David Icke’tan ‘Gerçek’in Titreşimleri - VII
Burada sözünü etmekte olduğum düşüncenin esneksizliği, şimdi ‘Yeni Çağ’ akımı olarak bilinen, alternative düşünce ve hayat tarzlarının bütün alanlarında var. Ancak ne yazık ki, Yeni Çağ’cıların önemli bir bölümü bunu, enkarnasyona inanan, ama dogmalarını başkalarına empoze etmeye çalışan yeni bir din haline getirmeye başladı. Sadece kendilerine uyan düşünce ve ifade özgürlüklüğünden bahsettiklerini üzülerek dinlediğim çok zamanlar olmuştur. Bu durumda bunun da eski düşünceden pek farkı kalmıyor, yani eski düşünce Yeni Çağ olarak yeniden paketlenmiş oluyor...
Sanırım bu konuda çok dikkatli olmalıyız. Bu ‘yeni’ düşünce bana, eski bir arabanın üzerine başka bir renkte boya spreylenmiş gibi geliyor. Dışarıdan bakınca yeni görünüyor, ama altındaki pas duruyor.
‘Yeni Çağ’ın düşüncesinin önemli amaçlarından birisi de insanları, neyi düşüneceklerini söyleyenleri dinlemeyip, sadece kalplerini ve önsezilerini izlemeye teşvik etmekti. Bu son derece doğru birşeydi. Oysa şimdi ne oluyor? Şimdi bazı Yeni Çağ’cı kişilerin, insanlara, sürekli olarak ne düşünüp neyi yapmalarını gerektiğini söylediklerini görüyorum. Bu bir öneri de değil, neredeyse emir diyebileceğim bir şekilde oluyor. Bu ‘öğüt’ü kabul etmemek ise, ‘yol’dan çıkmış olmak şeklinde kabul ediliyor, dolayısıyla o ‘yol’da, başkasının, senin olmanın gerektiğini düşündüğü yol oluyor. Şimdi bu kişiler, yüreklerini ve önsezilerini izleme hakkına sahip insanlara saygı duyacakları yerde kendi önsezileri ve inanç sistemlerini başkalarının üzerine empoze etmiş olmuyorlar mı? Benim bildiğim kadarıyla ‘Yeni Çağ’, bunu sürdürmek değil, bununla mücadele etmek için ortaya çıkmıştı. Temelinde pekişen dogmanın sorgulanmaması için ‘Yeni Çağ’cılarda sansürleme bile oluştu. Yeni bir realiteye uyanmakta olan insanlar şimdi de buna saplandılarsa, o zaman bir kontrol sisteminden diğerine geçmişler demektir. O halde “Bir kişi için doğru olan herkes için doğru” oluyor. Bir kez daha dogmaları empoze etmeye başlarsanız, Eski Çağ geri geldi demektir.