sürüngenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sürüngenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2019 Salı

Sürüngen beynin kölesiyiz

Gerçek’in Titreşimleri” - 91

Sürüngen beyin sisteminin kölesiyiz...


Hepsi sürüngen beyin ile bağlantılı, dolayısıyla bu büyüden kurtulmanın bir aşaması olarak önce sürüngen beyinden kopmak lazım, çünkü sürekli olarak bizi korkuyla besliyor; “Şundan kork! Bundan kork!” Güvensizlik, anksiyete, zaten algılamamızı manipüle etmek için yapılan hep bu. Böylece bizi düşük frekanslı halde tutuyorlar, dolayısıyla algılamamız “Ay Matriksi”ne hapsoluyor.
Yapabileceğimiz şeylerden birisi, sadece günlük hayatımızda bu kertenkele beyinle bağlantıyı kesmek. Kızdınız mı, 10’a kadar sayın. Geçmedi, 50’ye kadar sayın. Hala birilerini dövmek mi istiyorsunuz, bir daha 50’ye kadar sayın. Çünkü sürüngen beyin düşünmez, sadece tepki gösterir, bu nedenle çok hızlıdır. 
 
Oysa beyinin “neokorteks” bölümü ayrıntılı olarak uzun düşünür, bu yüzden sürüngen beyinden daha yavaş çalışır. Bu nedenle bir olay olur, sürüngen beyinimizle anında tepki gösteririz, aradan bir iki dakika veya yarım saat falan geçer, “neokorteks”imiz aklı selimle olayı düşünür ve sonra “Aman Allahım! Ben ne yaptım? Bütün onları ben mi söyledim, aman Tanrım, olamaz!” deriz. 

8 Ekim 2018 Pazartesi

İllüminati ve sürüngenler üzerine sohbet

Gerçek’in Titreşimleri – 88


https://www.davidicke.com/article/455001/david-icke-conspiracy-illuminati-lizards-unilad-original-documentary

Komplo, İllüminati ve Sürüngenler... Şubat, 2018

0:03:
İnsanların; “Bu David Icke dünyanın sürüngenler tarafından yönetildiğini düşünüyor, delinin biri!”... dediklerini duyabilirsiniz.

0:10:
İnsanoğlu ayağa kalk! Dizlerinin üzerinde ne yapıyorsun, öyle?

0:19:
Medya, noktaların birleştirilmesini istemiyor. Sadece noktaları görüyorsanız, tablonun tamamını göremezsiniz. Eğer noktaları birleştirirseniz neler olduğu kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkar.

0:28:
Yaklaşık 30 yıldır hayatıma bakarsanız, bütün kamuoyunun önünde gözden düşürüldüğüm, alaylara maruz kaldığım halde hala buradayım ve aynı işi yapıyorum. Oysa artık dünyanın dört bir yanında binlerce insan konferanslarıma geliyor.

11 Ocak 2016 Pazartesi

Gerçeğin Titreşimleri - 58 - Sürüngen Beynimiz II


İnsanlar ‘Bilinç’lerine açılmadığı sürece program, onların bütün algılama ve tepkilerini kontrol altında tutmayı sürdürecektir. 
David Icke

Büyük resim için tıklayın
Büyük resim için tıklayın
Bilim adamlarına göre beyinin en eski bölümü R-Kompleks, yani ‘Sürüngen Beyin’... Hala kuyruk sokumunda kuyrukla doğan insanlar olduğu gibi, tarihimizin en belirgin kalıntılarından birisi sürüngen beyindir. İnsan düşünce ve algılamasının nasıl manipüle edildiğini anlamak için sürüngen beyinin nasıl çalıştığını bilmek gerekir. Çoğu kişinin, insan bedenindeki sürüngen mirastan ve bunun insan davranışını ne kadar etkilediğinden haberi bile yoktur.

Bilim adamları R-Kompleks’in sinir sisteminin çekirdeğini temsil ettiğini ve 205-240 milyon yıl önceki Triassic döneminde bütün dünyada yaşamış olan “memeli benzeri sürüngen”den geldiğini söylerler. Bunun, dinozorlar ve memeliler arasındaki bir gelişme bağlantısı olduğuna inanılır. Mutlaka başka açıklamalar da olmalı.

Bütün memelilerin beyninde, sürüngen özellikler taşıyan bu kısım var. Şimdi bilim adamlarının sürüngen beyinde var olduğunu kabul ettiği özelliklere bir bakalım.

9 Eylül 2013 Pazartesi

Gerçek'in Titreşimleri - XXIII

Bugünlerde, hiç kimsenin hayatında, şimdi yaşamakta olduğumuz duruma ve neler yapılabileceğine odaklanmaktan daha önemli birşey olamaz. Kendi hayatlarımız, çocuklarımızın ve torunlarımızın hayatları hep bu odaklanmaya dayalı. Benim yaşım 60’ı geçti, nasıl olsa bu zihinsel esir kampında onlarca yıl yaşayacak değilim, ama onlar için endişeleniyorum, dolayısıyla bu realitede geçirdiğim her dakika, onların bu kabusa yakalanmamaları için çalışmakla geçiyor. 


Bizi sadece, ‘zavallı aciz ben’ inancı ile besleyen Matriks programından kurtaracak olan kendi ‘benlik’ algılamamızı tamamen değiştirmemiz lazım. Matriks bizi, sadece bedenlerimiz, isimlerimiz ve işlerimiz olduğuna inandırmak istiyor. Matriks’e istediğini vermeyi bırakıp, ona hiç istemediği bir şeyi vermeye başlasak nasıl olur? Biz bedenlerimiz, isimlerimiz ve işlerimiz değiliz, onlar sadece bizim deneyimlemekte olduğumuz bir takım kavramlar. Bizler, sadece o deneyimleri yaşayan birer ‘Sonsuz Bilinç’ veya ‘Sonsuz Farkındalık’ız. Kimliğimizi ‘beden aklı’ndan ‘bilinç’e dönüştürürsek, bakış açımız ve farkındalığımız da ‘beden aklı’ndan ‘bilinç’e döner. Gözlemlediğimiz farkındalık noktasından algılayınca da, zihinsel olarak değil, bu dünyada sadece fiziksel olarak bulunuyor oluruz. Daha önceden görememiş olduklarımızı görürüz, hatta insanların zihinsel özgürlüğü için yapılabilecek şeylere de katkımız olur.

13 Ağustos 2013 Salı

Gerçek'in Titreşimleri - 22 - Sürüngen Beynimiz

R-Kompleks/Sürüngen Beynimiz...

Bütün insanların son derece önemli sürüngen genetikleri vardır, en önemlisi de bütün bilimadamlarının kullandıkları ismiyle ‘R-Kompleks’, yani ‘Sürüngen Beyin’dir. ‘Contact/Temas’ filminin esinlenilmiş olduğu kitabın yazarı olan Amerikalı kozmolog Carl Sagan, ‘Cennetin Ejderhaları’ adlı kitabında sürüngen genetiğinin insanlar üzerindeki etkisini anlatır. Ona göre insan doğasının sürüngen birimini, özellikle de törensel ve hiyerarşik davranışları görmezden gelmek çok yanlıştır, çünkü tam tersine bu örnek, insan doğasının tam olarak nasıl olduğunu anlamamıza yardımcı olur. (Carl Sagan, aslında bilimin nasıl politize edilmiş olduğu hakkındaki gerçekleri fazlasıyla biliyordu, özellikle de sürüngen genetiğinin insan davranışı üzerindeki etkisini tam olarak tespit etmişti). 


Araştırmacı Skip Largent ise bunu, ‘R-Kompleks’ başlıklı Internet makalesinde şöyle açıklamış:

2 Temmuz 2013 Salı

David’i Anlatanlar (Activist Post)

2012 Ağustos,  'Activist Post’tan...
Yazan:  ‘Illuminati Watcher’

David’ Icke’ın ‘Ay Matriksi’ teorisi öyle bir noktada ki, insanlar onun deli olduğunu düşünüyorlar. Oysa Icke’ın teorilerindeki gelişmeleri izleyen ve bilenler, onun çok daha derinlerdeki anlayış seviyelerine ulaşmış olduğunu bilirler. Ve eğer onun, ‘şekil değiştiren sürüngen’ bilgilerini sindirebilmişseniz, ‘Ay Matriksi’ teorisini  de rahatlıkla anlayabilirsiniz.

‘Ay Matriksi’ teorisi, Icke’ın ‘görünürdeki gerçek’ hipotezine dayanıyor. Bu hipotezinde, dünyamızın olağanüstü üstün bir bilinç tarafından yaratıldığını ve amacının da bizim, özünden gelmiş olduğumuz ‘Tek bilinç’in ötesini de deneyimlememizi sağlamak olduğunu söylüyor. Ona göre bizler, bu fiziksel gerçekliği deneyimliyor, fiziksel bedenlerimiz öldüğü zaman da, belirli koşullar çerçevesinde  o  ‘Tek’ liğe geri dönüyoruz. Bu durumda bütün fizik kanunları da, birer yazılım programından ibaret oluyor.

26 Ocak 2013 Cumartesi

Gerçek’in Titreşimleri - XIII

Peru, Nisan 2012


Bu inkar edilebilecek birşey değil, kesinlikle mevcut ve dünyaya hakim...Ama güç de, onlarda değil, bizde...



Hayatımı tümüyle değiştirmiş olan ilk Peru ziyaretimi 1991’de yapmıştım. 20 yıl sonra yapmış olduğum iki haftalık ikinci geziden ise yeni döndüm. Bu sefer ziyaretin odaklandığı belirli bir nokta olmadı, ama enerji açısından beni çok farklı bir konuma taşıyan olağanüstü anlar ve deneyimler yaşadım.



Yeniden Peru’dayım –benim
deneyimimde burası,
dünyadaki en güçlü enerjiye
sahip olan topraklar.
Birkaç gün önce eve döndüğümden beri bir gariplik hissediyorum. İki ayrı dünya veya iki ayrı realitenin arasında kalmış gibiyim. Kendimi çok farklı hissediyor ve birçok şeyi farklı görüyorum, ama henüz bunun ne olduğunu açıklayamıyorum. Her ne oldu ise, açıklığa kavuşmadan önce, şimdiye kadar olanlarla bir bütünlük sağlanması gerekiyor herhalde.

1991’de de bana çok derinden birşeyler olduğunu biliyordum, ama ‘turkuvaz period’um başlamadan haftalar önce de birşeyler olmuş, ne olduğunu tam olarak anlayabilmem için de aradan aylar geçmişti. 

Turkuvaz giysilerimi çıkaralı çok zaman oldu, zaten bu kez görüntümde birşey olacağını sanmıyorum, ancak yine birşeylerin değişmiş olduğu çok kesin görünüyor. Genellikle erken kalkarım ve sabahları çalışırım, oysa döndüğümden beri sabah 10:30’a kadar uyuyorum ve sürekli olarak bir uyku halim var.

Şu anda masamda oturuyorum, ama burada değilim. Çok çılgınca gibi, ama ‘benim’ okuyucularımın çoğunun, bu duyguyu anlayacağını biliyorum. Pekala, bedenim burada, peki ben? Hiç de öyle görünmüyor. Asıl ‘ben’ burada oturan bedenime başka biryerden bakıyor.

Paylaşım