13 Haziran 2013 Perşembe

Gerçek'in Titreşimleri - XIX

(Bundan 3 yıl önce, David Icke’ın yazmış olduğu 28 Mart 2010 tarihli yazı)

‘Gerçek’in Titreşimleri, kontrol sistemine son verecek!

Belki  henüz öyle görünmüyor olabilir, ama sizi temin ederim,  kontrol sistemi çöküyor. Belki çılgınca gelebilir, ama gün geçtikçe bu kendini daha çok belli ediyor.

Tabii ben deliyim ya, çok şükür. Bu 'çok akıllı' dünyada akıllı olmayayım teşekkürler, ‘deli’ kalmayı tercih ediyorum.

Realite, dolayısıyla da kontrol sistemi, ‘çoklu seviyeli’ olarak çalışıyor, biz de ‘görünen ışık’ frekans menzilinde, sadece holografik alemi görüyoruz. Beden aklımız deşifre edemediği için de, akıl bilincimiz bunu reddediyor. Oysa realite ve varoluş, insanların algılama menzilinin sonunda bitmiyor.

Bizim akıl bilincimizin algılayamadıklarını teknoloji nasıl algılıyor görüyorsunuz. O da elektromanyetik spektrumun sonunda bitmiyor ve bilimadamlarının ‘kara madde’ ve ‘kara enerji’ dedikleri alemlere ulaşıyor. Bu, orası kapkaranlık anlamına gelmiyor, sadece görülebilir ışığın ve elektromanyetik spektrumun ötesinde, işte bu nedenle gözümüzle  göremiyoruz.  Bizim realitemizi,  görünen ışık çerçevesinde etkileyen bilgi kaynaklarına, bizim bilinçli olarak farkında olmadığımız,  evrenin  bütün diğer frekans seviyeleri de dahildir.  Kontrol sisteminin amacı da zaten,  insanların  bu bilgi yapısını gaspetmektir.

İnsanoğlu  Artık Dizlerinin Üzerinden Kalk’ adlı kitabımda son derece ayrıntılı olarak anlattım, ama bunun nasıl yapıldığını anlamak için, tabii ki her zaman öğrenmemiz veya bilmemiz  gereken daha pek çok şey var.  Aslında en iyisi bu bilginin nasıl gaspedildiğini, çoklu seviyelerde noktaları birleştirerek öğrenmek. Ancak kısaca ifade edecek olursak; sürüngen ırk, insanların realitesinin önüne  bir duvar çekerek dünyayı, bir köle kolonisi haline getirmiş.

Görünürdeki gerçek bir evrende yaşıyoruz. Bu, kablosuz Internet’in inanılmaz derecede daha gelişmiş bir versiyonu. Nasıl bir bilgisayar, bilgiyi görünmeyen kablosuz alandan deşifre edip, WWW/World Wide Web’e dönüştürse, benim ‘Kozmik Internet’  dediğim şey de aynen böyle çalışıyor... Beden bilgisayarı, özellikle de insan beyni, ışığın temel birimi ve elektromanyetik radyasyonun diğer formları olan ve foton olarak bilinen partiküllere şifrelenmiş olan bilgiyi deşifre ediyor ve dışavurulan, bizim gördüğümüz illüzyonsu dünya oluyor.  Enerjik bilgi, holografik veya dijital bilgiye ‘fiziksel dünya’ olarak deşifre olduktan sonra dünya sadece beynimizde, yani zihnimizde var oluyor. Aslında fiziksel, ya da katı veya sübtil değil, sadece öyle görünüyor, çünkü biz realiteyi o şekilde deşifre ediyoruz. Bu dünyanın bir illüzyon olduğunu, işte  bu nedenle söylüyorum, yani bu; bir fiziksellik ve katılık illüzyonu. 

Masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarınızdaki bilgisayar oyunları, bir yazılım diskine şifrelenmiş olan bilginin deşifre edilerek ekrana yansıtılması, öyle değil mi?  İşte kozmik Internet de bir bilgisayar oyunu prensibi ile çalışıyor, yani hiçbir katılığı/sübtilliği yok.  İnsanlar; “Madem kendi realitemizi kendimiz yaratıyoruz, o halde neden hepimiz, hep aynı arabaları, evleri, dağları görüyoruz?” diye soruyorlar. Bunun cevabı çok basit. Amerika, Avrupa, Güney Afrika veya Avustralya vs, nereye giderseniz gidin, Internet’te hep aynı kollektif realiteye ‘log-on’ oluyor veya ’oturuma gir’iyorsunuz.

Çin hariç, dünyanın neresinde olursanız olun,  hep aynı kelimeleri, resimleri, videoları ve grafikleri görüyorsunuz. Hangi web sitesini ziyaret ediyorsanız, başkalarından farklı olarak, o websiteleriyle ne yapıyorsanız, orada kendi realitenizi veya kendi yolculuğunuzu yaratıyorsunuz. Kozmik Internet de aynı. 

Frekansa veya dalgaformu bilgi yapısına şifrelenmiş olan aynı temel manzaraları görüyoruz, ama farklı seçimlerimiz,  farklı şekilde etkileniyor ve farklı tepki veriyoruz, yani yine Internet’te olduğu gibi, kollektif realiteden de bilgi veya veri  alıyor, bütünü veya ortak şuuru etkilemek üzere, kendi verilerimizi de oraya gönderiyoruz.  Görünürdeki gerçek evren, interaktif  bir kozmik oyun!

Ayrıca bu oyun, uzun zaman önce benim adlandırmış olduğum üzere, durmadan tekrarlanan bir kısır döngü olan ‘Zaman Döngüsü’ olarak çalışıyor. Bu frekans değişiklikleri ‘bilinç/ruh/öz’ün  enkarne olması için de, çok farklı potansiyel deneyimler sunan  çeşitli ‘çağ’lar veya ‘süreç’ler yaratıyor.

Şimdi yeni bir ‘çağ’ın eşiğindeyiz. İnsan deneyiminde yeni bir çağa ulaştık ve sürekli olarak eskiye ait unsurların öldüğünü, ortadan kalkmakta olduğunu görüyoruz. Gözlemlediğim kadarıyla bazı araştırmacılar, bu ölmekte olan unsurları, durdurulamaz Orwell tarzı kontrolün gücü olarak, yanlış bir şekilde değerlendiriyorlar. Oysa aslında bu;  yüzeyin altında, saklı alemlerde yer alan farklı bir ‘oyun’.

Bilincime uyanışımın başlarında (şimdi tarih Mart 2010/yani yirmi yıl önce bu zamanlarda), hızla yaklaşmakta olan muazzam bir frekans değişikliği sıralarında benimle temas kuran farklı boyuttan enerjilerden, başka bir deyişle  ‘onlar’dan, bilgi veya veriler almaya başladım. Bu o kadar derinden geliyordu ki, ilk kez  öğrenmeye veya daha doğrusu ‘hatırlama’ya başladığım zaman,  1990’da yazmış olduğum ilk kitabımın adı, ‘Gerçek’in Titreşimleri oldu!  Bana, bu Gerçek’in Titreşimleri’nin, enerjik bir hızlanma olduğu ve çok sayıda insanı uzun zamandır içinde olduğu koma veya uyku halinden uyandırıp, saklanmış olan herşeyi açığa çıkaracağı söylenmişti. Ben bunu yirmi yıl önce öğrendiğim zaman, ne insanların uyanışı, ne de saklı olanların açığa çıkacağı konusunda en küçük bir belirti bile yoktu, ama şimdi hale bakın, inanılmaz bir uyanış var!

İnsanoğlu, dünyaya ve kendisine  yeni bir şekilde, çok daha geniş bir açıdan bakmaya başlarken, uyanış inanılmaz bir hızla gerçekleşiyor ve saklı olan bilgiler hergün, gün ışığına biraz daha fazla çıkıyor.

‘Onlar’ inanılmaz bilgiyi,  çeşitli şekillerde ve vesilelerle önüme koymaya başladıklarından beri, çalışmalarımın tek amacı saklananları ortaya çıkarmak oldu. İnsanların büyük bir çoğunluğunun,  Gerçek’in Titreşimleri'nden görünüşte çok etkilenmediklerini biliyorum. Bu, enerji alanlarınızın yoğunluğuna, koma veya uykunuzun derinliğine veya zihninizin açıklık derecesine bağlı.  Buna rağmen, eskiden kontrol sistemi tarafından ciddi bir şekilde büyülenmiş veya hipnotize olmuş durumda olan bazı kişilerin zihinleri inanılmaz derecede hızla açılıyor ve hemen ‘Uyuyan Güzel’ terapisine başlıyorlar. Buna karşılık, kısa zamanda çok büyük aşama gösterenler de oluyor. Çoğu, hayatı ve realiteyi neden böyle gördüklerini anlayamıyor, ama en azından zihnini daha yüksek bilinç seviyelerine açıyor,  böylece de bakış açısını değiştirmiş oluyor.

‘Ölü Ozanlar Derneği’ adlı filmde, filmi görmemiş olanlar için hatırlatalım; Robin Williams bazen ders sırasında masasının üzerine çıkıp ayakta duruyordu. Onun söylediği gibi: “Kendime, herşeye farklı bir şekilde bakmamız gerektiğini  hatırlatmak için, bazen sınıfta masamın üzerine çıkıyorum. Görüyor musunuz, dünya buradan ne kadar farklı görünüyor?”

Evet, aynen öyle. Ve eğer ‘Gerçek’in Titrşimleri’ni bir kez almışsanız herşey çok farklı görünür. Yeni frekanslara veya titreşimlere uyumlanmış olanlarla , hala eski halde olanları çok net bir şekilde görebiliyorum. Bu, sık sık sözünü ettiğim bir yol ayırımı hikayesi...

Çok muazzam bir çelişki gördüğüm bir nokta da şu: Tümüyle kontrol sisteminin  enerjisi ile sınırlı oldukları halde bazı kişiler,  ‘sevgi ve ışık’tan, ‘herkesi sevdiklerinden’, ve insanların uyanmaları gerektiğinden söz ediyorlar. Aksiyon ve varlık göstermeden kullanılan bu güzel sözler, yine aynı sınırlı kutunun içinde kalmaya mahkum. Gelecekteki birkaç yıl içersinde bunun da sonu gelecek. Onlar hala ölmekte olan küllerin birer ifadesi oldukları halde, kendilerinin uyandıklarını sanıyorlar.  Tamamen uyumakta ve sadece kendilerine hizmet etmekte oldukları halde sevgiden söz eden kişiler görüyorum. İçlerindeki tek duygu ‘ben-ben-ben’ olduğu halde, hala vermekten ve herkesi sevmekten bahsediyorlar.

Oysa ‘Gerçek’in Titreşimleri,  bir ‘konuşma’ şekli değil, bir varlık olmak, bir eylem olmaktır. Sistemi kınayıp da kendi çıkarı için kullanmak ‘Gerçek’in Titreşimleri’ olamaz.  Gerçek’in Titreşimleri’,  bütün bunları süpürüp temizleyecek olan olgudur.‘Gerçek’in Titreşimleri, saklanmış olan herşeyi su üstüne çıkarıyor, dolayısıyla kontrol sistemine hizmet eden sahte  ‘sevgi ve ışık’  söylemlerinin arkasındaki kimliklerin maskeleri de tek tek düşecek.

Yıllar içersinde bana gönderilen, sağlığımı, çalışmalarımı bozan, dikkatimi dağıtan çok kişi oldu. Çoğu hala bunu yapmayı deniyor. ‘Deniyor’ diyorum, çünkü ‘Gerçek’in Titreşimleri  varken bu, ancak filin üzerindeki bir sinek gibi birşey oluyor. Zaten kendi yaptıklarının sonuçlarıyla yüzlemek zorunda kalıyorlar.  Beni ve çalışmalarımı yok etmeye çalışan çok kişinin başına neler geldiğini çok gördüm. Bazılarının ‘karma’ dediği,  ‘etme bulma dünyası’ sebep ve etkinin herkes gibi kendi başlarına gelebileceğini hiç anlamak istemiyorlar.  Başlarına kötü birşey geldiği zaman, bunu sadece kendileri yaratmış oldukları halde, şanssızlık veya başkalarının kurbanı olmak şeklinde nitelendiriyorlar.  Ne verirseniz sonunda onu alırsınız. Benim bu tanıdıklarım son derece kendilerine dönük obsesif , ‘hep ben, ben, ben’ gibi bir alacakaranlık kuşağına kapılmış olup, böyle şeylerin kendi başlarına gelebileceği değil, sadece başkalarına olabileceği inancı içersinde olan kişiler.

Önümüzdeki yıllarda birçok şok ve sürprizlerle karşılaşabilir, kendilerini olduklarından farklı gösteren kişilere rastlayabiliriz. Buna aslında en çok dahil olan, kontrol sisteminin gerisindeki hibrid soy aileleridir. Zorbalık, kabadayılık  ve manipülasyon becerilerine rağmen, ‘Gerçek’in Titreşimleri’nden saklanamayacaklar. Zavallı aptallar.

Bu aileler ‘Gerçek’in Titreşimleri’nin geleceğini biliyorlardı, zaten kontrol sistemi bu yüzden Orwell tarzı global bir devlet istiyor. Oysa ‘Gerçek’in Titreşimleri’ gittikçe daha güçlü ve etkin bir hale geliyor.  Şimdilik, insanlar üzerinde daha fazla güç kazanmış gibi görünseler de,  aslında varlıklarını sürdürmek için çırpınmaları, ‘Gerçek’in Titreşimleri’ne karşı çaresiz olduklarını bilmelerinden kaynaklanıyor.  Kontrol sistemi, şimdiye kadar rastlamadığı güçte bir kayaya tosladı, dolayısıyla savunma için ne silahı varsa onu kullanmaya çalışıyor. Gıda katkı maddeleri, içme suyundaki kimyasallar, elektromanyetik kirlilik hepsi,  Gerçek’in Titreşimleri’nin, insan algılaması üzerindeki pozitif etkisini azaltmak veya bloke etmek , mikroçipler de insanların beden bilgisayarı alıcı/verici sisteminin dengesini bozmak için kullanılıyor.

Saklanan sürüngen koloniciler, görünürdeki gerçek realiteyi gaspedip, insanları, genetik manipülasyon yoluyla, benim ‘Ay Matriksi’ dediğim bir sahte alt realiteye uyumluyorlar. Bu konuyu,  'İnsanoğlu Artık Dizlerinin Üzerinden Kalk' adlı kitabımda ayrıntılarıyla anlattım.

Bu müdahaleler, insan algılamasında ve farkındalığında duvarlar oluşturuyor. Bu tıpkı Çin hükümetinin, Çin halkının  dünyanın diğer ülkelerindeki insanlar gibi  Internet olanaklarına ulaşmasını engellemek için koymuş olduğu ‘firewall/güvenlik duvarı’na benziyor.

Ay Matriksi,  bizi 24/7 sürüngen ‘kovan aklı’ verileri ile besliyor. Bu yüzden insanlar koyunlar veya karıncalar gibi.  Kraliçe karınca, kovan aklı ile yaydığı sinyaller yoluyla bütün yaşamları boyunca karıncalara hükmediyor. İnsanların çoğu, aynen planlanmış olduğu gibi, tam birer karınca durumunda. 

Ay Matriksi, belirli bir frekans menzilinde çalışıp, korku, endişe, öfke, nefret, hayal kırıklığı, tedirginlik ve suçluluk gibi düşük  frekanslarla rezone olur. İnsanlar da bilmeden, bu zihinsel ve duygusal negatif enerjileri üreterek sistemi  bu şekilde gani gani besliyorlar.

‘Gerçek’in Titreşimleri’ ise insanları,  Ay Matriksi’nin ‘kovan tipi aklı’ndan koparıp, farkındalığı gerçek bilince doğru geliştiriyor. Kontrol sistemi,  bu bağlantıyı bloke etmek istediği için de insanlara mikroçip implant etme çabaları içersinde...

Gerçek sevgi çağına dönüşüm ve yeni anlayış, pek de kolay oluşacak demiyorum. Ancak zaten artık ortasına geldik sayılır. Eski ve yıpranmış inanç sisteminin ölümü ve yenisinin doğumu, tabii ki sancılı olacak. İnsanların, kendi hayatlarına ve genel olarak dünyanın haline baktıkları zaman şaşkınlığa uğramalarına şaşmamak lazım.

Bir miktar yolumuz daha  var, ama yeni bir aşamaya hızla geçiyoruz. Bu aşamada uyanış başlıyor ve kontrol sistemini etkiliyor. Şimdi korkaklığın veya ‘sevgi ve ışık’ masallarının zamanı değil. ‘Gerçek’in Titreşimleri’nin yükselmeye başlamış olması, oturup da devrimin olmasını beklemekle olmaz. Yaptıklarımızla ‘Gerçek’in Titreşimleri’nin birer ifadesi olabiliriz. Veya hiçbirşey yapmayıp, kendine dönüklük obsesyonu ile bir ‘kaderine terkedilmişlik’ yansıtabiliriz. Yapacağımız seçim ile enerjik med cezirde  sörf mü yaparız, yoksa sulara kapılarak sürüklenip gider miyiz? Farklılık güzel sözlerle olmuyor, ancak önümüze koyulan ‘egosuz eylem’lerle gerçekleşiyor.  Öyle kişiler tanıyorum ki, bu med cezirde sörf yapabileceklerini sanıyorlar,  ama eğer gözlerini açıp da sahte kimliklerini görürlerse, muazzam  bir su duvarının üzerlerine doğru gelmekte olduğunu farkedebilirler.  Aslında bir miktar sele yakalandılar bile.

Bugün için, “Hareketler sözcüklerden daha güçlüdür  deyişi tam yerine oturacaktır.  Bir süre daha kontrol sistemi engellenemeyecekmiş gibi kötülüğünü sürdürecek gibi görünse de, bu sahte bir algılamadan başka birşey olamaz. Bilinmeyen alemdeki enerji devrimi sürüyor ve çok güçlü gibi görünen baraj en can alıcı noktasından çatlamaya başladı bile. 

Şimdi tarih Mart 2010 ve 58 yaşındayım. Ben bu alemi terketmeden çok önce bu kontrol sistemi çökecek. Zor günlere hazırlanmak, savaştaki gibi barikatlara adam yerleştirmek gibi önlemlere hiç gerek yok. Yapacağımız tek şey; büyük bir kararlılıkla kim olduğumuz, ne olduğumuz ve nerede olduğumuzun bilincine ulaşmak. Bunu başarırsak, deneyimlemekte olduğumuz fiziksellik gibi, kontrol sisteminin gücünü de aynı şekilde bizim yarattığımızı anlarız. Manipüle edildiğimiz için farkına varmadan, bilmeden ona gücünü biz veriyoruz. Bunun farkına vardığımız anda ise o güç çökecektir.

Gerçek’in Titreşimleri’  buna bir son verdiği zaman, insan zihninin enerjik açıdan kitlesel olarak kontrol altında tutulduğu çağ da son erecek!

Paylaşım