15 Mayıs 2017 Pazartesi

Realite’nin Holografik İllüzyonu

Realite’nin Holografik İllüzyonu/Algı Yanılması
Gerçeğin Titreşimleri (62) ‘Holografik Evren’ devamı


Bazı bilim adamları fiziksel dünyanın sadece gözlemlendiği takdirde var olduğunu savunuyor. Kabul ediyorum. Neden, çünkü; bir bilgisayara bir disk koyduğunuz zaman diskin üzerindeki bilgiyi aynı anda okumaz. Lazer hangi bölümünü gözlemliyorsa onu okur. Diğer öğeler bilgi formuna konur, ekrana resim v.s. olarak geçirilmez. Biz de aynı şeyi yapıyoruz.

Gözlemlediğimiz veya deşifre ettiğimiz zaman onu bu realiteye getiririz, ama bu olmayınca   sadece temel titreşimsel metafizik evrendir... Herşeyin temeli. O zaman beyine hiç ışık gitmez. Peki ışığı nasıl görürüz? Beyin o ışığın bilgisini deşifre eder, beyine hiçbir ışık girmez, o zaman ışığa nasıl bakar da görürüm? Dolayısıyla Matrix filmindeki bir sahnede, “Kaşık yok, o eğilen kaşık değil, hepsi sadece senin zihninde!” dediği çok doğru, çünkü kaşığın fiziksel formda var olduğu tek yer zihnimiz! Realiteyi deşifre ettiğiniz yöntemle kaşığı da bükersiniz...

Mucizeler, mümkün olan ve olmayan neyse o programı altetmek suretiyle oluşur. Örneğin, ateşin üzerinde yürürsek ayağımızın yanacağına inanırız, çünkü ona programlanmışız. Kızgın kömürün üzerinde yürürseniz, deşifre etme haliniz, yani inancınız yanacağı doğrultusundaysa ayağınız tabii ki yanar. Ama birçok kişide görmüşsünüzdür. Bilinçliliğin farklı bir seviyesinden geçer, o inancı altederseniz , kızgın kömürün üzerinde yürüyüp hiçbirşey hissetmezsiniz.  Neden? Çünkü eğer öyle olacağına inanmıyorsanız, bir illüzyon başka bir illüzyonu yakamaz. Bu bir mucize değildir. Hepsi sadece “mümkün olan herşey”i nasıl dışavurduğu anlayışını anlamamıza bağlı. O anlayış da, kendimizin birer “bilinç”olduğumuz anlayışıdır. Hepimiz, birer deneyim yaşamakta olan bedensiz, şekilsiz “farkındalık”larız.

Paylaşım