4 Haziran 2013 Salı

David Icke’ın websitesinden Duyuru: Halkın Sesi




HALKIN SESİ
Şirket Medya’sının hiç dokunmadığı bilgi, olay ve görüşlerin yayınlanacağı özgür ‘Dünya Internet TV ve Radyo istasyonu’ Not: Lütfen unutmayın, 100.000 poundluk hedefimize ulaşamazsak, katılımlarınız tam olarak geri ödenecektir.

‘Halkın Sesi’ nedir?
Dünyadaki düzgün insanların, gözetleme tiranlığı ve baskısına karşı  ‘Ne yapabilirim?’ sorusu çok soruluyor. ‘İnsanlar seslerini duyurabilmeliler!’ dendiğini ne kadar çok duyuyoruz.
İşte, ‘Ne yapabilirim?’ sorusuna verilecek bu  cevap, insanların sesinin duyulabileceğini garanti edecek.
Yaklaşık çeyrek asırdır dünya çapında,  sırlar ve bastırılmış bilgileri aktarıyorum.  Yirmi yıl gazete, radyo istasyonları ve BBC televizyonunda çalıştım.  Alternatif medya konusunda da yeterince tecrübem var.
Şu bir gerçek ki; şirketlerin sahibi olduğu günlük medya, size asla gerçeği  de söylemez, dünyada gerçekten neler olduğu konusunda bilgileri de ifşa etmez.  Yani şirketler ve hükümetler, sahibi oldukları medya yoluyla kendilerini  ifşa edecekler öyle mi? Şaka mı ediyorsunuz?  
İşte nu nedenle şirket medyası, halkın ilgisi doğrultusunda hizmet vermez, sadece  efendisi olan şirketlere  ve hükümetlere hizmet eder.  Açıkçası, şirketler halkın sesini duyurmaz, dolayısıyla bunu kendimiz yapmalıyız. Bu bizim için iyi bir fırsat ve bu çöküş, ekonomik bir tiranlığa dönüşmeden, gözetleme baskısı da- insanlık adına geriye kalmış ne varsa- arkamızdan kapıyı kapatmadan önce davranmakta yarar var.
Yayına başlamamız için aylar içersinde en az 100.000 pound bulmamız lazım. Bu sayının üzerindeki herhangi bir rakam ise ‘Halkın Sesi’ni,  gittikçe daha büyük, daha iyi ve daha etkin hale getirecektir. Rüyalar gerçek olabilir ve bu rüya da bu ölçü oranında realiteye dönüşebilir.
Bu benim rüyam.  Bu suretle protestoların ötesine geçilebilir, medya  bypass yapılabilir. Şirket medyası, sansür nedeniyle araştırmayı reddeder. Oysa  dünya insanlarının, dünya olayları hakkında  gerçeklerin anlatıldığı özgür bir mikrofon ve kameraya, doğrudan erişimleri sağlanabilir.
‘Halkın Sesi’ Londra’dan yayınlanacak, ama bu bir ‘dünya’ istasyonu olacak. Bunda hepimiz biriz, bir araya gelmeli, birlikte konuşmalı, dünyadaki uyanış için birlikte çalışmalıyız.
Hergün, İngiltere, A.B.D., Avustralya/Yeni Zelanda, Afrika ve her yerdeki sunucularla gerçekleştireceğimiz kaliteli bir yayın programımız olacak.
Ne yayınlayacağız?
Şirket medyasının görmemezlikten vey a duymamazlıktan geldiği, özellikle de Orta ve Yakın Doğu’daki insanların vereceği doğru bilgiler ve deneyimlerinin sesini duyurmak istiyorum.

‘Halkın Sesi’ röportajcılarının, zengin ve güçlü olanlara, şirket medyası muhabirlerinin sormaya korktukları; ‘dünya olaylarının içindeki kendi rolleri’ hakkındaki soruları sorabilmelerini istiyorum. ‘Şirket medya’ mensuplarının çoğu ne soracağını bile bilmiyor, çünkü hiç araştırma yapmamış oluyorlar.  
Dünyanın dört bir yanından gerçeği anlatan ‘içeri’den kişilere ve alanlarında uzman araştımacılara, bilgilerini paylaşmaları için yayına katılma imkanı, dünyada  olanlarla ilgili  olarak yorum yapmak isteyen dinleyic/izleyiciler için de sürekli olarak telefon bağlantısı sağlanacak.
Şirket medyası tarafından yanlış sunulan veya dikkate alınmayan halk  protestolarının sesine,  susturulmuş insanların düşüncelerine ve hikayelerine canlı olarak yer verilecek. Bunu ve insanların karşılıklı destek ve diyalog içersine getirecek olan diğer girişimleri desteklemek  için aracı olacağız.
‘Halkın Sesi’’ni istediğimiz düzeyde başlatmak için fonu bir an önce yükselterek müthiş bir etki sağlayabiliriz. Belki varlığımız, birilerinin şirket medyasının finoları olmak yerine,  gerçek muhabirler olmaya başlamalarını sağlayabilir.      
‘Halkın Sesi’nde, müzisyen ve diğer sanatsal ifade yollarına da yer verilecek. Küresel bir izleyici kitlesiyle  yetenek ve sezgilerini paylaşma talepleri sürekli olarak reddedilmiş olan yetenekli, yaratıcı ve özgün müzisyen, komedyen ve artistlere de yer verilecek.  ‘Yapılması Şart olanlar’dan birisi de, herkesi daha derin bir seviyede biraraya getirecek olan düzenli bir küresel meditasyon...
‘Halkın Sesi’nde , iftira veya karalama  amaçlı olanlar hariç, hiçbir ses sansürlenmeyecek, sindirilmeyecek.   Özellikle üzerinde durduğumuz iki konu var;  ‘İnsanların seslerini duyurma hakkı’ ve ‘İnsanlara, bilmeleri gereken bilgilerin verilmesi’.
‘Halkın Sesi’,  kendi kendine tayin edilmiş bir otorite ile sindirilemez. Ortaya dökülmekte olan tiranlığa, dayatmalara ve özgürlük kıstlamaklarına karşıdır.   
Halkın sesini duyurması zamanı geldi- işte onların mikrofonu burada... Neden 100.000 Pound’a ihtiyacımız var?
Londra’da bir radyo kurmak çok masraflı bir iş. Bunu gerçekleştirebilmek için harcama yapılması gereken durumlar var:
-Stüdyo ve ofis kirası.
-Yayın sağlayabilmek için reji/yönetim masası, kamera, ışık, ses ve yazılım düzenleri.
-Bir ‘Set’ yapmak.
-Bir başlangıç  yapmak ve bunu sürdürmek için gereken ‘yayın bandı’nın masrafları.
-İstasyonu 24/7 sürdürebilmek için tam gün çalışacak bir teknik ekip.  
100.000 Pound, yayını ilk altı ay boyunca sürdürebilmek için gereken en minimum miktar. Yayın başladıktan sonra reklam gelirlerinin,  yayının kendi kendisi için yeterli olması gerekiyor.
Bunun gerçekleşmesi için ne yapabilirim?
-100.000 Pound’u sağlayabilmemiz için,  sizin için ne kadar uygunsa o kadar katkıda bulunun. Her kuruşun yararı olacaktır.
-Web sayfasının sağ yanında sağlanacak bazı avantajlara bakın.
-Bu sayfayı, tamamen ücretsiz ve sansürsüz bir TV ve Radyo istasyonuna ilgi duyan  arkadaş, aile veya herhangi birisi ile paylaşabilirsiniz.
Peki başka neler yaptınız?
Biz küçük bir ekibiz.  Bütün engellere rağmen epeyce birşey yaptık sayılır.  Son zamanlarda yaptıklarımızdan birkaç örnek:
(David Icke Wembley Arena sunumu- 27 Ekim2012.  Prodüksiyon:  Sean Adl-Tabatabai, Yönetmen: Simon Morris, Düzenleme: Mathew Kennedy)
(David Icke, doğaçlama belgesel ‘Occupy Wall Street. Kasım 2011 Yönetmen-Prodüktör Sean Adl-Tabatabai, Düzenleme: Miki Zoric).
Gareth Icke Müzik videosu ‘Remember Who You Are/Kim Olduğunuzu Hatırlayın’,  Prodüksiyon: Sean Adl-Tabatabai, Yönetim ve Düzenleme: Miki Zoric).
Hedefimize ulaştığımız zaman, tam gün bizimle çalışacak  yetenekli film yapımcıları, yayıncılar ve teknik uzmanlara ulaşmış durumdayız.    
Önümüzdeki Yol
25 yıl önce şimdiki yolculuğuma başladığım zaman İngiltere’de alay edilmeden gezebildiğim tek sokak kalmamıştı, çünkü şirket medyası bütün ülkeye benim ‘deli’olduğumu söylemiş, çoğu kişi de buna inanmıştı.
Medya sonunda işimin bittiğine ikna olup, arkasında bir ceset daha bırakarak başka parlak zaferler kazanma yoluna devam etmişti. Sanırım ben ve çevremdekiler, o zaman müthiş bir mücadele denilebilecek duruma göğüs gerdik.
‘Ceset’ diye bıraktıkları enkaz ölmemişti! Ayağa kalktı, koşmaya başladı, hatta depar attı! Nasıl bir dönüş oldu? Dünyada onbinlerce insan, zihnini  benim araştırdığım ve ilettiğim bilgiye açıyor, ben de onlara seslerini duyurmaları için bir platform imkanı vermek istiyorum.
Bizimle uğraşılması bizi yok etmek için bir tehdit olamaz. Ancak artık bir cevap verilmesi lazım, çünkü bu cevabı almadan iflah olmayacaklar. Başarı için total kararlılık kesin sonuç verir.
Böylesi bir macerada tabii ki güçlükler çok olur, ama güçlükleri yenecek kararlılığa ve desteğe sahibiz. Daha iyi ve daha güçlü olacağız. Bizim sözlüğümüzde ‘imkansız’ kelimesi olamaz. Çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceği bu denli tehlikedeyken zaten başka nasıl olabilir?
David Icke

RINF Alternatif Haber’den
Mick Meaney

Araştırmacı yazar David Icke, yeni bir cesur adım daha atıyor. Şirket medyasının korkak, kontrollü, ya da dokunmaya cesaret edemediği konuların 24/7 yayınlanacağı bir  Internet TV ve radyo istasyonu kuruyor.
Tabii bu cesur girişim David için değil, sizlerin girişimi olacak...
Başlangıç için 100.000 Pound’a ihtiyaç olan bu platform vatandaş gazeteciliği, bağımsız gazetecilik, araştırmacılar ve sesini duyurmak isteyen herkes için birinci sınıf bir kanal olacak.
David, sadece bir ay önce aklına gelen proje ile ilgili gelişmeleri şöyle anlatıyor:
“Haklısın, bu benim için değil. Tabii ki önümüzdeki aylarda çok çalışacağım, ama bu bir ‘David Icke Show’ olmayacak, ben sadece geri planda düşünceler, fikirler ve projelerin içinde olacağım.
Bu işi yürütmek için ücretle çalışanlar da olacak, ama asıl ihtiyacımız olan, zamanı uygun olan gönüllülerin sağlayacağı  katkılar. Bu platformu gerçekleştirmek ve yayının parasız çalışması  için elimden gelen herşeyi yapıyorum. Bu nedenle sanırım istasyonun ilk gönüllüsü benim. Tabii ki, çok sayıda gönüllünün ilki olmayı ümid ediyorum.
Herşey çok hızlı oldı, ama fikir ortaya çıkıp da mutabık kalındığında web-master Sean’ın payı büyük oldu. Sunday Times’ın alıştığımız beton zihniyetli gazetecileri benimle bir röportaj yaptılar.  Bu bize, böyle ‘şirket medyası’ aracılığı ile insanlara duymaları gereken bilgileri hiçbir zaman ulaştıramayacağımızı gösterdi.  
O sırada bir arkadaşım Internet’te ‘satılık radyo’ ilanı görmüş. Teknoloji ve kurulum bize uymadı, ama fikir tetiklenmiş oldu.  “İnsanlara 24 saat sansürsüz yayın yapan kendi  dünya radyo-TV istasyonumuzu başlatalım” dedik.  Daha üzerinden bir ay bile geçmedi, kendimizi içinde bulduk.
İçerik açısından kafamda bir sürü fikir var, çoğu da halk tarafından yönlendirilecek ve üretilecek.  Öncelikli olarak  yapmak istediğim,  insanların konuyla ilgili olarak, kendilerinin yapmış oldukları nice değerli videoyu göstermek. Yoksa hepsi öylece sadece Youtube’da kalır. Bir sunucu, o videoları  gündeme getirip yapanlara konuyla ilgili konuşma imkanı sağlayabilir.  Yapacağımız çok şey var, aslında ‘sınırsız’ diyebilirim.
Websitesinde David şöyle yazmış:
“Bu suretle protestonun daha ötesine geçilebilir, medya  bypass yapılabilir. Şirket medya sansürünün  araştırmayı reddettiği, ama  dünya insanlarının, dünya olaylarının gerçeklerinin anlatıldığı  bir mikrofon ve kameraya doğrudan erişimleri sağlanabilir.”
Bir saniye durup bir düşünün.  Daha önce de girişimdi bulunulmuştu, ama hiçbir zaman bu ölçekte olmamıştı.  Internet’in hızlı bir şekilde dünyanın her yerine ulaşması ‘Halkın Sesi’ için büyük bir avantaj tabii ki.  Sıcak gelişme haberlerine bile   yerindeki  kaynaklardan ulaşılabilir.
Halkın, denetim altında tutulan şirket medyasına olan güveninde hızlı bir düşüş olduğu için bu durum,  şirket medyasını bastıracak ve ona rekabet edecek bir alternatif oluşturma fırsatı doğuruyor.  
1990’larda David Icke’ın kitaplarını ilk okumaya başladığım sıralarda, alternatif medya da,  şirket medyası da onunla alay ediyordu. Son 15 yıldır David’in gittikçe güçlendiğini gördüm. Araştırıp bulduklarını paylaşmaya başlayalı 25 yıl geçmiş.
Ben de dahil olmak üzere, artık kimseyle alay etmeyen arkadaş sayısında büyük bir artış var.  Kuruluşlara hesap soruluyor, özellikle de  yönetici elit grubun artık iyice ortaya çıkan  suçlarına tepki gösteriliyor. Bunu, David Icke ve diğer araştırmacıların yıllardır süren özverili çalışmalarına borçluyuz.
Bazıları hala buna bir ‘moda’ dese de, tarihin en müthiş değişiminin arifesindeyiz. Çok sayıda inancını yitirmiş insan artık sesini yükseltiyor. İşin ilginç tarafı, şirket medyası insanların sesini susturmaya çalışırken, onların sesi daha da yüksek çıkmaya başladı. Şimdi ise artık kükrüyorlar!      

Paylaşım