5 Nisan 2015 Pazar
20 Mart 2015 Cuma
Gerçeğin Titreşimleri - 48 - Ruh Beden Bilgisayar
İnsanoğlunun gerçek değeri, sahte benliğinden kurtulup özgürlüğüne kavuştuğu zamanki seviyelerde bulunacaktır...
Albert Einstein
Kaybolduk, çünkü nerede olduğumuzu bilmiyoruz, ikincisi nerede olduğumuzu anlamamız için gereken bilgiye ulaşamıyoruz. Aslında durumumuz daha da kötü, çünkü bırakın nerede olduğumuzu, kim olduğumuzu bile bilmiyoruz. Kim ve nerede olduğumuza dair koordinatlar olmadan gördüklerimizi ve deneyimlediklerimizi anlayabilir miyiz? Tabii ki hayır. O zaman biz de tahmin ederiz. İşte o tahminlere de ‘din’ ve ‘bilim’ denir. Mümkün olan en iyi bilgiye dayalı eğitim tahminleri yaparız, peki ama ya din ve bilim aracılığı ile ifade edilen bilgi defoluysa? O zaman karşılaşacağımız durum daha da zor olur, bu sefer hangi yöne doğru hareket edeceğimizi hiç bilemeyiz. Elinde açı ölçer veya mikroskop ile önümüzden her geçenin ne yaptığını bildiğini sanıp ona takılırız, sonra da yanlış yöne gittiğimizi anlarız.
Bugün elimizdeki haritaların çoktan güncelliğini yitirmiş olduğunu bile bile yanlış yöne itiliyoruz. İnsanlarda büyük çapta bir ‘algılama yanılması’ yaratmış olan sistem, bizi ‘yuva’ya ulaştıracak olan koordinatlarıın varlığından habersiz tutuyor. Birileri, insanları şaşırtıp kontrol altında tutmak için yol işaretlerini değiştiriyor. Dünyada herşey tepe taklak olmuş durumda, çünkü herşeye yanlış açıdan bakmaya zorlanıyoruz. Şimdi 1 numaralı koordinata bir bakalım: Biz kimiz?
İnsanlar kendilerini; çalıştıkları işleri, gelir düzeyleri, sevdikleri, sevmedikleri, cinsiyetleri, yani kişilikleri olarak görüyorlar. Bir astronota kim olduğu sorulduğu zaman, uzay giysisinin özelliklerini tarif ederse tuhafımıza gitmez mi? “Ben NASA Mark III, 1990’da yapıldım, 0.56 atmosfer basıncına dayanıklıyım v.s.”
Etiketler:
bilgisayar,
bilinç,
çakralar,
din-bilim,
farkındalık,
gerçeğin titreşimleri,
sağlık
3 Mart 2015 Salı
David Icke'ın Wembley 2015'deki final sözleri
David
Icke’ın 5000 kişiye hitap ettiği Wembley 2015 sunumundaki final
sözleri...
Zamanın
ve boşluğun ötesindeki dünya ile iletişime geçmek isterseniz,
sadece kalbinizi açıp nasıl olduğunu bir hissetmeye çalışın...
Hristiyanlar,
Yahudiler, Müslümanlar, Hindu’lar, zenciler, beyazlar, hangi
dinden, hangi ırktan olursanız olun, hepimiz ‘BİR’iz! Hepimiz
farklı deneyimler yaşamakta olan ‘Sonsuz Farkındalık’ız. Kim
olduğumuzun farkına varırsak, deneyimlemekte olduğumuz dünyanın
çılgınlığını görebiliriz. Bu çılgınlık, birbirimizden
kopuk olduğumuz illüzyonundan kaynaklanıyor. Dünyanın holografik
illüzyonu, hepimizin birbirimizden kopuk izole olduğumuz izlenimi
veriyor. Hepimiz farklı deneyimler yaşamakta olan aynı ‘TEK’
‘Sonsuz Farkındalık’ız. Dünyayı algılayışımız ‘kalp’ten
gelseydi, o zaman bu ‘karın’dan gelen dünya var olmazdı!
‘Kalp’ merkezli realiteden, ‘karın’ merkezli realiteye
geçmek üzere manipüle edilmişiz! Bunun bir sonucu olarak da hep,
‘karın’dan gelen bir dünyada yaşıyoruz. Dünya ile etkileşimi
değiştirme sadece bir seçim meselesi... Bunu yaparak etkileşim
içerisinde olduğumuz dünyayı da değiştirebiliriz. Bu, tek
taraflı bir ‘karşıdan yükleme’ değil. Gönderiyoruz ve
alıyoruz. Ne gönderirsek, onu alırız. Enerji alanına kollektif
olarak ne koyarsak, kollektif enerji alanı o olur. Ama bu artık
değişiyor. Yıllar önce Kanada’da Kenneth Mills adlı bir
kişiyle tanışmıştım. O bir ‘kalp’ insanıydı ve nefis
müzik yapıyordu. İnsanların birbirinden kopuk oluşunu ‘insan
zihninin kireç bağlaması’ şeklinde ifade ediyordu. Artık kireç
bağlamış zihinlerimizdeki bu kireci kırıp, gerçek benliğimize
kavuşmanın zamanı geldi. Ben ‘Sonsuz Sevgi’yim. Sen ‘Sonsuz
Sevgi’sin. Hepimiz ‘Sonsuz Sevgi’yiz.
‘Sonsuz
Güç’ zaten hep içimizdeydi, sadece oradan alınmayı bekliyor.
Yepyeni bir tablo oluşturacak, yepyeni bir dünya dokuyacağız.
Ben, sen, o, hepsi, herşey, özgürlük de biziz... İnsanoğlu
artık ‘gerçek’ benliğine uyan, kim olduğunun farkına var...
Hepimiz ‘Bir’iz...
Sana
‘barış’ sunuyorum,
Sana
‘sevgi’ sunuyorum,
Sana
‘dostluk’ sunuyorum,
Ben,
en yüce kaynağın bir ifadesiyim,
Senin
de içinde olan o yüce kaynağı selamlıyorum,
Gel
birlikte çalışalım...
Etiketler:
bilinç,
farkındalık,
sevgi,
wembley
23 Şubat 2015 Pazartesi
Gerçeğin Titreşimleri - 47 - ABD, İngiltere ve kitle kontrolü
David Icke’ın Ağustos 2013 tarihli makalesi
Anne Ülke... Kuzu Kılığındaki Kurt...
(Uyumaya devam edersek olacağı budur)
Herkesin bildiği ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ masalında küçük kızın büyükannesini yutup, onun kılığına bürünmüş bir kurt vardır. Masaldaki diyalog ise şöyledir:
“Büyükanne ne kadar kalın bir sesin var”.
“Seni daha kolay selamlayayım diye.”
“Ne kadar büyük gözlerin var”.
“Seni daha iyi göreyim diye.”
“Ne kadar kocaman ellerin var”.
“Seni daha kolay tutayım diye”.
“Ne kadar kocaman bir ağzın var”.
Kurt, “Seni daha kolay yiyeyim diye!” der ve büyükannesini yediği gibi, küçük kızı da ham diye yutuverir.
Bu, binlerce yıldır bilinen bir masaldır ve Fransa’dan kaynaklandığı söylenir, oysa kaynaklandığı ülke olarak ‘Büyük Britanya İmparatorluğu’ dense herhalde çok daha uygun düşerdi... Britanya/İngiltere İmparatorluğu; dünyanın iki yüzlü düşmanı olup, resmi dili hakkındaki saçmalıklarla ve uzun ve muazzam tarihi ile aslında A.B.D.’yi bile avucunda tutan, milli kıyafeti de ‘kuzu postu’ olan bir kurt’dur!
Etiketler:
ABD,
bankalar,
dinleme,
esrar,
gerçeğin titreşimleri,
hsbc,
İngiltere,
para,
sansür,
uyuşturucu
1 Şubat 2015 Pazar
Gerçeğin Titreşimleri - 46 - Farkındalığa açılmak
(David
Icke’ın, 2007’de
basılmış olan ‘Global Komplo ve buna bir son vermek için David
Icke Rehberi’ adlı kitabından)
Farkındalığa
açılmak...
Bundan
yıllar önce de, kitaplarımda bu ‘realite’ye çağlayan gibi
akmakta olan enerjiler karşısında seçilecek iki yol olduğunu
anlatmıştım. Birisi, hızla akmakta olan nehir benzetmesinde
olduğu gibi, gevşeyip akıntıyla hareket eden kayığın içine
uzanıp keyfini çıkarmak, diğeri ise akıntıya karşı suda
ayakta durmaya çalışmaktı. Bir noktada akıntı o kadar
güçlenecekti ki, ayaklarımız akıntıya karşı koyamayacak hale
gelecek ve dalgalar bizi sürükleyip götürecekti.
![]() |
Evrenin sırlarını öğrenmek isterseniz,
herşeyi enerji, frekans ve titreşim
olarak düşünün. Nikola Tesla
|
Programlanmış
olduğumuz ‘zihin programı’ndan uyanmakta olan herhangi bir
insan, betonlaşmış realite çatlamaya başladığı zaman ne
olacağını bilir. Kişinin hayatı değişir, çoğunlukla da
parçalanır, dolayısıyla sadece ‘spiritüel’ olmaya
çalışırken, neden bu kadar büyük mücadelelere girmiş olduğunu
merak eder. Ne var ki bütün bunlar, çok iyi bir sebepten
kaynaklanır.
Mevcut
zihinsel, duygusal ve spiritüel halimizi aksettiren bir titreşim
alanı yansıtırız. ‘Var Olan/Mümkün Olan Herşey’
bünyesinde, bizim biyolojik bilgisayarımızın neyi ‘okuyup’
neyi ‘okumayacağını’ tayin eden işte bu inanç sistemidir.
İnsan algılamasına egemen olan düşük yoğunluktaki inanç
sistemi, yani korku, depresyon, bölünme, rekabet, din, politika,
‘biz-onlar’ zihniyeti, insanların; ‘Mümkün Olan Herşey’in
sadece minicik bir bölümünü okuyabilmelerine izin verir. Korku;
bütün inanç ve ‘hal’lerin, insan potansiyelini en çok
kısıtlayan şeklidir, çünkü bu hal, onların titreşimsel veya
enerjetik olarak dona kalıp çok yoğun bir titreşimsel kabuğa
çekilmelerine neden olur. Bu durumda da kendimize, korkutuğumuz ne
ise onu çekeriz. Bardağının yarısının boş olduğunu
düşündükçe bardağın yarısı hep boş olur. İşte bu nedenle
de ‘sistem’, insanları hep ‘korku hali’ içinde tutmaya
çalışır.
Etiketler:
bilinç,
duygular,
enerji,
farkındalık,
gerçeğin titreşimleri
12 Ocak 2015 Pazartesi
Gerçeğin Titreşimleri 45 - Plan 21 ve insanların azaltılması
Adım
adım... İnsanların azaltılması...
Bir
bilgisizlik, şaşkınlık ve akıl karşıklığı hali içindeki
insanları kontrol altında tutmak için öne çıkarılan
karşıklığın ve duman perdesinin aşılmasını sağlayan basit
bazı temel kurallar var.
Dünya
halkları aşırı bilgi yağmuru altında kalmış durumda. Tabii ki
gerçek bilgi değil, sadece bilgi. 24 saat süren TV kanalları,
radyo, gazeteler ve Internet insanlık tarihinde hiç görülmemiş
boyutta bilgi akıtıyor. İnsanlar aşırı bilgi yorgunu olunca
şalterleri kapanıyor.
Bir
zamanlar annemin gözlemleyerek söylemiş olduğu gibi: “Birşeyin
biler için iyi olduğunu söylüyorlar, sonra aynı şey için kötü
diyorlar. Baş etmek çok zor!”
İşte
sistem bunu istiyor. Dizin sırası, önce bombardıman et, şakına
çevir, sonra şalter kapansın. Ancak bazı sorular sorarsanız
İllüminati planını bütün şeffaflığı ile görmek mümkün.
İşte bu sorulardan birisi şöyle olabilir: Devlet, parası
olmadığı için muazzam boyutlarda finansal kısıtlama yaparken,
muazzam miktarlara mal olan birşeyler mi yapıyor?
Eğer
cevap ‘evet’ ise, o zaman İllüminati planı yürürlükte
demektir. En belirgin örnek, ‘savaş’tır. Bir ülkenin finansal
koşulları ne kadar kötü olursa olsun, savaş için her zaman para
bulunur. Evet, bunu yaparlar, çünkü devletler savaşa, halkın
iyiliği için değil, İllüminati’nin çıkarı ve insanlar
üzerinde ‘kitlesel kontrol’ dayatmak için girerler.
Amerika
gırtlağına kadar borç içinde. Resmi ulusal borç 15 trilyon
dolar ve bu her gün yaklaşık 4 milyar dolar daha büyüyor.
Neredeyse her bir Amerikan vatandaşının 50.000 dolar borcuna eşit.
Yıllık faiz yaklaşık 430 milyar olup, borcun % 32’si yabancı
ülkelere yapılmış. Trilyonun sayısal görüntüsü
1.000.000.000.000. Bunu şimdiki resmi borca yaklaşmak için 15 ile
çarpın ve asıl borcun bunun da üzerinde olduğunu unutmayın.
Peki
buna karşılık Obama ne yapıyor? Libya ile savaşa giriyor,
Pakistan ve Yemen de sırada. (Ç.N. : David’in
bu makalesi 2011 yılında yazılmıştır).
Afganistan ve Irak’a bunlar da ilave oluyor, Afrika, Orta Doğu ve
Yakın Doğu’daki sömürgeler ise İllüminati’nin işgal ve
katliamlar çılgınlığının içine düşüyor.
Etiketler:
aşılar,
florid,
gdo,
gerçeğin titreşimleri,
haarp,
illuminati,
küresel ısınma,
nato,
plan 21,
radyasyon
14 Aralık 2014 Pazar
David Icke'ın ilk Türkçe kitabı
David Icke'ın ilk Türkçe kitabı "İnsanoğlu Artık Dizlerinin Üzerinden Kalk" pek yakında kitapçılarda
Aslan Artık Uyumuyor
ASLANLAR GİBİ DOĞRULUN
Altedilmez sayılarla,
Doğrul, uykudan uyanan bir aslan gibi!
Sen uykudayken üzerini kaplamış çiyleri
Dünyaya doğru şakırdat, bir zincir gibi!
Siz sayıca çoksunuz,
Onlar ise, neredeyse yok gibi
Şair, Percy Bysshe Shelley’den
Etiketler:
aslan artık uyumuyor,
haberler,
kitap,
video
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

