi yılını nasıl yaşıyoruz?

17 Eylül 2015 Perşembe

Gerçeğin Titreşimleri - 53 - Ne görüyorsanız, onu ediniyorsunuz





Gerçek’in Titreşimleri – 53 – Ne görüyorsanız, onu ediniyorsunuz
Albert Einstein, eski dostu Besso’nun ölümünden sonra şöyle demiş: “Şimdi Besso bu tuhaf dünyadan, benden biraz daha önce gitti. Bu önemli birşey değil. Bizim gibi kişiler, geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki farkın çok ısrarlı bir illüzyon olduğunu bilirler.” (Yapılan araştırmalar Einstein’ın haklı olduğunu gösteriyor: Ölüm bir illüzyon.)

(David Icke’ın Temmuz 2015 tarihli videosunun metni)

Ne görüyorsanız, onu ediniyorsunuz...
Kitaplarımı okumuş olanlar bilirler, yıllardır hep bu dünyanın bir illüzyon olduğu gerçeğini anlatmaya çalışırım. ‘Realite’ olarak bir illüzyonu algılıyoruz. Dünya tabii ki var, ama gerçek dünya dediğimiz hergün deneyimlediğimiz formda değil. Asıl bu dünya ‘gerçek değil’ durumunda... Fizikalite konusunda vurguladığım gerçek itibariyle, bu ‘katı’ dünya bir illüzyon, temel olarak holografik ve fizikselliği de sanal!... Şimdi bazıları verdiğim bu bilgilere bakıp destekleyecek, kimileri de her zamanki programlanmış refleks hareketleriyle “Bu David Icke kaçık!” diyecektir.

Çok ilginç, bu hafta “Kuantum Fizik” alanında çalışan bilim adamlarının medyaya verdikleri bir rapor itibariyle bu dünya, onu gördüğümüz için varmış, çünkü onu baktığımız için görüyormuşuz! Rapor şöyle diyor; başlık da şu: “Hayatınızın tamamı bir illüzyon! Yeni yapılan testlere göre dünya biz baktığımız sürece var!” Hey, sanki böyle birşeyi önceden duymuş gibiyim, öyle değil mi?

Bu rapor, “Kuantum Mekaniği, realitenin ölçülmeden var olmadığını söylüyor” diyor. Aslında ben olsam, “ölçme” kelimesi yerine başka bir kelime kullanırdım. Mesela deşifre veya yansıma gibi. Yani rapor; “Kuantum Mekaniği realitenin deşifre edilmeden var olmadığını söylüyor” diyebilirdi. Yine ben olsam; “Arkamda duran şu bilgisayarın görsel olmayan haldeki bilgiyi deşifre ettiği gibi aynı şekilde deşifre ettiği sürece” şeklinde açıklardım... Kısaca resimler, kelimeler ve grafikler halinde değil, sadece şifre ve bilgi halinde. Bilgisayar bütün bunları ekrana yanıtıyor. Peki o zaman hepsi nerede mevcut? Ekranda?

30 Mayıs 2014 Cuma

Gerçeğin Titreşimleri - 36 - Eğitim

David’in 2013 Ocak tarihli makalesi:



"EĞİTİM"


PROGRAMLANMAK İÇİN BİR DE PARA VERİYORUZ

‘Eğitim’denilen programlama makinası, ‘Sistem’ için kesinlikle çok önemli, çünkü eğitim insanların en küçük yaşta realiteyi algılama şekillerini beyinlerine yerleştirmek veya tam anlamıyla implant etmek üzere tasarlanmış. Böylece sistemin akıl besleyicileri büyüdükleri zaman herşeyi ya oyunun planına göre yönetecekler, ya da kendilerini özgür sanarak hayatlarının sonuna kadar küçük birer iyi köle olarak kalacaklar. 

Bir zamanların ünlü grubu ‘Pink Floyd’un şarkısında dediği gibi; “Sonuç olarak sen de duvarda bir tuğlasın”. Aslında sistemi yönetenler de köle, sistem tarafından yönetilenler de... Arada sadece bir derece farkı var. Ortak payda ise; insanların ‘sol beyin’e hapis olmaları. 

Beyinin iki yarım küresi Korpus Kallosum denilen bir köprü ile birleşir. Bu iki yarım kürenin çok farklı işlevleri ve özellikleri vardır. Oysa bizler ‘bütün’ beyinli olarak yaratılmış olup, her ikisinin de özelliklerine sahibiz. Her neyse, Kontrol Sistemi bunu hiç istemiyor, dolayısıyla da insanların çoğu kendisini bu özelliğe sahip değil sanıyor.

13 Aralık 2013 Cuma

Gerçek'in Titreşimleri - XXVII

Eğitim borçları

Üniversiteye falan gitmedim... Zihinsel olarak okulda da pek az bulundum. Sınıfta hep pencere kenarına geçer, sürekli olarak hayallere dalardım. Futbol oynadığım zamanlar hariç, okul hayatımla ilgili pek az ayrıntı hatırlıyorum.

Sınıfın ön kısmında duran birisi durmadan konuşup, tebeşirle tahtaya birşeyler yazar, ben dalgın bir şekilde pencereden dışarıyı seyrederken de mutlaka “Icke, bu tarafa bak ve uyuma!” derdi, ama doğrusu ya, hayal kurmak onun anlattıklarından çok daha cazip gelirdi. Aynı nedenle sınavlarda da hep başarısız olurdum. Sadece yazmayı, hayal kurmayı ve takım için futbol oynamayı severdim, gerisi ise hiç bana göre değildi. Herhalde o zaman bile sisteme baş kaldıran bir asiymişim. Sırf beni adam etmek için ‘başkan’ bile yaptılar. Öbür çocuklar buna çok şaşırmışlardı, çünkü başkanlara okul kurallarını uygulama yetkisi verilir ya. Benim gibi bir asiyi içeriye aldıklarını sanmalarına çok gülerdim. Tenefüslerde çocukların okul binasına girmeleri yasak olduğu için İngiltere’nin o buz gibi soğuğunda dışarıda bekletilmeleri gerekirdi, ama ben hepsini içeriye alırdım. Ne yani, soğuktan donsalar mıydı? Son derece saçma birşeydi. Sonunda okul hiyerarşisi, beni okulun katı kurallarıyla yola sokamayacağını anladı.

1950’li yıllarda İngiltere’de okul eğitimi

Paylaşım