14 Haziran 2017 Çarşamba

Korku ve realite üzerine söyleşi


Haziran 2011, David Icke’ın “Scandinavian Media” söyleşisi


Scandinavian Media’nın, dünyanın gerçekleri ve içinde yaşadığımız realite ile ilgili olarak sayısız kitap yazmış olan David Icke ile 15 Ekim, 2011’de yapmış olduğu 35 dakikalık röportaj. http://www.youtube.com/user/scandinav...

Bu röportajda, araştırma ve keşiflerini, noktaları birleştirme özelliği ile sunan David Icke’ın çalışmaları ve kişisel geçmişi yer almaktadır.

David Icke’a aşina değilseniz, çalışmaları ile ilk defa karşılaşıyorsanız, sözleri ve kavramları gözlerinizi açacak ve hayatınızı değiştirecektir.

“Gerçek nedir? Söyleyin, yaşayın, çünkü gerçeği ancak böyle değiştirebilirsiniz, başınızı öne eğerek değil. Bu hiçbir şeyi değiştirmez!” ─ David Icke

ScandinavianMedia adına David Icke ile yaptığımız bu söyleşiyi mümkün olduğu kadar çok kitleye ulaştırmanın gerekli olduğunu düşündük.

Video kayıt: Scandinavian Media Association
Röportaj: Robert Lebon et l heureux

─ Video ─


0:10: (Soru)

Medyumun aktarmasıyla, ifşaatları almaya başlayınca araştırmalar yapmaya ve bu konuda konuşmaya başladınız. Nasıldı? Yüzleşme faslında çevrenizdekilerle ve arkadaşlarınızla neler oldu? Ben de benzer bir deneyim geçirdim, çünkü farklı duygular oluşuyor. Nasıl gelişti, anlatır mısınız?

0:36:

Birdenbire olaylar bir gecede dev bir dalga gibi üzerinize çarpınca neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Tabii bununla baş etmek gerekiyor. Bu bir, “Ben bunu söyleyeceğim, sonuçları de ne olacaksa olur” meselesi değil. 1991’de bir prime time sohbet programı olan “Wogan Show”a çıktım. Ve 15-16 dakika sonra cenabet İngiltere tarihinde belki de en çok alay konusu olan kişi oldum. Gittiğim her yerde bana gülüyorlardı, bara falan gitmek ne mümkün, girdiğim anda kahkaha kopuyordu. Komedyenin sadece adımı söylemesi bile herkesin gülmesine neden oluyordu, hiç espri falan yapmasına gerek kalmıyordu.

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Realite’nin Holografik İllüzyonu

Realite’nin Holografik İllüzyonu/Algı Yanılması
Gerçeğin Titreşimleri (62) ‘Holografik Evren’ devamı


Bazı bilim adamları fiziksel dünyanın sadece gözlemlendiği takdirde var olduğunu savunuyor. Kabul ediyorum. Neden, çünkü; bir bilgisayara bir disk koyduğunuz zaman diskin üzerindeki bilgiyi aynı anda okumaz. Lazer hangi bölümünü gözlemliyorsa onu okur. Diğer öğeler bilgi formuna konur, ekrana resim v.s. olarak geçirilmez. Biz de aynı şeyi yapıyoruz.

Gözlemlediğimiz veya deşifre ettiğimiz zaman onu bu realiteye getiririz, ama bu olmayınca   sadece temel titreşimsel metafizik evrendir... Herşeyin temeli. O zaman beyine hiç ışık gitmez. Peki ışığı nasıl görürüz? Beyin o ışığın bilgisini deşifre eder, beyine hiçbir ışık girmez, o zaman ışığa nasıl bakar da görürüm? Dolayısıyla Matrix filmindeki bir sahnede, “Kaşık yok, o eğilen kaşık değil, hepsi sadece senin zihninde!” dediği çok doğru, çünkü kaşığın fiziksel formda var olduğu tek yer zihnimiz! Realiteyi deşifre ettiğiniz yöntemle kaşığı da bükersiniz...

Mucizeler, mümkün olan ve olmayan neyse o programı altetmek suretiyle oluşur. Örneğin, ateşin üzerinde yürürsek ayağımızın yanacağına inanırız, çünkü ona programlanmışız. Kızgın kömürün üzerinde yürürseniz, deşifre etme haliniz, yani inancınız yanacağı doğrultusundaysa ayağınız tabii ki yanar. Ama birçok kişide görmüşsünüzdür. Bilinçliliğin farklı bir seviyesinden geçer, o inancı altederseniz , kızgın kömürün üzerinde yürüyüp hiçbirşey hissetmezsiniz.  Neden? Çünkü eğer öyle olacağına inanmıyorsanız, bir illüzyon başka bir illüzyonu yakamaz. Bu bir mucize değildir. Hepsi sadece “mümkün olan herşey”i nasıl dışavurduğu anlayışını anlamamıza bağlı. O anlayış da, kendimizin birer “bilinç”olduğumuz anlayışıdır. Hepimiz, birer deneyim yaşamakta olan bedensiz, şekilsiz “farkındalık”larız.

13 Nisan 2017 Perşembe

Çekim Yasası

Gerçeğin Titreşimleri - 67 - Çekim Yasası Video Metni




0:11: Artık ürettiğimiz enerjinin fotoğrafı çekilebiliyor. Birisiyle karşılaştığınız zaman, tamamen o kişilerin ‘varlık hali”ne bağlı olarak, “ o adamdan kötü titreşimler aldım” veya “ondan iyi titreşimler aldım” diyerek, bu enerjiyi kesinlikle hissedebiliyorsunuz. Duygularımızı, spiritüel, içsel ve zihinsel ‘hal’imizi yansıttığı için realitemizi bu enerji yaratıyor...

0:34: Bu durumda korku hissettiğimiz zaman, kendimize en çok korktuğumuz neyse onu çekeriz. Bu, en güçlü evrimsel dehadır, ben buna “tasarımcı evrim” diyorum, çünkü ne verirsek onu alırız sistemine göre günlük hayatımızda içsel dünyamızın bir yansımasını görüyoruz, o halde içimizi fiziksel bir şekilde görüyor, deneyimlerden dersler alıyor ve gelişiyoruz.

1:01: “Korku”, gelişimi engelleyen en büyük engeldir. Hangi konuda korkumuz varsa gelişmemize engel olan bir “girilmez” bölgesi yaratır, çünkü hiçbirimiz “Şundan ya da bundan korkuyorum, onunla yüzleşmem lazım” diyemeyiz. Bunun yerine, “Hayır çok teşekkür ederim, haydi konuyu değiştirelim, o konuya girmeyelim” deriz. Aslında, “Dışarı ne veriyorsak onu kendimize çekme” işlemi, “Dışarı ne veriyorsak onunla yüzleşme” işlemidir. Ancak onunla yüzleşirsek tekamül ederiz. Sözün kısası, eğer birşeyden korkarsak, korktuğumuz şeyi kendimize çekeriz.

20 Mart 2017 Pazartesi

Sonsuz Potansiyelsiniz


Sonsuz Potansiyel / Sonsuz Kapasitesiniz

23 Ocak, 2017


0:17 Şimdi size bu alemdeki farkındalığımla bakıyorum. Farkındalığım, görünen ışığın minik frekans bandına odaklanmış durumda. Dolayısıyla sizi görüyorum, ama ötesini göremiyorum. Bedenim görev yapamaz hale gelince, yani bedenim öldüğü zaman bedenin algılaması bitiyor.

0:35 Artık realiteyi bu beden yoluyla, bu durumda bedenin sınırlı frekans menziliyle algılayamam. Oysa bilincim çok daha gelişmiş bir halde algılama yapıyor. Bütün olan bu.

0:47 Malum, şu müthiş ölüm korkumuz var, ama bu, hayatı bilmemekten kaynaklanıyor. Hayat nedir? Kendimizin; farkındalık, yok edilemez, sonsuz farkındalık/bilinç, farkında olma hali olduğumuzu anladığımız zaman ölüm falan olmaz.

1:10 Beden görev yapamaz hale geliyor, buna ölüm diyoruz, tabii ki öyle, peki sonsuza kadar kalabilir miyiz? Sonsuzluğu keşfetmek ister miydiniz? “Ne? Yo, yo, sonsuzluğu keşfetmek istemiyorum, aşağıdaki süpermarkette çalışmak istiyorum.” Yani, hadi yapmayın..

2 Mart 2017 Perşembe

Hayalet Benliğiniz Nedir?

Video metni: Hayalet Benliğiniz Nedir?
18 Ocak, 2017




Şu anda İtalya’da olmaktan çok mutluyum, çünkü her yere gitmek beni çok mutlu ediyor. Şöyle geriye bir baktığımda, 26 yıl önce bu yola çıktığım zaman hiç kimsenin umurunda bile olmadığı bir konuydu, dolayısıyla dalga geçilir, istismar edilir, ciddiye alınmazdım. Oysa şimdi, (2016) Haziran’da İngiltere’de başlamış olduğum dünya çapındaki ‘Uyanın’ turu ile Avustralya’da 4 şehre, sonra Yeni Zelanda’ya, New York’a, San Fransisco ve Los Angeles’a gittim, birkaç hafta önce Çek Cumhuriyeti’nde Prag’daydım, şimdi ise İtalya’dayım. 

1:12: Rüyada gibiyim, çünkü çalışmalarıma müthiş bir ilgi var. Hani sizi sokakta durdurur konuşmak isterler, bu çok hoş bir duygudur. Nereye gitsem, sokakta durduruluyor ve çalışmalarımla ilgili son derece akıllıca sorularla karşılaşıyorum veya insanlar; “Biliyor musun, kitaplarını okuyorum ve yaptığın müthiş birşey!” diyorlar. Bütün bunları 26 yıl öncesiyle veya 25, 24, 23, hatta 22 yıl öncesiyle kıyasladığım zaman sokakta karşılaştığım tek şey alay edilmek, gülüşmeler ve tacizdi. Dolayısıyla şimdi müthiş bir değişim var...

7 Şubat 2017 Salı

Zaman Döngüsü

Gerçeğin Titreşimleri - 64

Zaman Döngüsü (8 Ağustos 2001 tarihli videodan)



0:01: Bilinç, ‘zaman’ın olmadığı yerde faaliyet gösterir. Eğer hep ‘zaman’a bağlı olarak faaliyet gösterirsek, tamamen bunun doğasına bağlı olarak, başka bir algılama seviyesi olan ‘bilinç’ten koparız. 

0:22: Sadece ‘şimdi’ var. Hepsi o! Diyebilirsiniz ki; “Hayır! Hayır! Şu geçmiş, şu da gelecek!”. Pekala, geleceği düşünün bir bakalım, neredesiniz? ‘Şu anda buradasınız öyle değil mi? Peki geçmiş anılarınızı düşündüğünüz zaman neredesiniz? Yine şimdide, yani şu anda buradasınız! 

16 Ocak 2017 Pazartesi

Yeni Şafak Dergisi Söyleşisi

New Dawn Dergisi Ağustos 2016 ─ Marc Star

Gerçeğin Titreşimleri - 63

David Icke, global komplo konusunda ana akım inanç sistemlerini sorgulayanların arasında, bir çalar saat gibi en çok sayıda insanı uyandırmış olan bir ikon... Yazma konusunda çok güçlü ve etkili bir kalemi var.  Olağanüstü doğal konuşma yeteneğinden başka kendisinden öncekilerde hiç olmayan bir başka becerisi de birbiriyle hiç bağlantısı yokmuş gibi görünen noktaları birleştirip, ortaya büyük bir tablo çıkarabilmesi. Bu tabloyu açık zihinlere açıkladığı zaman o kişilerin, piksellerden oluşmuş sis perdesinin arasındaki görüntüleri görebilmesini sağlıyor. Bu alandaki araştırmacılar arasında belki de insanların “Vay be! Şimdi anladım!” demesini en çok o sağlamıştır. 

2009’da Melbourne’deki konuşmasını dinledikten sonra David Icke’ın şimdi okumakta olduğunuz bu yazıyı yazan kişinin, yani benim üzerinde de büyük bir etkisinin olduğu kesin. En sonunda, 11 Eylül saldırısının çok daha önemli bir dönüm noktası olduğunu ve çok daha kapsamlı bir hikayeye nasıl oturduğunu anladım. Bu, David Icke ‘ın, 26 yıldır araştırıp izini sürdüğü ve gittikçe güçlenen küresel gücün hikayesi. Ancak  küresel komplo konusunda, David Icke’ın pek çok araştırmacıdan farklı olan yönü, noktaları birleştirmenin ötesinde, planın nerelere ulaşacağını da görüyor olabilmesi. Kitaplarında ve konuşmalarında verdiği bilgilerin çoğu doğru çıkıyor. Terör savaşı, küresel ekonomik çöküş, elit tabakanın pedofili halkaları, nakitsiz toplum, implant edilen mikroçipler, batının Rusya ve Çin’e karşı gerilimi tırmandırma politikası v.s.

Paylaşım