2 Şubat 2018 Cuma

Gerçeğin Titreşimleri nedir?

Gerçek’in Titreşimleri – 88


(LookHereAndWakeUp - Mayıs 2011)



“Gerçek’in Titreşimleri” Nedir?


0:11:
En başında, ortaya çıkıp şimdi yapmakta olduğum işi yapacağım söylenmişti. Şimdi kelimeyi en geniş bağlamda kullanıyorum, “spiritüel bir devrim” geliyordu. Titreşimsel bir değişim gelecek, insanoğlunu hipnotik halden uyandıracaktı. Diyorum ki, hipnotik hal oradan geliyor, havada görüyoruz ve 1990-1991’lerde bu konunun içine girdiğim zaman ilk yazdığım kitaba bu titreşimsel değişimin adı olan “Gerçek’in Titreşimleri” adını verdim.

0:52:
Çünkü bana söylenenlere göre, bunun iki ana etkisi olacaktı. Birincisi, insanlar komadan uyanacaklar, yani önce uyanacaklar, sonra bu gittikçe daha hızlı bir şekilde gerçekleşecekti. Robert, şimdi bunu görüyoruz, bütün dünyada oluyor!...

1:12:
Ama aynı zamanda insanlıktan gizlenmiş olan her şey ortaya çıkacaktı. 20 yıl önce buna ait en küçük bir işaret bile yoktu. Oysa şimdi şu hale bak! Geçen yıl, 5 yıl önce, 10 yıl önce, şimdi bildiklerimizin hiçbirini bilmiyorduk! Gerçekten geliyor!

1:29:
Benim açımdan bu “Gerçek’in Titreşimleri”- bu arada bu da noktaları birleştirdiğim uzun bir hikaye, zaten çoğu da öyle, çünkü çoğu farklı kaynaklardan geliyor ve parçaları bir araya getiriyorsun, ama hepsi aynı yönü gösteriyor.

17 Ocak 2018 Çarşamba

Kozmik İnternet

Gerçek’in Titreşimleri – 77

“Kozmik İnternet”

(LookHereAndWakeUp) Robert Perela
Mayıs 2011 


Robert Perela:

-Sana çabuk bir soru soru sormak istiyorum. Çok ilginç bulduğum birşey var, ayın dış yüzeyi ile ilgili. Bir meteor aya çarpsa ve üzerinde izler bıraksa, ayın yüzeyinde de bir sürü yuvarlak içbükey oyukluklar var, sanki özellikle oyulmuş gibi. Bazıları diyor ki, yani İncil’de de var, kayıtlı tarihten önce kaydedildiğine göre gökyüzünde veya uzayda savaşlar olmuş. Acaba bunlar bir çeşit lazer silahlarıyla olmuş olabilir mi, çünkü yuvarlaklar son derece düzgün. Bu oyukluklar hakkında ne söyleyebilirsin?

0:48:
Aslında olabilir, çünkü öyle bir şekilde yapılmış ki, neredeyse bir kamuflaj şeklinde. Öyledir demiyorum, mümkün olabilir, çünkü bu nedenle, sürekli olarak önümüze çıkan şu ki, eskiden de olsa, sonra da, insanoğlunu sömüren bu ırk, dünyanın kaynaklarını da sömürüyor, bu arada ayda hiçbir kaynak olmadığını da belirtelim. Dolayısıyla kaynak sağlamak için hedef gezegen, dünya kullanılıyor. 

1:28:
Ben şöyle düşünüyorum. Oradakilerin, buradaki altınla ilgili çok önemli bir bağlantıları var. Şimdi yine hızlı bir şekilde Credo Mutwa’nın hikayesine dönecek olursak, Zulu efsanelerinde “ay” ile ilgili şunlar anlatılırmış; burada önemle vurguluyorum - balık gibi pullu derisi olan – adları İawani ve Empanku olan 2 sürüngen yaratık, “ay”ı uzayda yuvarlamışlar ve şimdi bulunduğu yere getirmişler,, dolayısıyla dünyada afetler oluşmuş. Bunlar iki erkek kardeşmiş. Ve bunlara “Su Kardeşler” denirmiş. Bunlar su ile ilgili çeşitli konularda sembolize edilmişler, umarım sonraki kitabımda su ile ilgili çok önemli bir kavramı açıklama imkanı bulurum, çünkü bilmemiz gereken çok önemli birşey var, okyanusları takip etmemiz lazım, ama bunun üzerinde biraz daha çalışmam lazım.

22 Aralık 2017 Cuma

Ay Matriksi

Gerçek’in Titreşimleri - 76

Ay Matriksi Video Metni

Ay Matriksi - Bölüm 1

  1. https://www.youtube.com/watch?v=p56zhSn09FY
  2. https://www.youtube.com/watch?v=-elS_VtxpwU

“Ay Matriksi” Bölüm: 1 (Mayıs 2011)


Robert Perala: (LookHereAndWakeUp kanalından)

Şimdi Kaliforniya’da Marine Center’dayız. Ben Robert Perala, David Icke’ı sunuyorum. Dikkatleri David Icke’a çeviren “İnsanoğlu Ayağa Kalk” adlı kitabının derinliklerine bakıyoruz. Dediğine göre, muhteşem sonuçlardan yaralanmalarını sağlamak üzere akılcı kararlar veren insanlara onları ürkütmeden öncülük yapmak çok zor bir iş. David bir “yol gösterici”. O, değişim/dönüşüm ekibinin bir parçası ve “değişim” sağlayanlardan birisi. Sanırım keyif ve bilgi sağlayıcı bu YouTube sunumunu oldukça ilginç bulacaksınız. Teşekkürler, röportajı keyifle izlemeniz dileklerimizle...

0:50:

David, “İnsanoğlu Ayağa Kalk” adlı kitabını okuduğum zaman en çok ilgimi çeken, kayıtlı tarihten çok önceden beri, ayın “içi oyuk” bir yapı olup, insan DNA’sı ile etkileşim içinde olduğunun anlatıldığı kısım oldu. Bence bu ancak 300 yılda bir gelecek bir bulgu, bu konuda ne hissediyorsun?

30 Kasım 2017 Perşembe

Yenilikçiler, grup düşüncesi ve politik doğruluk

Gerçek'in Titreşimleri - 75

Yenilikçiler/İlericiler, Grup Düşüncesi ve Politik Doğruluk


0:05:

Bu kitabımda, bir çok konudan söz ediyorum, ama tabii bu da var. Batılıların bakış açısından, herhalde bu konuda kimse benim kadar dehşete kapılmamıştır. Daha çocukken, İngiliz İmparatorluğunun tarihini okurken böyle hissetmiştim. İngiliz İmparatorluğunun yaptıkları benim için utanç vericiydi. Tabii ki bütün diğer imparatorlukların yaptıkları da...

0:36:

Afrika, Asya, Güney Amerika ve Avustralya’da, başkalarının ülkelerine giriyor, kendi iradelerini dayatıyor, topraklarını, kültürlerini ele geçiriyor, insanların önceki hayatlarını mahvediyor, onları ikinci sınıf addediyor ve bu ülkelere Batı’nın iradesini empoze ediyorlardı.

1:19:

Bu dehşet verici, utanç verici birşey. Çocukken okulda düşünürdüm, yani hep böyle mi olmuştu? Evet... Peki buna nasıl karşılık verilir? Tersi yapılır değil mi?

11 Ekim 2017 Çarşamba

Zaman bir illüzyondur

Gerçek’in Titreşimleri - 74


Zaman” bir illüzyondur




...O halde bu realite sadece bir frekans menzili. Ona başka frekans menzilleri de karışıyor. Bazıları karışıyor, çok uzakta olan bazıları hiç karışamıyor bile. Biz ise kendi küçük dünyamızda yaşıyoruz, ama onu bu dünyadan farklı olan birçok başka dünyalarla iç içe geçiriyoruz.

0:17:
Bizim frekans menzilimiz – ki bunu kavramak çok önemli, bugün daha bir sürü bilgi var - çok küçük... Kara madde, kara enerji konularına girmiyorum, sadece görünen ve görünmeyen evren hakkında konuşuyorum, ama ana akım bilim de şöyle diyor; evrende var olan ne ise, yani bizim algıladığımız; belirli bir noktaya kadar elektromanyetik alan ve görünen ışık. Görünen ışık, bilinçli zihinin algılayabildiği dünyaya çekebildiğimiz tek frekans menzili.

0:53
Hepsi onun ötesinde. Ana akım bilimin evrende var olduğunu söylediği elektromanyetik spektrum yüzde 0.0005. Bazıları biraz daha fazla olduğunu söylüyor, ama çok değil.

25 Eylül 2017 Pazartesi

Doğal halimize geri döneceğiz


Gerçek’in Titreşimleri - 73

Yakında Doğal Halimize Geri Döneceğiz...


0:01:
Zaten birçok konuyu çözmüş olan Einstein realitenin bir yanılgı, ama oldukça ısrarlı bir illüzyon olduğunu söyler. Israrlı olduğunu da özellikle vurgular, çünkü sürekli olarak onu deşifre ederiz. Hani kablosuz Internet gibi...

0:23:
Bu illüzyon, bu yanılgı bizim için bir zihin hapishanesi gibi. Kendimizi, kendimize yakın birkaç kişiyi etkilemek için kişisel isteklerimizle sınırlıyoruz. Oysa görevimiz doğadaki bütün varlıkları kucaklayan sevgi-şefkat çemberini genişletip kendimizi bu hapishaneden kurtarmak olmalı...

0:42:
Bu yolla şu gerçekleşir; zihniniz açılır, yani tam anlamıyla. Zihinle ilgili bir mesele yok. Zihin bir “arayüz” durumunda. Bilgisayarda Internet’e girdiğimiz zaman olduğu gibi. Ama arayüz durumundaki zihinin de yerini bilmesi lazım. Onun işi, “bilinç”e, deneyime hizmet etmek, onları yönetmek değil!

0:58:
Zihniniz açılınca bunu yaparsınız, neden? Yakın çevrenizdekilere olan sevgi ve şefkat çemberi vardır. Çünkü kendinizin sadece bir damla değil, okyanusun bütünü olduğunuzu farketmeye başlarsınız. Sistem kendimizi damla olarak görmemizi istiyor, çünkü aksi takdirde ne yaparız? Bu uyanış sürdüğü sürece, okyanus olduğumuzu anladığımız anda sistem çöker. Dünya “Ütopya” diyebileceğimiz bir şeye dönüşür, oysa hiç de ütopya değil. O bizim doğal halimiz. Ne kadar muhteşem varlıklar olduğumuzu anlatırken hep şu benzetmeyi yaparım.

1:50:
Diyelim ki bir su tankı tepesine kadar su dolu. Bir topun doğal hali, o suyun yüzeyinde durmasıdır. O topu doğal olmayan hale getirmek için ne yaparsınız? Su tankının dibine doğru bastırırsınız. Kontrol sistemi insanlara bunu yapıyor. Ama o topu dipte tutabilmek için sürekli olarak bastırmanız gerekir, bırakamazsınız.Yoksa bum! Bir saniyede doğal haline döner, yani suyun yüzeyine fırlar. 

Yiyecek ve içeceklerdeki katkı maddeleriyle beden bilgisayarımızın, alıcı verici sistemimizin dengesini bozup, bizi daha önce bahsetmiş olduğum şekilde programlıyorlar. Medya, eğitim sistemi vs ile bizi, bizim için doğal olmayan halde tutuyorlar. Suyun yüzeyine çıkan top gibiyiz. Zaman içerisinde o halimize geri döneceğiz...


9 Eylül 2017 Cumartesi

Bu Dünyaya Gelmeyi Biz Seçtik

Gerçek'in Titreşimleri - 72




Bu Dünyaya Gelmeyi Biz Seçtik...


0:02:
D. Icke: Bilinç hapishanesinin kapısındaki kilidi açmak için seçimler yapıldı.
Sunucu: Yani doğmadan önce bu realiteye gelmeyi biz mi seçmiş oluyoruz?

0:18:
D. Icke: Doğmadık. Doğan biz değiliz. Doğan teleskop. Yani mercek doğdu. Biz onun içinden bakıyoruz.
Sunucu: Yani... Anlamıyorum... İşte buna bayıldım!

0:30:
D. Icke: Bu, realiteye bakışın tamamen farklı bir açısı.
Sunucu: Kesinlikle öyle olmalı...

0:35:
Doğan ben değilim. Doğan, benim bu realiteyi deneyimlemekte olduğum mercek/teleskop!... İndigo çocukları biliyorsunuz, onlar, bilinci bu bilgiye açık olanlar, evet bazı şeyler bazen çok abartılıyor, ama bazı özel insanlar var, özellikle şimdilerde bir dönüşümün eşiğindeyiz. Realiteyi yine bu teleskoptan bakarak mı deneyimleyeceğiz, yoksa seçim yaparak mi etkileşimde olacağız?

1:11:
Yani, şimdi biri elinde silahı alnımıza dayamış, “Şu teleskoptan bak ve sana ne deniliyorsa onu yap!” mı diyor? Hayır, bu bir seçim. Bir algılama meselesi. Mesela şimdi bakıyorum, duvardaki tuğlayı görüyorum ve realiteye dair belirli bir görüşüm var.

1:35:
Sonra duvardaki tuğlaya bakarak geri geri gidiyorum, tuğla bir evin duvarında. Evi görüyorum. Ev bir sokakta. Tepeye doğru çıkıyorum, sokak bir şehirde, şehir bir ülkede, ülke dünyada, aaa, dünya güneş sisteminde, şimdi evren oldu!

1:55:
Tuğlaya yakından bakıyoruz, farklı bir algılama noktası, teleskoptan bakıyoruz diyelim. Teleskobun içinden gördüğümüz realitenin farkındalığındayız. İşte seçim böyle yapılıyor, onları bu seviyede çözmeye çalışıyoruz. Sanırım Matriks filminde özgür dünya ile ilgili bir replik vardır; Neo, "Yani hiçbir seçeneğim yok mu demek istiyorsun?” diye sorar, cevap; “Seçimi zaten yaptın, şimdi yapman gereken, neden yapmış olduğunu anlamak” şeklinde olur.

2:26:
İşte seçim bu. Leicester’daki işçi bloklarında, küçük bir çocuk veya bir gençken hayatımda şimdiye kadar olanların olmasına ben karar vermedim. Beni oraya, bana o seçimde olan herşey getirdi. O halde, neden o seçimi yapmış olduğumu şimdi anlamam lazım. 90’lı yılların başında İngiltere’de ülke çapında alaylara maruz kalmayı neden seçmiş olabilirim? Şimdi o seçimi neden yapmış olduğumu çok iyi anlıyorum; çünkü beni özgür kıldı.

3:13:
Başkalarının benim hakkımda ne düşüneceği korkusu ile ilgili kendimi sınırlama duvarlarının hepsi yıkıldı, kırıldı gitti! Yaptığı o oldu. Böylece beden bilgisayar sistemini yeniden programlama deneyimi yaşadım. Dikkat edin, kendimi, yani ruhumu/özümü/bilinçliliğimi demiyorum, bütün programlarıyla bir vasıta olarak kullandığım beden bilgisayar sistemini yeniden programlamaktan söz ediyorum.

3:47:
Önce de belirttiğim gibi, hepsi hayatın verdiği işaretleri okuyabilme meselesi. Hepsi aynı şeyin parçası. Seçebiliyor muyum? Beni buraya getiren seçimleri ben mi yaptım? O halde seçimi neden yaptığımı anlamam lazım. İşte o zaman hayatının kontrolü senin eline geçiyor ve hayat seni yaşayacağı yerde, sen hayatı yaşamaya başlıyorsun.

4:16:
O halde hepimiz, şimdi burada olmak için seçimlerimizi yaptık, tamam mı? Haydi bakalım, şimdi bu seçimleri neden yapmış olduğumuzu anlayalım. Bütün bu olanlar olurken şimdi buradayız, çünkü olanları değiştirmeye geldik. Öyleyse yapalım, işimize devam edelim, sonra da oturup birer bira içelim!...



Paylaşım