David
Icke’ın 2012 Temmuz tarihinde yazmış olduğu makale:
Ve
Tanrı dedi ki; (parmağı Alaska’daki düğmeye basılı
olarak)
“Size kuraklık, seller ve salgınlar vereceğim!”
(Oysa
bu ‘küresel ısınma falan değil, sadece ‘Agenda
21/Plan
21’
uygulanıyor!)
2012
Temmuz... Ben bu satırları yazarken benim yaşadığım,
İngiltere’nin güneyindeki Wight Adası’nda güneş pırıl
pırıl parlıyor. Dediklerine göre bu, yağmursuz geçen en uzun
dönem olmuş. Nisan’daki inanılmaz ısı, bu vıcık vıcık yazı
getirdi. Yazın havanın nasıl olacağı konusuyla çok ilgiliyim,
çünkü oğlum kriket oynuyor ve malum, bu oyunun oynanması için
havanın kesinlikle yağmurlu olmaması gerekiyor. Şimdi gökyüzünde
hiç yağmur belirtisi yok, çünkü daha önce haftalarca sağanak
yağdı, çoğunlukla da pencere pervazlarını oynatacak şiddette
bir rüzgar ona eşlik etti.
Wight
Adası İngiltere’nin en güney kıyısında olduğu için
gelirinin çoğunu, adanın plajlarından ve kırlık alanından
yararlanmaya gelen turistlerden sağlıyor. Ancak bu yıl fazla
turist gelmedi, gelenler de zamanlarının çoğunu yağmurdan
kurulanmaya çalışarak geçirmek zorunda kaldılar. İngiltere’de
en kuru geçmesi gereken zamanda sürekli olarak ‘sel’ uyarıları
yapıldı. Malum, İngiltere’nin havasına hiç güven olmaz, zaten
bu nedenle de çok ünlüdür, ama bu sefer durum çok farklı...
Plaja hoşgeldiniz. Yüzmek isteyen var mı?
Aynı
sıralarda A.B.D. ve Kanada’da ise bunun tam tersi oldu ve bu
ülkelerin kalbinde, yani en çok tarım yapılan alanlarda büyük
bir kuraklık oldu. Bu, tıpkı Avrupa’da yağmurların yaptığı
gibi ilkbaharda başladı. Kar yağmadığı için, toprak eriyen
karların sağladığı yarardan da mahrum kaldı. Bunun nedeni Kuzey
Amerika’daki olağan iklim değişikliklerinden kaynaklandı,
ardından rekor seviyede bir sıcak dalgası başladı ve yağmur
yağmadığı için toprağın emmiş olduğu az miktardaki nem de
buharlaştı.

