Çıkmaz sokak gibi göbekli kavşak, dön
dön dur ...
...uyanış, ama farkındalık değil
‘Büyük
Farkındalık’tan değil, ‘Büyük Uyanış’tan söz ediyorum. İkisi arasında muazzam
bir fark var. Eğer uyanışı, farkındalığa taşıyacak olan yola devam edilecekse
bunun doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bir bakıma, bilince tam
açılmak, benim ‘beden aklı’ dediğim mercekten bakarken de mümkün. Bunu anlayabilmek için sadece ‘ölüme yakın deneyim’
veya ‘bedeninin dışına çıkma deneyimi’ yaşamış olan kişilerin yorumlarını
okumanız yeterli. O zaman bu yaşadığımızı sandığımız ‘katı’ illüzyonsu dünyadan,
titreşimsel olarak sadece bir göz kırpma mesafesinde olan realitenin ne kadar
gelişmiş ve farklı olduğunu kavrayabilirsiniz.
Milyarlarca
insan din, bilim, akademi, tıp, eğitim,
cennet-cehennem, hayat-ölüm gibi sayısız realitelere boğulmuş olan sahte bir
holografik dünyaya deşifre etmek üzere bize titreşimsel olarak dayatılan ve
gittikçe yaklaşmakta olan Matriks’in
farlarının ışığına yakalanmış durumda. Kendilerinin isimleri, aileleri, hayat
hikayeleri, ırkları, sınıfları ve gelir düzeyleri olduklarını sanırlarken,
aslında bütün insanlar, önlerine gelen veya gelmeyen
illüzyonları deneyimlemekte olan veya olmayan birer ‘Bilinç’ veya ‘Sonsuz, Herşeyi Bilen
Bilinç’ler.
‘Beden
aklı’ndan daha fazla gelişebildiğimiz zaman, orada bankerler-madenciler,
siyah-beyaz, çobanlar-sürüler, öğreten-öğretilen ve bütün diğer bölünme veya ayırım
illüzyonlarının hiçbirisi yok. Biz insanlar ise, bu çılgın sistematik algılama
manipülasyonu dünyasında kim ve nerede
olduğumuzu unutmuşuz. Bu da
insanları; günlük hayat dediğimiz, bizi
holografik ‘gerçek dünya’ ya deşifre eden sahte realiteyi yapanların kucağında
tam bebekler gibi uyutuyor. İnsanlar neye inanmaları gerekiyorsa ona inanıyor,
neyi izlemeleri söyleniyorsa onu izliyor, neye tezahürat göstermeleri
söylenirse onu tezahürat göseriyor, kimi yuhalamaları söyleniyorsa onu
yuhalıyorlar. Sanırım bunun için kullanılacak en yaygın terim ‘sürü’ zihniyeti...