19 Ağustos 2016 Cuma

Video metni: Hepimiz Dahiyiz



Hepimiz Dahiyiz! (Aralık 2014)

Eğer içinizde öfke tutarsanız tahmin edin ne olur? Üzerinize bir sürü öfke dolu kişi gelir. Bunun doğru olduğunu çok iyi biliyorum, kendi hayatımda da deneyimledim, başkalarının hayatlarında da olduğunu gördüm. Kişinin ‘var olma hal’i ne ise , fiziksel hayatını da o yaratır. Mağdur/kurban zihniyetinden daha kısıtlayıcı, daha zayıf düşüren hiçbirşey yoktur! Kendimizi birer kurban veya mağdur görmemiz için, hayatlarımız boyunca hep bu manipülasyona teşvik edilmişiz. Hep başkalarını suçlayarak, “Zaten ben hep bir kurbanım/talihsizim/mağdurum, şimdi bu durumda olmamın nedeni de A,B,C,D kişisi!” deriz ve bu böyle sürüp gider....

Bu ruh halinde olursak, hep o hayatı yaşarız, çünkü eğer bir kurban veya mağdur olduğunuzu düşünürseniz hep kurban/mağdur titreşimi veya enerjisi gönderirsiniz, o enerji de geriye ‘mağduriyet’ koşulları olarak döner.
Ama “Hey, ben bir kurban veya mağdur değilim! Hayatım kendi kontrolümde, hoşlanmadığım bu koşulları kendim yarattım, o halde hoşlanacağım koşullar da yaratabilirim!” diye düşündüğümüz anda kurban zihniyeti yok olur, o koşulları içeren enerjiyi kendimize çekmeyiz ve birdenbire hayatımıza, hoşumuza gitmeyen mağduriyet koşullarından kurtulmamızı sağlayacak olan kişiler girmeye başlar.

O anda neler olduğunu kavrayamazsınız, zaten çoğumuz da aynı şekilde o anda anlayamayız ve deriz ki; “Aman Tanrım, ne kadar da şanslıyım. Bu ya da şu kişi, hayatıma tam da zamanında girdi yahu! İnanamıyorum!”

İnanılmaz bir şans öyle mi? Hayır! Onu kendinize kendiniz çektiniz, çünkü var olma/varlık haliniz değişti ve o durumdan kurtulmak için neye ihtiyacınız olmuşsa onunla senkronize oldunuz.
Aslında kaderimiz o kadar çok kendi elimizde ki, inanamazsınız. Ne yazık ki hala milyarlarca insan bunun böyle olmadığına ikna olmuş durumda, dolayısıyla da oldukça farklı realiteler yaratıyorlar.
Korku içerisinde olduğumuz zaman, kendimize bir ‘korku’ yansıması çekeriz. Ama ‘sevgi’ yaydığımız zaman, çok farklı bir enerji yayarız, dolayısıyla da farklı bir realite yaratmış oluruz. Bu tamamen bir seçim meselesidir. Zaten herşey bir seçim. Bazılarının şöyle söylediğini hep duyarım; “Başka seçimim yoktu ki dostum, öyle yapmam gerekiyordu.”

“Başka çarem yoktu” diye birşey yok! Bazı kişiler bunu anlamakta çok zorlanıyorlar, çünkü hayatlarımızda hoşumuza gitmeyen birşeyler olduğu zaman hep başkalarını suçlamak çok daha kolay geliyor.

Nedense insanlara, “Hey, bu benim yüzümden oldu! Sorumlusu benim!” demek pek zor gelir. Oysa bunu yapabildiğiniz zaman hoşunuza gitmeyenleri yaratmayı bırakır, hoşunuza giden şeyleri yaratmaya başlarsınız.

Ve bu manipülasyonu yok etmenin anahtarı ‘Sonsuz Sevgi’ bağlantısıdır. İnsanlığı, var olmanın çok başka bir seviyesine taşır. Şimdi yaşamakta olduğumuz bu süreçte, artık birçok kişi bu bilinç seviyesine ulaşıyor.

Son birkaç yıldır müthiş bir ‘bilim’ oluştu, hala da sürüyor. Bu ‘açık bilim’, aslında neler olduğunu anlamamız için bizi bu ‘tünel vizyon’unda tutan resmi bilim ile mücadele ediyor. Bu araştırmaların yapıldığı mükemmel kuruluşlardan birisi de, Amerika’daki ‘Heart Math Institute/Kalp Matematiği Enstitüsü’.

Onların sundukları bilgiler, Gregg Braden gibi araştırmacıların videoları ve onun, hararetle tavsiye edebileceğim ‘Sıfır Noktasına Uyanış’ kitabında, bu konuların, ıvır zıvır veya safsata olmadıkları, bilimsel olarak kanıtlandıkları anlatılıyor. Bunu kendi deneyimlerimden de biliyorum...
Örnekler veriliyor: elektron dolu boş bir kavanoza bir parça DNA koyarsanız, kavanozdaki enerji kendisini DNA formuna getiriyor. DNA’yı kavanozdan çıkardığınız zaman enerji hala DNA formunda... Başka bir deyişle, hayatlarımızı yaşarken, mesela süpermarkette “Aman Tanrım, bu hafta balık fiyatları ne olmuş böyle?” falan diye düşünürken, aslında varlık halimizle bağlantılı olarak, çevremizdeki enerji alanı ile titreşime giriyoruz. Yani bu konuda konuşmak için kamera karşısında falan olmanıza hiç gerek yok, bunu günlük hayatımızda her gün yapıyoruz.

Eğer ‘sevgi’ ile dolu açık bir kalp ile dışarı çıkarsanız, ‘sevgi’ rezonansı ile gittiğiniz her yerdeki enerji alanını değiştirirsiniz.

Önemsiz ve sıradan ha? Önemsiz veya sıradan adam, kadın, bir tutam çim, bir solukluk hava veya böcek diye birşey yok! Yaradılışta herşey olağanüstü...

Ne var ki, dünyada milyarlarca insan, önemsiz ve sıradan olduğunu düşünüyor, dolayısıyla da önemsiz ve sıradan birer hayat sürüyor, çünkü hepsi kendisinin sıradan olduğunu düşünüyor. Oysa hepsi olağanüstü... Hepsinin dehası açılmayı bekliyor. Bu sadece bir seçim. Sadece bir düşünce...
Bu, ‘açık zihinli bilimsel araştırmalar’ sayesinde, ‘korku’ konusunda saptanmış olan önemli bir bilgi var; Herşey dalga boyu ve çeşitli frekanslarda titreşen enerji olduğuna göre korku da, uzun ve yavaş bir dalga boyu... Ve ‘korku’nun dalga boyu, DNA’dan geçerken, bizi daha yüce kozmik aleme bağlayan çeşitli antenleri aktive etmiyor. Oysa ‘sevgi’nin dalga boyu çok hızlı ve çok kısa, dolayısıyla içimizden geçip bu antenleri aktive ediyor ve bizi dış aleme bağlıyor. Sadece bu değil, birçok açıdan çok ilginç...
Ne kadar çok araştırırsanız, her şeyin her şeyle bağlantılı olduğu o kadar çok anlaşılıyor. İnsan ırkına, bu kontrol sisteminin başlangıcından beri, yani binlerce yıldır ‘korku’ empoze ediliyor. Bu da, bu işlerin nasıl çalıştığını bilen bir bilgi seviyesinden geliyor. Kontrol sistemi, biz insanların korku içerisinde tutulduğumuz takdirde, aslımız olan ‘sonsuz bilinç’ten kopacağımızı, dolayısıyla da çevremizin adeta bir yumurta kabuğu gibi sarmalanacağını biliyor. Oysa kendimizi ‘sevgi’ye açarsak ve kalp vorteksi, yani kalpteki girdap noktası olan kalp çakramız açıldığı zaman ‘Var Olan Herşey’ ile bağlanırız.

Üzerimizdeki baskı, tamamen bizi korku ve mücadele içerisinde tutmaya odaklı... Hayatımızı ‘var olma halimiz’e göre yaratabildiğimiz için; dış etkenler, manipülasyon, propoganda v.s. yüzünden kendimizi “Hiçbir gücüm yok!”diye düşünen güçsüz sıradan kişiler olarak görüyoruz, tabii o düşünce ile de dışa vuran aynen o oluyor! Dünyada, hayatı boyunca kafasına güçsüz sıradan bir varlık olduğu endoktrine edilmiş milyarlarca insan var. Bu değiştiği zaman, dünya da değişecektir.

Bence, ruh dediğimiz şey, yani varlığımızın en yüksek ifadesi saf sevgi... Kim olursan ol, geçmişin ne olursa olsun, ne yapmışsan, beni ilgilendirmez. Dünyayı manipüle eden ve hala etmekte olan Henry Kissinger de olsan, George Bush da, David Rockefeller veya İngiltere Kraliçesi de olsan, yüksek benliğimiz seviyesinde hepimiz ‘Sonsuz Sevgi’yiz, hepimiz... Ama işte o seviyeden koptuğumuz zaman dışavuran da; sevgiden başka herşey oluyor. Oysa özde hepimiz ‘Bir’iz...


5 yorum:

  1. Sevgi devamlı açılamıyor çevremizde o kadar kendini egitmemiş insan var ki ister istemez öfkeye kapılıyoruz en tehlikeli olanı ise bence faceebook

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynısını düşünüyorum. Bu yüzden sisteme ve Facebook'un kuruluş amacına inat onu ısrarla pozitif bir araç olarak kullanıyorum.

      Sil
  2. Tşk. İcke in dedigi gibi tum sorunlarin kaynagi bilgisizlik. Daha cok insana okutturmaliyiz. Okullarda tvde sosyal medyada, dogru bilgileri aktarmaliyiz

    YanıtlaSil
  3. Hizmetiniz çok değerli..

    YanıtlaSil
  4. Teşekkürler ilgi ve beğeniniz için.

    YanıtlaSil

Paylaşım