30 Haziran 2016 Perşembe

Video metni: İnsanlık deneyimi





Sorumluluğu almak ve insanlık deneyiminden birşeyler öğrenmek...

İnsanlar deneyimlerinden ne öğrendilerse öğrenmişlerdir, dolayısıyla dünyada yaşanan deneyimler açısından yaşadıkları da tamamen kendi seçimleri... Her bir deneyim, bir bilgelik yaratılması açısından potansiyel bir adım olur, ama bu sadece o deneyimi edinip onu, birşeyler öğrenilecek bir bilgelik haline sokarsanız gerçekleşebilir.

İnsanlık tarihi, sürekli olarak aynı hataları yapıp hep aynı sonuçlara ulaşıyor. Sonra tarihi bir değişim oluyor, durum değişmiş gibi görünüyor, oysa hep aynı hatalar iyice ebedileşiyor o kadar. Bütün mesele bu işlemin sona ermesi, insanların dünyada neler olduğunu gerçekten görmeleri ve kendi hayatlarına bakıp şöyle diyebilmeleri: “Aslında dünyanın böyle bir çıkmazda olmasının nedeni bir bakıma kendi kabahatimiz, hepsi yaptığımız veya deyim yerindeyse yapmadığımız seçimlerden kaynaklanıyor. Sanırım şimdi olanlardan öğrenilecek ders şu ki; eğer gücümüzü ve sorumluluğumuzu kendimiz almazsak, birileri çıkıp bunu bizden alır ve zaman gelir, onu bize karşı kullanmaya başlar...”


Dünyada hoşumuza gitmeyen birşey olduğu zaman hemen politikacıları suçlarız, oysa onlara sorumluluğu veren hep biziz. Onlar da ne yaparlar? Veya bu soruyu şöyle sorabiliriz: “Ben ne yaparım? Biz ne yaparız?” Çünkü çoğu kişi, çoğu kişiyi istismar ediyor, bunlar da hep politikacılar veya bankacılar olur. Oysa aslında kendimiz, sorumluluğumuzu başkasına yüklemek için hep mazeretler beyan ederiz.

Oysa politikacıları, bankacıları, “biyotek” kartelini, “büyük ecza” kartelini kontrolü altında tutan hep bu gizli güç... Çünkü insanların çoğu, sorumluluklarını bunlara verip, televizyonda maç ve yarışma seyretmeyi tercih ediyor. Doğrusu dünyada neler olduğu konusuyla pek de ilgili değiller.


Sembolik bir benzetme yapalım: Gece kelebeği ışığa gelir, öyle değilmi? Işık onu o kadar büyülemiştir ki kendisine vurmak için elinde sineklikle arkasında bekleyen kişinin farkına bile varmaz. İşte bu bir çeşit “ışık” da insanlara; televizyonu, sporu, ünlüleri izlettirip onların gerçeği görmelerini engelliyor. Bu durum o kadar uzun süredir devam ediyor ki, gizli güçler, son derece sinsi ve önemli bir yapı oluşturdular ve biz şimdi bunun sonuçlarını izliyoruz.


Mesela, 8 milyondan az nüfusuyla İsrail, Gazze’de her gün savunmasız insanları katlederek soykırım yapıyor. Dünyadaki ülkeler de politik açıdan bütün bunlara seyirci kalıyorlar. Aynı şeyi Suriye veya İran yapacak olsa kıyamet kopardı ya, şimdi sessiz ve seyirci kalmalarının, tepki göstermemelerinin nedeni İsrail’deki liderliği kontrolü altında tutan bir yapının mevcudiyeti! Aynı şey A.B.D. ve İngiltere için de söz konusu. Liderlere “Şunu yapacaksınız”, “Karşılık vermeyeceksiniz” veya “Onları durdurmayacaksınız” gibi emirler veriliyor.

Sonra ne oluyor, dünyadaki ülkelerde binlerce kişi sokaklara dökülüyor, ama ülke liderleri sessiz kalıyorlar, çünkü halkın ihtiyacını, endişelerini ve taleplerini karşılamak yerine, kendilerine güç sağlamış ve iktidarda tutan şebekeye hesap veriyorlar. O liderler gittiği zaman ise sonrakiler geliyor, yine hep aynı şeyler oluyor, bu nedenle de dünyada hiçbirşey değişmiyor.

Bu yapı, yıllar yıllar önce insanlar sorumluluklarını politikacılara ve kurumsal yapılara verdikleri andan itibaren oluşmuş. Ve tabii ki insanlar açısından, dünyada aslında neler olduğunu bilmemek için de bir mazeret oluyor. Tabii herşeyin bir bedeli var. Hayat çok basit; seçimler ve sonuçlar, seçimler ve sonuçlar.

Eğer kollektif olarak deneyimlerden ders alacaksak, o zaman aynı sonuçları getirecek seçimler yapmamamız gerektiğini anlamamız, farklı seçimler yapmamız ve kendi toplumuzda da olsa, dünya da olsa, olup bitenleri anlamaya çalışmamız ve tabii ki gücü, az sayıdaki bir grubun ele geçirip dilediğini yapmasına izin verip vermemeye de bir karar vermemiz gerekiyor.

Bu, insanoğlu için çok büyük potansiyeli olan bir ders. Gücünü başkasına verirsen, birisi onu alıp sana karşı kullanırsa şikayet etme. “Yeryüzü gezegeni” dediğimiz çılgın dünyanın çeşitli seviyelerinde olan da sadece bu...


2 yorum:

  1. Emre Bey sunduğunuz hizmet için çok teşekkür ederim.Ben de sıkı bir Icke takipçisiyim ancak kendisiyle çeliştiğim tek bir nokta var:

    Ameliyat olanlar bilir genel anestezi altında bilinç kapalıdır,ameliyat süresi boyunca hiçbir şey hissedilmez.Rüya görülmez,astral seyahat vs.hiçbir şey yoktur.Ölüden farkı yoktur kişinin.

    David Icke'ın ısrarla vurguladığı sonsuz bilinç anestezi altında nerededir?Yoksa tüm bilinç kaynağımız beyinden mi ibaret? O olmayınca hiçbir şey yok.

    Lucid dream,astral seyahat gibi kavramlar ruhla ilişkilendirilir, anestezi etkisinde bunlar da olmadığına göre aslında ruh,sonsuz bilinç gibi kavramlar gerçek dışı mı onlar da beyne bağlı olup insanoğlu uydurması kavramlar mı?

    Bu konuda fikirlerinizi merak etmekteyim Emre Bey,belki de David Icke'a iletebilirsiniz bir şekilde.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil

Paylaşım