3 Ekim 2013 Perşembe

Gerçek'in Titreşimleri - XXIV


David Icke, ‘Zamanının Çok Ötesindeki Adam’...

‘Amazon Kitap’ta, David Icke’ın kitaplarının tanıtımı için kullanılmış olan ifade şöyle;

David Icke, dünyanın en aykırı yazarlarından olup, yaşamının yaklaşık çeyrek asırlık bölümünü,  evrenin sırlarına, ‘gerçek’e ve  dünyayı manipüle eden güçler ile ilgili gizeme açıklık getirmek için yaptığı çalışmalara harcamıştır. Bir zamanlar,  İngiltere çapında alaylara maruz kalmış, uzun süre ciddiye alınmamış ve ortaya koymuş olduğu gerçekler kabul görmemiş olan Icke’ın açıklamaları, bugün sürekli olarak teyit ediliyor ve artık o, ‘zamanının çok ötesinde olan bir kişi’ olarak tanımlanıyor.

David Icke ise şöyle diyor: 

“Çocuklar açlıktan ölüyor, bankalar, ‘kredi’ denilen,  aslında var olmayan bir parayı ödünç veriyor, dünyanın her yerinde, halka suni ekonomik krizlerle kemer sıkma politikası uygulanıyor. Eğer ‘akıl’lılık bu ise, ben ‘deli’ olarak algılanmaktan çok memnunum...


Ya sizin algılamanız nasıl? Sadece ağacın dalını mı görüyorsunuz, yoksa ormanı mı?


9 Eylül 2013 Pazartesi

Gerçek'in Titreşimleri - XXIII

Bugünlerde, hiç kimsenin hayatında, şimdi yaşamakta olduğumuz duruma ve neler yapılabileceğine odaklanmaktan daha önemli birşey olamaz. Kendi hayatlarımız, çocuklarımızın ve torunlarımızın hayatları hep bu odaklanmaya dayalı. Benim yaşım 60’ı geçti, nasıl olsa bu zihinsel esir kampında onlarca yıl yaşayacak değilim, ama onlar için endişeleniyorum, dolayısıyla bu realitede geçirdiğim her dakika, onların bu kabusa yakalanmamaları için çalışmakla geçiyor. 


Bizi sadece, ‘zavallı aciz ben’ inancı ile besleyen Matriks programından kurtaracak olan kendi ‘benlik’ algılamamızı tamamen değiştirmemiz lazım. Matriks bizi, sadece bedenlerimiz, isimlerimiz ve işlerimiz olduğuna inandırmak istiyor. Matriks’e istediğini vermeyi bırakıp, ona hiç istemediği bir şeyi vermeye başlasak nasıl olur? Biz bedenlerimiz, isimlerimiz ve işlerimiz değiliz, onlar sadece bizim deneyimlemekte olduğumuz bir takım kavramlar. Bizler, sadece o deneyimleri yaşayan birer ‘Sonsuz Bilinç’ veya ‘Sonsuz Farkındalık’ız. Kimliğimizi ‘beden aklı’ndan ‘bilinç’e dönüştürürsek, bakış açımız ve farkındalığımız da ‘beden aklı’ndan ‘bilinç’e döner. Gözlemlediğimiz farkındalık noktasından algılayınca da, zihinsel olarak değil, bu dünyada sadece fiziksel olarak bulunuyor oluruz. Daha önceden görememiş olduklarımızı görürüz, hatta insanların zihinsel özgürlüğü için yapılabilecek şeylere de katkımız olur.

13 Ağustos 2013 Salı

Gerçek'in Titreşimleri - 22 - Sürüngen Beynimiz

R-Kompleks/Sürüngen Beynimiz...

Bütün insanların son derece önemli sürüngen genetikleri vardır, en önemlisi de bütün bilimadamlarının kullandıkları ismiyle ‘R-Kompleks’, yani ‘Sürüngen Beyin’dir. ‘Contact/Temas’ filminin esinlenilmiş olduğu kitabın yazarı olan Amerikalı kozmolog Carl Sagan, ‘Cennetin Ejderhaları’ adlı kitabında sürüngen genetiğinin insanlar üzerindeki etkisini anlatır. Ona göre insan doğasının sürüngen birimini, özellikle de törensel ve hiyerarşik davranışları görmezden gelmek çok yanlıştır, çünkü tam tersine bu örnek, insan doğasının tam olarak nasıl olduğunu anlamamıza yardımcı olur. (Carl Sagan, aslında bilimin nasıl politize edilmiş olduğu hakkındaki gerçekleri fazlasıyla biliyordu, özellikle de sürüngen genetiğinin insan davranışı üzerindeki etkisini tam olarak tespit etmişti). 


Araştırmacı Skip Largent ise bunu, ‘R-Kompleks’ başlıklı Internet makalesinde şöyle açıklamış:

30 Temmuz 2013 Salı

Gerçek’in Titreşimleri - XXI

Hapishanemizin gardiyanları kendimiziz...


Global komplo hakkında bütün okuduklarımızdan sonra, özgürlüğü yakalamak çok uzak bir olasılık gibi görünüyor olabilir, oysa aslında sadece bir düşünce ötemizde...

Özgürlüğümüz düşüncemiz, düşüncemiz de özgürlüğümüz. Özgürlük istiyorsak, bu sadece düşünce şeklimizi ve kendi hakkımızdaki düşüncelerimizi değiştirdiğimiz takdirde gerçekleşecektir. Kendi gerçek ve sonsuz potansiyelimizden sistematik olarak bizi kopartan kimdir? Kendimiz… Siz, ben, hepimiz.

18 Temmuz 2013 Perşembe

Gerçek’in Titreşimleri - XX

Sen, keskin ucu arayışında ilerlerken, arkandakiler çok ileri gittiğini düşünürler. Onlar keskin ucun çok gerilerinde kalmışken, sana ‘aşırı’ veya ‘deli’ derler. Oysa sonradan, bir kişinin deliliği, bir başkasının sağ duyusu olabilir.
David Icke


Söyleyeceğim şeylerin doğru olduğunu biliyorum, peki nasıl mı? Yirmi yıl önce, Orwell tarzı bir global devletin varlığı henüz belli bile değilken bildiğim gibi... Değil bilimsel bir akademide çalışmayı, herhangi bir okul sınavına bile girmeden gerçeğin illüzyonsu doğasını nasıl anlamışsam aynı şekilde bildim. ‘Onlar’, 1990’dan beri bana bilmecenin parçalarını veriyor, çeşitli yöntemlerle altını çizeceğim bilgileri aklıma koyuyor ve bunları birleştirmemi sağlıyorlar. Bunu canlı rüyalar görerek, önüme çıkardıkları insanlardan, önüme getirdikleri bilgilerden ve geçirdiğim kişisel deneyimlerden öğrendim. Hiçkimseyi bunların doğruluğuna ikna etmeye çalışmıyorum. İnsanlar neye inanıp inanmayacaklarına kendileri karar verecekler. Eminim her zamanki gibi çoğu reddedecek, belki de her zamankinden daha fazla alaylara maruz kalacağım, ama hiç önemli değil, artık hiç aldırmıyorum. Diğerleri, yani ‘uyanmış’ olanlar ise, güçlü önsezileri ile bunun doğru olduğunu zaten anlayacaklardır. Herkes neye inanacağı konusunda kendi ‘yargıç’ı olmalıdır. 

14 Temmuz 2013 Pazar

Halkın Sesi'nden son gelişmeler ve davetler



‘Halkın Sesi’ için dünyadan haberler vermek/sunmak mı istiyorsunuz? 

Evet ise, deneyimleriniz ve özgeçmişiniz ile report@thepeoplesvoice.tv ’ye yazın.

2 Temmuz 2013 Salı

David’i Anlatanlar (Activist Post)

2012 Ağustos,  'Activist Post’tan...
Yazan:  ‘Illuminati Watcher’

David’ Icke’ın ‘Ay Matriksi’ teorisi öyle bir noktada ki, insanlar onun deli olduğunu düşünüyorlar. Oysa Icke’ın teorilerindeki gelişmeleri izleyen ve bilenler, onun çok daha derinlerdeki anlayış seviyelerine ulaşmış olduğunu bilirler. Ve eğer onun, ‘şekil değiştiren sürüngen’ bilgilerini sindirebilmişseniz, ‘Ay Matriksi’ teorisini  de rahatlıkla anlayabilirsiniz.

‘Ay Matriksi’ teorisi, Icke’ın ‘görünürdeki gerçek’ hipotezine dayanıyor. Bu hipotezinde, dünyamızın olağanüstü üstün bir bilinç tarafından yaratıldığını ve amacının da bizim, özünden gelmiş olduğumuz ‘Tek bilinç’in ötesini de deneyimlememizi sağlamak olduğunu söylüyor. Ona göre bizler, bu fiziksel gerçekliği deneyimliyor, fiziksel bedenlerimiz öldüğü zaman da, belirli koşullar çerçevesinde  o  ‘Tek’ liğe geri dönüyoruz. Bu durumda bütün fizik kanunları da, birer yazılım programından ibaret oluyor.

Paylaşım